BASIN AÇIKLAMASI

Dünya Su Günü

  • Su yoksa hayat yoktur.
  • Su, bir meta değil; yaşam hakkının kendisidir
  • Tüketicilerin sağlıklı ve güvenli su hakkıdır
  • Su tasarrufu ve bilinçli kullanım eğitimle başlar
  • Bilimsel veriye dayalı su politikaları oluşturulmalıdır
  • Tüketicilere sağlıklı, güvenli ve yeterli su sağlamak devletin anayasal sorumluluğudur.

Su, yaşamın temelidir; vazgeçilmezdir, ertelenemezdir. Bu nedenle temiz ve yeterli suya erişim, evrense tüketici haklarından temel ihtiyaçların karşılanması hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.

Bugün suya erişimde  sorun yaşanması, eşitsizlik ve ihmal; yalnızca bir hizmet sorunu değil, doğrudan tüketicinin yaşam hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Suya erişim bir ayrıcalık değil, herkes için güvence altına alınması gereken temel bir haktır.

Tüketicilerin, suya erişimde yalnızca miktarı değil, doğrudan sağlıklı ve güvenli suya ulaşmayı kapsar. Kirli, denetimsiz ve sağlıksız su; bulaşıcı hastalıklardan kronik sağlık sorunlarına kadar geniş bir yelpazede toplum sağlığını ciddi biçimde tehdit etmektedir. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, düzenli ve bağımsız denetimlerin yapılması ve suyun güvenliğinin sağlanması, kamu otoritelerinin temel ve vazgeçilmez sorumluluğudur.

Tüketiciler kullandığı suyun kalitesi, kaynağı, risk durumu ve denetim sonuçları hakkında eksiksiz, doğru ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmelidir. Bu şeffaflığın sağlanması yalnızca idari bir yükümlülük değil, aynı zamanda toplum sağlığının korunmasının temel şartıdır. Güvenilir ve sürdürülebilir su kaynaklarına erişimin sağlanması; hizmet kalitesinin artırılması ve tüketicinin tercih özgürlüğünün korunması, kamu otoriteleri ve hizmet sağlayıcıların ortak sorumluluğudur.

Suyun korunması ve sürdürülebilir kullanımı açısından stratejik önemdedir.  Su tasarrufu ve bilinçli kullanım kültürü, toplumun tüm kesimlerine yayılmalı; özellikle örgün eğitim sisteminde, ilkokuldan itibaren kalıcı eğitim programlarıyla desteklenmelidir. Çocuklara erken yaşta suyun değeri ve korunması öğretilmediği sürece, su krizinin önüne geçmek mümkün değildir.

Unutulmamalıdır ki su, doğanın en nadir ve hayati varlıklarından biridir.

Su kaynaklarının kirletilmesi yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da tehdit etmektedir. Vahşi ve bilinçsiz su kullanımı, geri dönüşü zor çevresel tahribatlara yol açmaktadır. Tüketicilerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, suyun korunmasıyla doğrudan ilişkilidir.  Su kullanım süreçleri etkin biçimde izlenmeli, Bilimsel veriye dayalı su politikaları oluşturulmalı, Tarım başta olmak üzere tüm alanlarda modern sulama teknikleri yaygınlaştırılmalı, Alternatif su kaynakları korunmalı ve sürdürülebilir yönetim sağlanmalıdır

Kirli, sağlıksız veya yetersiz su nedeniyle ortaya çıkan her türlü zarar eksiksiz biçimde karşılanmalıdır. Su hizmetini sunan tüm kurum ve kuruluşlar, tüketicilere güvenli ve yeterli su sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca teknik değil; aynı zamanda toplumsal sözleşmenin ve kamu sorumluluğunun zorunlu bir gereğidir. Hiçbir tüketici su kaynaklı mağduriyet karşısında yalnız bırakılmamalıdır.

Tüketicileri: Birlik olmaya, Örgütlenmeye, Karar süreçlerine katılmaya davet ediyoruz. Çünkü örgütlü bir toplum, su yönetiminde etkili olabilir ve daha adil, şeffaf ve sürdürülebilir politikaların oluşmasına katkı sunabilir.

Bu çerçevede; Tüketiciler, Kamu denetim otoriteleri, yerel yönetimler, üniversiteler ve bilim insanları, Demokratik kitle örgütleri, arasında çok paydaşlı ve sürekli bir iş birliği mekanizması kurulması zorunludur.

Bu iş birliği; Bilimsel veri üretimini Etkin denetimi. Kamu şeffaflığını, Tüketici katılımını, güçlendirecek, su yönetiminde sürdürülebilirliği sağlayacaktır.

Su, bir meta değil; yaşam hakkının kendisidir. Suyu korumak, yalnız bugünün değil yarının da sorumluluğudur.

Ergün Kılıç

Tüketici Hakları Derneği

Genel Başkanı


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir