BASIN VE KAMUOYUNA

  • İŞÇİ VE MEMUR SENDİKALARINA ÇAĞRIMIZDIR.
  • KADIN HAKLARI MÜCADELESİNDEN TÜKETİME
  • ÜRETİMDEN GELEN GÜÇ, TÜKETİMDEN GELEN GÜÇLE BİRLEŞMELİ
  • BİRLİK GÜÇTÜR, MÜCADELE KAZANDIRIR!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların insan onuruna yakışır çalışma koşulları, eşit haklar ve özgürlük mücadelesinin simgesidir. Bugün, kadın emeğinin sömürüsüne, ayrımcılığa ve eşitsizliğe karşı verilen tarihi bir direnişin adıdır. Ancak kapitalist sistem, bu anlamlı günü kadın haklarını ve sosyal güvenceleri tanımak yerine, reklam ve pazarlama stratejileriyle ticarileştirmeye çalışmaktadır.

Mağazalar ve markalar, 8 Mart’ı indirim kampanyalarıyla tüketim çılgınlığına dönüştürerek, kadın mücadelesinin ruhunu zayıflatmaktadır. Kadın hakları mücadelesinin simgesi olan bu özel gün, yüzeysel kutlamalarla asla değersizleştirilemez. Bu nedenle, kadınlar örgütlenmeli ve mücadele tarihine sahip çıkmalı; emeğin ve eşitliğin savunusunu büyüterek, kapitalizmin dayattığı sahte kutlamalara karşı sesini yükseltmelidir.

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü” tarihi, işçi kadınların ağır çalışma koşullarına karşı verdiği mücadeleye dayanmaktadır. 1857’de New York’ta tekstil işçisi kadınların daha iyi çalışma koşulları talebiyle yaptığı grevde 129 kadının fabrikada çıkan yangında hayatını kaybetmesi, kadın mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen 2. Enternasyonal Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edilmiştir.

Tarih boyunca kapitalizm, kadın emeğini ucuz işgücü olarak görmüş ve kadınları düşük ücretle, uzun çalışma saatlerine ve güvencesiz işlere mahkûm etmiştir. Sanayi devriminden günümüze kadar: Kadınlar, erkeklere kıyasla daha düşük ücret almış, sigortasız, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mahkûm edilmiştir. Ev içi emeği ise göz ardı edilerek “ikinci iş” gibi değerlendirilmiştir. Doğum izni, emzirme saatleri gibi temel haklar çoğu zaman yok sayılmış, işverenler için kadın hakları maliyet artıran unsurlar ve gerekçeler olarak görülmüştür. Kadınların sendikal ve siyasal katılımı engellenmiştir. Bugün dahi dünya genelinde, işgücüne katılım oranı, ücret eşitsizliği ve kadınların çalışma hayatında maruz kaldığı eşitsizlikler dikkat çeken bir durumdur.

Kadın hakları mücadelesi sadece kadınların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Sessiz kalmak suça ortak olmaktır; kadınların gerçek taleplerine haykırılması için kadınların hak temelli örgütlenmeleri desteklenmeli, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, eşit işe eşit ücret verilmesi, şiddet, mobbing ve yaşam hakları mücadele örgütlenmelidir. Üretimden gelen güç ile tüketimden gelen güç birleştirilmelidir. Bu gidişe dur demek için Tüketici Hakları Derneği olarak, işçi ve memur sendikalarına çağrımızdır:

Bu gidişatı durdurma gücümüz var, gücümüz birliğimiz olmalıdır! Güçlerimizi birleştirelim.

Kadın hakları mücadelesinde yaşamını yitiren emekçi kadınları saygıyla anıyoruz.


Birlik güçtür. Mücadele kazandırır!

Ergün Kılıç
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı

Tel; 0532 6740110


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir