Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - TEBLİĞLER
 

Enerji Politikalarının Toplumsal Etkileri Ve Tüketici Hakları

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı

Özet

Tüketici olarak günümüz koşullarında yaşamımızı sürdürebilmek için elektrik,doğalgaz,benzin gibi enerji mal ve hizmetlerini kullanmak zorundayız. Bu itibarla,enerji en temel bir kamusal hizmet ve tüketici hakkı olmakla birlikte stratejik bir olgudur.

Tüm dünyada ve ülkemizde 1980’li yıllardan itibaren emperyalist – kapitalist tekellerin isteği ile başlatılan neolibaral ekonomik politikaların bir göstergesi olarak,enerji üretim ve dağıtımındaki özelleştirmeler elektrik,benzin,doğalgaz ve diğer enerji türlerinin ülkemizde pahalanmasına,kamu yararı anlayışının terk edilmesine,tüketici haklarına aykırı bir politika izlenmesine neden olmuştur.

Kamu tekeli durumundaki elektrik üretim ve dağıtım kuruluşlarının özelleştirilmesi elektrikteki pahalılığın temel nedenlerinden birisidir. Bununla birlikte,ülkemizde doğalgaz,petrol ve kömür gibi enerji türleri yönüyle dışa bağımlı bir enerji politikası uygulanması elektrik,doğalgaz,benzin gibi günlük yaşamda kullanılan enerji türlerinin pahalı olmasının diğer bir nedenidir.

Enerjide dışa bağımlı bir politika yürütülmesi,aynı zamanda ülkemizde yaşanan genel ekonomik sıkıntıların,işsizliğin ve yoksulluğun da nedenlerinden birisidir.Türkiye,tüm ithalata yaptığı ödemenin ¼ ‘ünü yalnızca bu üç kaleme yapmaktadır. Dışa bağımlı enerji politikaları ve enerjideki özelleştirmelerin yanı sıra kamu yararı ve tüketici haklarına uygun olmayan fiyatlandırma politikaları da elektrik,doğalgaz ve benzin gibi enerji türlerinin pahalı olmasının önemli bir nedenidir. Örneğin,elektrik ve doğalgazdan % 18 gibi yüksek oranda KDV alınması bu enerji türlerini pahalı hale getirmektedir. Bununla birlikte, % 15 dolayındaki kayıp-kaçak bedeli,sorumlusu olmadıkları halde tüketicilerin sırtına yüklenmektedir.Tüketicilere,kullanmadıkları ve daha çok hizmet ve sanayi sektörünün çaldığı elektriğin bedeli ödettirilmektedir.Diğer taraftan,enerji fonu,sayaç okuma bedeli de tüketicilerin elektrik faturalarını yükselten diğer haksız kesinti kalemleridir.
Bugün itibariyle,dar gelirli,yoksul tüketicilerin yüksek oranda bir kesiminin yıllık eşdeğer hane halkı gelirleri dikkate alındığında,elektrik ve doğalgaz giderlerinin her birisinin hane halkı gelirinin % 10’nunu geçmesi nedeniyle, elektrik ve doğalgaz yoksulu ¹ oldukları görülmektedir.

1) Elektrikteki Fiyat Politikalarının Arkasındaki Gerçekler

Elektriğin özelleştirilmesini savunan kişi ve çevreler, elektriğin özelleştirilmesi durumunda rekabet olacağından daha ucuza ve daha kaliteli sağlanabileceğini ileri sürmektedirler. Oysa, ülkemizde bu düşüncenin tam tersine elektrik üretiminin ve dağıtımının özelleştirilmesi nedeniyle fiyatlar artmış ve çeşitli sorunlar çıkmıştır.

Türkiye’de, elektrik enerjisinin ağırlıklı olarak ithal doğal gaza dayalı olması, elektriğe sürekli olarak zam yapılmasının ve elektriğin pahalı olmasının en önemli nedenlerinden birisidir. Elektriğin pahalı olmasının diğer nedenleri ise; kayıp-kaçak elektriğin tüketicilere yansıtılması, yap-işlet ve yap-işlet-devret ile ya al – ya öde anlaşmaları, TEK’in parçalanmış olması, teknolojik ve yenilenme yatırımlarının yapılmamış olması, %18 KDV alınmasıdır.

Elektrik fiyatlarına yansıtılan kayıp-kaçak bedelleri hukuksuzluğun, tüketici haklarına aykırılığın önemli bir göstergesidir. 2011 tarihinde kayıp-kaçak bedelinin faturalarda gösterilmeye başlandıktan sonra gelen tepkiler sonucunda yeniden gizlenmesi ise özrün kabahatten büyüklüğünü gösteren bir uygulamadır. Kayıp-kaçak bedellerinin faturalarda ayrı bir kalem olarak gösterilmesi sürecinde, yapılan harcamalarda tüketicilerin ödeyeceği toplam bedelin yüzde 9-10 arasında olduğu görülmüştür. Kayıpları azaltmayıp ya da kayıpları azaltacak yatırım ve yenilemeleri yapmayıp bunun kolay yoldan tüketicilere yansıtılması kabul edilemez bir yaklaşım olmakla birlikte, kaçak elektrik bedelinin tüketicilere yansıtılması tam bir hukuksuzluk ve kepazeliktir. Çünkü, tüketicilere kullanmadığı ve kaçırmadığı elektriğin bedeli ödettirilmektedir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa ve Borçlar Yasasına göre, bu uygulama ve işlemin yasal tanımı “ayıplı bir hizmet” tir. Tüketici Hakları Derneği olarak kayıp-kaçak bedelinin faturalara yansıtılması işleminin iptali için Danıştay’a dava açmış bulunuyoruz.

Elektriğin maliyetini ve fiyatını arttıran bir başka neden ise TEK’in parçalanmış olmasıdır. Tüketici Hakları Derneği olarak yapmış olduğumuz bir incelemede şöyle bir gerçekle karşılaştık: Eğer elektrik üretiminin önemli bir kısmı ithal doğal gaza bağlı olmasaydı, yap-işlet-devret ve yap-işlet modelleri uygulanmasıydı, TEK parçalanmamış olsaydı, elektrik üretimi ve dağıtımında özelleştirmeler olmasaydı, bugün elektrik fiyatları yarıya inerdi.

Enerji fonu ve sayaç okuma bedeli elektrikten alınan diğer haksız bedellerdir. Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin Tanım ve Kısaltmalar başlıklı 3.maddesinin 36.fıkrasında sayaç okuma, faturalanma gibi hizmetler perakende satış hizmeti olarak değerlendirildiğinden, bu hizmet karşılığında tüketicilerden bir bedel alınması hukuksal olarak uygun görülmemektedir.

28.08.2006 tarih ve 2006/10933 sayılı yönetmelik ile Elektrik Enerjisi Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldığı için enerji fonunun tüketicilerden alınması haksız bir uygulamadır.

Elektrik, en temel kamusal hizmet ve tüketici hakkı olduğu halde kullanılan elektrikten %18 KDV alınması tüketici haklarına aykırı olarak fatura bedelini yükselten diğer önemli bir haksız uygulamadır.

2) Hanelerin Elektrik Gideri Ve Elektrik Yoksulluğu

Türkiye koşullarında bir hanenin ortalama 4 kişi olduğu ve EMO’nun araştırmalarına göre bir aylık ortalama elektrik tüketiminin ise 230.4 kwh olduğu hesaplanmıştır. Bilimsel araştırmalara göre, bir hanenin yıllık gelirinin yüzde onundan fazlası elektriğe harcanıyorsa, bu ailenin elektrik yoksulu¹ olduğu varsayılmaktadır.

TÜİK istatistiklerine göre ise Türkiye’de, eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirin 10 dilim halindeki dağılımı dikkate alındığında; Türkiye nüfusunun 2012 yılındaki 5.yüzde onluk kesiminin eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirinin yıllık ortalaması 8295TL olup, bu miktarın da %10’luk kısmı yaklaşık 830TL’dir.

TÜİK verilerine göre, 2012 yılındaki her aya ilişkin elektrik giderini ayrı ayrı hesaplayıp toplayarak bulduğumuz yıllık ortalama elektrik giderine göre, şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Buna göre, 4 kişilik bir hanenin aylık 230.4 kwh elektrik tüketiminden hareketle, 2012 yılının ortalama elektrik gideri 902TL olmaktadır. Bu hesaplamaya göre, nüfusun 5. %10’luk grubunun 2012 yılı eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri olan 8295TL’nin %10’luk kısmının yaklaşık 830TL olduğunu, 2012 nüfusunun da 75 milyon olduğunu dikkate aldığımızda, 2012 yılında 37,5 milyondan çok daha fazla kişinin, yani nüfusun %50’sinden çoğunun elektrik yoksulu olarak yaşamlarını sürdürdükleri görülmektedir.

İkinci ve çok daha net bir hesaplama yöntemine göre, 2011 yılında meskenlerde tüketilen toplam elektrik miktarı ve bu miktarın her bir hanedeki yıllık ve aylık ortalaması ile her ayın elektrik fiyatlarını da dikkate alıp, aylık ve yıllık ortalama elektrik giderini bularak sonuca gitmeye çalışalım.

2011 yılında meskenlerde tüketilen elektrik miktarı 44271092 000 kwh’tir. Meskenlerdeki elektrik tüketim miktarını 2011 yılı nüfusu olan 74724269’a böldüğümüzde kişi başına ortalama tüketim miktarı çıkar. Kişi başına olan tüketimi de 4 ile çarptığımızda 4 kişilik hanenin     ( mesken) yıllık elektrik miktarı bulunur. Bunu da 12’ye böldüğümüzde hanenin ya da meskenin 2011 yılı aylık ortalama elektrik tüketimini bulup, bu miktarı da aylık elektrik fiyatları ile çarparak 12 ayın ortalama her bir aylık elektrik tüketim bedellerini buluruz. Bulmuş olduğumuz 12 aylık ve her bir aya ilişkin elektrik tüketim bedellerini toplayarak 2011 yılının ortalama tüketim bedelini hesaplayıp, bu yıla ilişkin eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri ile karşılaştırınız.

Buna göre, 2011 yılında 4 kişilik bir hanenin ( meskenin) yıllık ortalama elektrik tüketim miktarı 2369.84kwh, aylık ortalama elektrik tüketim miktarı ise 197.486kwh’tir. hanenin ( mesken) 2011 yılı ortalama elektrik tüketim bedeli ise 646.86TL’dır.

TÜİK verilerine göre, 2011 yılına ilişkin Türkiye nüfusunun 4. % 10’luk grubunun eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri 6263TL’dır. Bu miktarın %10’u 626.3TL olup, 2011 yılında 4 kişilik bir hanenin ( mesken) yıllık ortalama elektrik tüketim bedeli olan 646.86TL’nin altında kalmaktadır. Türkiye nüfusunun 2011 yılında 74724269 kişi olduğunu dikkate aldığımızda, %10’luk kısmı 7.472 427 kişidir. Buradan, 2011 yılında, nüfusun ilk dört grubundan oluşan hanelerde ( mesken) yaşayan toplam 29.889.708 kişinin yani nüfusun en az yüzde 40’tan fazlasının mutlak elektrik yoksulu olarak yaşamlarının sürdürmüş oldukları görülmektedir.

3) Hanelerin Doğal Gaz Gideri ve Doğal Gaz Yoksulluğu

Yapılan araştırmalara göre (GAZBİR’in), Türkiye’de kentlerde 2012 yılı itibarıyla 8713.000 (sekizmilyonyediyüzonüçbin) dolayında doğal gaz kullanan konut abone sayısı belirlenmiştir. Araştırmalara göre, ortalama 4 kişilik bir ailenin yıllık ortalama doğal gaz tüketiminin 1500m3, aylık ortalama doğal gaz tüketiminin ise 125m3 olduğu düşünülmektedir.

Gene, bilimsel araştırmalara göre, bir hanenin yıllık kullanılabilir gelirinin ya da hanenin toplam harcamasının %10’nundan fazlası doğal gaza ayrılıyorsa bu hanenin doğal gaz yoksulu olduğu varsayılmaktadır¹.

TÜİK’in 2012 yılına ilişkin 12 aylık ve her bir aya ilişkin doğal gaz tüketim bedellerini toplayarak ya da 2012 yılının ortalama 1m3 doğal gaz fiyatının yıllık ortalama doğal gaz tüketim miktarıyla çarpılarak 2012 yılının ortalama doğal gaz tüketim bedelini hesaplayıp, bu yıla ilişkin eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri ile karşılaştırıp doğal gaz yoksulu sayısını bulabiliriz.

