Sayın Bakanlık ve Kamu Kurumu Temsilcileri, Değerli Tüketici Örgütü Yöneticileri, Kıymetli Katılımcılar,
28 Tüketici Konseyine;
Bugün burada, Tüketicinin sorunlarının ve yasal ihtiyaçlarının belirlenmesi ile çıkarlarının korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri ve tüketici hakların uygulanmasına yönelik düşüncelerimizi değerlendirmek üzere bir araya geldik.
Tüketicinin hak mücadelesini konuşacağız tavsiye karaları alacağız.
Tüketici Hakları Derneği olarak, Tüketicinin sorunlarının yalnızca bireysel bir talep olarak değil, kamucu, planlayıcı ve katılımcı bir politika ile ele alınması gerekliliğini ifade etmek istiyorum.
Çünkü Tüketicinin korunmadığı yerde ne piyasa adil olur, ne toplum huzurlu olur, ne de gelecek güvenli olur.
Değerli Katılımcılar;
Serbest piyasanın kendi haline bırakıldığında ne kadar acımasız olduğunu hepimiz yaşayarak gördük. Enflasyon, fahiş fiyatlar, gıda güvenliği sorunları, yanıltıcı reklamlar…
İşte bu noktada kamucu bir politika devreye girmesi gerektiğini düşünüyoruz…
- Devlet, tüketiciyi yalnızca “müşteri” değil, hak sahibi, korunması ve desteklenmesi gereken yurttaş olarak görmek zorundadır
- Eğitim, sağlık, gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlar piyasanın insafına bırakılmamalı, toplumun ortak yararı gözetilerek planlanmalı ve güvence altına alınmalıdır
- Dolaylı vergiler, tüketicilerin temel ihtiyaçlara erişimini ve ekonomik güvenliğini koruyacak şekilde kademeli olarak kaldırılmalıdır. Vergilerin kazanca göre alınacağı şeffaf ve adil bir sistem getirilmelidir.
- Gözetim ve denetim mekanizmaları yalnızca mevzuat kitaplarında değil, hayatın içinde; etkili, şeffaf ve caydırıcı biçimde işletilmelidir
Bu çerçevede;
1 Yoksulluğun Kalıcı Olarak Giderilmesi
- Yoksullukla mücadele, geçici yardımlarla değil, insan onuruna yakışır iş imkanları ve kalıcı sosyal güvenlik mekanizmalarıyla sağlanmalıdır.
- Asgari ücret ve sosyal yardımlar, çağdaş yaşam standardına göre düzenlenmelidir.
- Gıda, su, barınma, enerji, sağlık gibi Temel İhtiyaçlar piyasa koşullarına terk edilmeyecek; kamu tarafından garanti altına alınacak alanlardır.
2.Barınma Hakkı güvence altına alınmalıdır
- Düşük ve orta gelirli hanelerin barınma hakkı güvence altına alınmalı.
- Kamu destekli, uzun vadeli ve kira kontrollü sosyal konut projeleri hayata geçirilmeli.
- Enerji verimli, dayanıklı ve yaşam kalitesi yüksek konut alanları planlanmalı.
- Merkez idare ve Yerel yönetimler, boş kamu arazilerini sosyal konut için tahsis etmeli; süreçlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanmalı.
- Sosyal konut alanları, topluluk merkezleri, çocuk parkları ve sosyal hizmet birimleriyle entegre edilerek toplumsal uyum güçlendirilmelidir.
- Kamu, özel sektör ve uluslararası kaynakların dahil olduğu sürdürülebilir bir finansman modeli geliştirilmelidir.
3. Çocuklarımız gençlerimiz bizim geleceğimizdir.
- Devlet okullarının altyapısı güçlendirilmeli, eğitim bütçesi artırılmalıdır.
- Dezavantajlı bölgelerde özel teşvik programları uygulanmalı.
- Dijital eşitsizlikler ücretsiz internet ve cihaz desteğiyle azaltılmalı.
- Özel eğitim ihtiyacı olan çocuklara kapsayıcı politikalarla erişim sağlanmalıdır.
- Yoksul ailelerin çocuklarına ücretsiz okul yemeği gibi programlar uygulanmalıdır.
4. Dezavantajlı Tüketicilerin Korunması
- Yaşlı aylıkları, yaşam maliyetlerini karşılayabilecek düzeye çıkarılmalıdır.
- Yaşlı bireyler için yaşam merkezleri, evde sağlık desteği ve erişilebilir ulaşım imkânları yaygınlaştırılmalıdır.
- Engelliler için erişilebilirlik standartları zorunlu ve sıkı denetime tabi olmalıdır.
- Kronik hastalar için ilaç ve sağlık hizmetlerinde ek destekler sağlanmalıdır
- Kadın ve genç tüketiciler için dijital pazarlarda özel denetim ve bilinçlendirme mekanizmaları kurulmalıdır
- Çocuk tüketiciler reklam, dijital oyun ve gıda ürünlerinde özel koruma politikalarıyla desteklenmelidir.
Değerli katılımcılar
5. Tüketici politikası günlük krizlere göre şekillenen değil, uzun vadeli ve hak temelli bir planlamayla yürütülmelidir.
- E-ticaret ve dijital pazarlarda tüketici verilerinin korunması,
- Yaşlılar, kadınalar, çocuk ve genç (yani kırılgan) tüketicilerin dijital sömürüye karşı korunması planlı bir kamu politikası ile sağlanmalıdır.
- Doğal kaynakların sınırlı olduğu gerçeğinden hareketle, Sürdürülebilir üretim ve tüketim politikaları çevreye duyarlı ve adil geçişi sağlayacak biçimde planlanmalıdır.
- Dünya ile rekabet edebilecek bir ekonomi oluşturmak için yerli sanayi geliştirilmelidir; üretim odaklı mal ve hizmet politikaları ile verimlilik ve kalite artırılmalıdır.
- Üretimden tüketime kadar her aşaması denetlenen, planlı ve hak temelli bir ekonomik sistem geliştirilmelidir. Bu sistem, öncelikle yerli üreticiyi koruyarak, üretim ve tüketim süreçlerinde adaleti sağlamayı hedeflemelidir.
- Planlama olmadan tüketici hakları, yalnızca iyi niyetli bir dilek olarak kalır.
6.Tüketici Örgütleri Olmadan Olmaz
Tüketicinin sesi olmadan, alınan hiçbir karar demokratik olamaz. Katılımcılık, tüketici politikalarının meşruiyetini ve etkinliğini artırır.
- Tüketici örgütleri yalnızca “danışılan” değil, karar alma süreçlerinin asli unsuru olmalıdır.
- Kamu desteği, tüketici örgütlerini bağımsızlaştıracak, araştırma ve eğitim faaliyetleri için kaynak sağlayacak şekilde kurgulanmalıdır.
- Yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar, tüketici örgütleri ile sürekli istişare mekanizmaları kurulmalıdır.
Unutulmamalı; Güçlü tüketici örgütleri, güçlü tüketici politikalarının teminatıdır.
…
Tüketici hak mücadelesi, bireysel bir mücadele değildir.
Hak Temelli, Kamucu, Planlayıcı ve Katılımcı Bir Politika gerektirir.
Aynı zamanda adaletli bir piyasa, sağlıklı bir toplum, güvenli bir gelecek ve sürdürülebilir bir yaşam mücadelesidir.
Değerli Katılımcılar
7.Kamucu ve Katılımcı Politikanın Çatısı Tüketici Bakanlığı olmalıdır.
Bugün tüketici politikalarının dağınık kurumlar arasında eşgüdümde sorunlu olduğunu görüyoruz.
Çözüm Önerimiz:
- Liyakat esaslı kadrolardan oluşan Piyasa Gözetimi ve Denetimi Genel Müdürlükleri tek çatı altında toplanması, ve Bağımsız bir Tüketici Bakanlığı kurulmalıdır.
Tüketici bakanlık yalnızca denetleyen değil, aynı zamanda planlayan, koordine eden ve tüketici örgütleriyle birlikte karar üreten bir yapı olmalıdır.
Bugün bizlere düşen görev;
- Kamucu bir anlayışla tüketiciyi korumak, olmalıdır.
- Planlayıcı bir yaklaşımla gelecek nesillerin haklarını güvence altına almak,
- Katılımcı bir politika ile tüketici örgütlerinin sesini karar mekanizmalarına taşımak,
- Ve bütün bunların çatısını oluşturacak bağımsız bir Tüketici Bakanlığını kurulması için çalışmalar yapmaktır…
Ancak o zaman, tüketicinin hak mücadelesi gerçek anlamda kazanılmış olacaktır.
Teşekkür ederim.
Ergün Kılıç
Tüketici Haklar Derneği
Genel Başkanı
İletişim; 0532674 0110
ergunsu06@gmail.com



Bir yanıt yazın