TÜİK’in 2012 yılı aylık doğal gaz fiyat istatistiklerini dikkate alarak yaptığımız hesaplamaya göre, 4 kişilik bir ailenin 2012 yılı ortalama doğal gaz gideri 1425TL’dir.

Diğer bir hesaplamaya göre de, TÜİK’in 2012 yılı aylık doğal gaz fiyat istatistiklerini dikkate alarak yaptığımız hesaplamada, 2012 yılının ortalama 1m3 doğal gaz fiyatının 0,95TL olduğunu görürüz. 2012 yılına ilişkin yıllık ortalama doğal gaz fiyatı ile 4 kişilik bir ailenin yıllık ortalama doğal gaz miktarını (1500m3) çarptığımızda 4 kişilik ailenin 2012 yılı ortalama doğal gaz harcamasının ya da giderinin 1425TL olduğunu bulmuş oluruz.

TÜİK verilerine göre, 2012 yılına ilişkin Türkiye nüfusunun kentlerde yaşayan yedinci %10’luk grubunun eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri 13.057TL’dir. Bu miktarın %10’u 1305.70TL olup, 2012 yılında 4 kişilik bir hanenin ( konut) yıllık ortalama doğal gaz tüketim bedeli olan 1425TL’nin altında kalmaktadır. Yapılan incelemelere göre, Türkiye’de 2012 yılı itibarıyla 8713.000 (sekizmilyonyediyüzonüçbin) dolayında doğal gaz kullanan konut abonesi olduğunu, her bir abone ya da ailenin ortalama 3.8 kişiden oluştuğunu ( TÜİK istatistikleri ) dikkate aldığımızda, 33.109.400 ( otuzüçmilyonyüzdokuzbindörtyüz) dolayındaki kişinin kentlerdeki hanelerde doğal gaz kullandığı anlaşılır. Bu sayının ilk 7 grubundaki hanelerde ya da konutlarda yaşayan 23.176.580 (yirmiüçmilyonyüzyetmişaltıbinbeşyüzseksen) kişinin doğal gaz yoksulu olarak yaşamlarını sürdürdükleri görülmektedir. Diğer bir deyişle kentlerdeki konutlarda doğal gaz kullanan tüketicilerin %70’den fazlası doğal gaz yoksuludur.

İkinci ve çok daha net bir hesaplama yöntemine göre, 2012 yılında konutlarda tüketilen toplam doğal gaz miktarı ve bu miktardan hareketle, her bir hanenin ya da konutun yıllık ortalama doğal gaz miktarını hesaplayıp 2012 yılına ilişkin ortalama 1m3 doğal gaz miktarı ile çarparak konutların 2012 yılı ortalama doğal gaz giderini buluruz. Bulmuş olduğumuz 2012 yılı ortalama doğal gaz giderini 2012 yılı eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri ile karşılaştırarak doğal gaz kullanan konutların daha net bir şekilde doğal gaz yoksulluğunu bulmuş oluruz.

EPDK’nın Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporuna göre, Türkiye’de 2012 yılında konutlarda 8.693.421.550 m3 doğal gaz kullanılmıştır. Bu miktarı 8.713.000 (sekizmilyonyediyüzonüçbin) konut abonesine böldüğümüzde hane ya da konut başına ortalama 998m3 doğal gaz kullanılmış olduğu görülür.

998m3 doğal gaz ile konutlardaki 2012 yılı ortalama 1m3 doğal gaz fiyatı olan 0,95TL ile çarpıldığında, konutların 2012 yılı ortalama doğal gaz giderinin 948TL olduğu sonucuna varmış oluruz. Bu miktar çok daha net bir miktardır.

TÜİK verilerine göre, 2012 yılına ilişkin Türkiye nüfusunun kentlerde yaşayan beşinci %10’luk grubunun eşdeğer hane halkı kullanılabilir geliri 9516TL’dir. Bu miktarın %10’u 951.6TL olup, 2012 yılındaki, konutların yıllık ortalama doğal gaz tüketim bedeli olan 948TL’ye çok yakındır.

Türkiye’de kentlerde doğal gaz kullanan 33.109.400 dolayında kişinin ilk beş grubundaki konutlarda ya da hanelerde 16.554.700 kişi yaşamaktadır. Bu kadar kişi olmasa bile en az 16 milyon dolayında kişinin doğal gaz yoksulu olarak yaşamlarını sürdürdükleri görülmektedir. Diğer bir deyişle kentlerdeki konutlarda doğal gaz kullanan tüketicilerin yüzde 50’ye yakınının mutlak olarak doğal gaz yoksulu oldukları görülmektedir.

4) Diğer Enerji Sorunları Ve Yansımaları

Türkiye,dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülke konumundadır.Benzinin pompa fiyatının % 66,8’ini ÖTV ve KDV oluşturmaktadır.Elektrik,doğalgaz ve benzin ile diğer akaryakıt ürünleri gibi enerji türlerinin pahalı olması,hemen tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının pahalı olmasına etki eden nedenlerden biridir.

Elektrik dağıtımındaki özelleştirmeler nedeniyle,elektrik sayaçlarında, Ölçüler ve Ayar Mevzuatına ve tüketici haklarına aykırı olarak bugüne kadar bir elektronik sayaç vurgunu yaşanmıştır.Mevzuata aykırı olarak tüketicilerin isteği dışında on milyondan fazla mekanik elektrik sayacı elektronik sayaçla değiştirilmiştir.

Enerji Verimliği Yasası ile verimlilikle ilgisi olmadığı halde,uygulamaya konulan ısı pay ölçer sistemi,özellikle eski sitelerdeki konutlarda her daire için başlangıçta ortalama 800-1000 TL. dolayında bir gidere,her ay 3-5 dolar dolayında bir sayaç okuma bedeli alınmasına neden olmuştur.Bununla birlikte,ısı pay ölçer sisteminin kullanılması bu site ve dairelerde yaşayan tüketicilerin ısınamamasına,gürültü çıkmasına,komşular arasında bir takım huzursuzluklara ve tartışmalara neden olmuştur.Üstelik bu sistemde kullanılan hemen tüm cihaz ve aparatların ithal edilmesi,olayın diğer olumsuz bir boyutunu oluşturmaktadır.

Eski konutların enerji verimliliği kapsamındaki ısı yalıtımının yada izolasyonu uygulamalarının bir rant alanı oluşturduğu,kullanılan bir takım malzemelerin sağlıksız ve güvensiz olmakla birlikte ısı yalıtımı yönüyle standarda uygun olmadıklarına ilişkin yaygın söylentiler bulunmaktadır.

Ülkemizde enerji üretimi ve dağıtımında ne yazık ki çevresel boyut ikinci plana atılmaktadır.Gerek fosil kaynaklara dayalı olan termik santraller gerekse hidrolik santrallerin yapımında çevrenin ve tarihsel mirasın dikkate alınmaması ve özellikle de küçük HES’lerin doğayı yok edercesine yapılmakta diretilmesi önemli bir çevresel sorun yaratmaktadır.Bu yetmiyormuş gibi,dünyada nükleer santraller terk edilirken,ülkemizin en güzel çevreye ve doğaya sahip olan köşelerinde nükleer santral kurma girişimlerini kabul etmek mümkün değildir.

Kısaca,ülkemizde kamu yararına ve tüketici haklarına uygun olmayan yanlış enerji politikalarının çok boyutlu, çok olumsuz,toplumsal ve sosyal maliyetleri çok yüksek olan etkileri ve yansımaları söz konusudur.Bu haliyle mevcut enerji politikalarının sürdürülebilmesi olanaklı değildir.

Çözüm,mevcut enerji politikalarının biran önce terk edilerek,ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı,kamu yararını,tüketici haklarını,çevreyi ve doğayı ön plana alan planlı ve kamu eliyle gerçekleştirilecek bir enerji politikasının uygulamaya konulmasıdır.

5) Sonuç ve Çözüm Önerileri

Ülkemizde, nüfusun yüzde yetmişten fazlasının yoksul ve dar gelirli tüketicilerden oluştuğunu ve en az yüzde 40’tan fazlasının ise mutlak elektrik yoksulu, kentlerdeki meskenlerde doğalgaz kullananların %50’ye yakınının ise mutlak doğalgaz yoksulu olduğunu dikkate aldığımızda; bugünkü genel enerji politikalarıyla birlikte, elektrik üretim-iletim-dağıtım politikaları ve özellikle de konutların ısınma ve yemek pişirmede kullandığı başta doğalgaz olmak üzere diğer enerji türlerine ilişkin politikaların tüketici haklarına ve kamu yararına açıkça aykırı olduğu görülmektedir. Bu nedenle, bugünkü enerji politikaları tüketici hakları ve kamu yararı açısından sürdürülebilir değildir.

Öncelikle, ithalata dayalı enerji politikaları ile elektrik üretim politikaları yerine yerli ve yenilebilir enerji kaynaklarımıza dayalı bir enerji ve elektrik üretim politikamızın ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekir. Ülkemizde elektrik üretim ve dağıtımının özelleştirilmesi, elektrik fiyatlarını azaltan değil artıran bir sonuç yaratmıştır. Bu nedenle, tüketici hakları, kamu yararı ve ülkemizin genel çıkarları açısından elektrik üretimi ve dağıtımı yeniden kamulaştırılmalıdır.

Kullanmadıkları ve sorumlusu olmadıkları halde yasalara aykırı olarak tüketicilerden alınan kayıp-kaçak bedeli ivedilikle kaldırılmalıdır. Kaçağın asıl sorumlusu olan hizmet ve sanayi sektörünün peşine düşülmeli, kayıpların sorumlusu olan üretici ve dağıtıcı firmalar ya kayıpları önleyecek teknik önlemler olmalı ya da kayıpların bedelini kendileri ödemelidir. Tüketicilere haksız ve yasalara aykırı olarak yansıtılan sayaç okuma ve enerji fonu bedelleri kaldırılmalıdır.

Tüketicilerin evrensel hakları gereğince en temel gereksinimlerinden olan elektrik, ısınma ve yemek yapmada kullandığı doğalgaz ile akaryakıt ürünlerinden alınan yüksek KDV ve ÖTV’ler indirilmelidir.

Elektrik, doğalgaz yoksulluğunun giderilebilmesi öncelikli olarak elektrik ve doğalgaz fiyatlarının düşürülmesinin koşullarının oluşturulmasıyla birlikte, tüketicilerin satın alma güçlerinin yükseltilmesi ile olanaklıdır. Bununla birlikte, tüketici haklarına uygun bir şekilde elektrik ve doğalgaz yoksulluğunu giderecek kalıcı ve doğru önlemler alınırken, diğer taraftan da elektrik ve doğalgaz yoksullarına gereksinimleri kadar elektrik ve doğalgazın ücretsiz verilmesinin sağlanması için gerekli yasal düzenlemeler ivedi olarak yapılmalıdır. Böylesi bir önlem evrensel tüketici hakları ve insan haklarının bir gereğidir.

Elektrik ve doğalgazda sayaç vurgununa son verilmeli, tüketicilerden haksız yere alınan sayaç ücretleri geri verilmelidir. Enerji verimliliği adıyla başlatılan ve tüketicilerin çeşitli yönlerden mağdur edilmesine neden olan yanlış uygulamalara son verilerek tüketicileri mağdur etmeyecek ve gerçek verimliliği sağlayacak doğru bir enerji verimliliği politikası uygulamaya konulmalıdır.

Diğer taraftan, çevre sağlığı ve güvenliği ile enerjide dışa bağımlılığın önlenebilmesi açısından, dünyada hızla yayılan ve geliştirilen başta güneş enerjisi olmak üzere, rüzgar ve jeotermal enerji ile diğer yenilenebilir enerjilere ve bu enerjilere dayalı elektrik üretim politikalarına ağırlık ve önem verilmelidir. Çevresel ve doğal tahribatlara ve yıkımlara neden olan HES ve benzeri enerji politikalarına ve yatırımlarına ivedilikle son verilmelidir. 12.12.2013

Kaynakça:

1-Hacettepe Üniversitesi Piyasa Ekonomisini ve Girişimciliği Geliştirme Merkezi’nin “ Kamu Kolaylıkları Yönetiminde Yoksulluğun Dikkate Alınması” yayını

2-TÜİK İstatistikleri

3-Doğalgaz Piyasası Sektör Raporu