Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - TEBLİĞLER
 

Elektrik Enerjisinin Bugünkü Durumunda Halka Yansımaları ve Alternatifler

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı

GİRİŞ

Elektrik enerjisi, konutlarımızın ve yaşadığımız mekanların aydınlatılması ve kullandığımız elektrikli ve elektronik cihazların çalıştırılması yönüyle tüketicilerin en temel gereksinmesi ve en temel haklarından birisidir. Bununla birlikte, tüketicilerin aldığı sağlık, eğitim ve diğer tüm hizmetlerin kaliteli bir şekilde tüketicilere sunulabilmesi elektrik enerjisi olmadan sağlanamaz. Bu nedenle, elektrik enerjisi tüketicilerin yaşamlarını kaliteli bir şekilde sürdürülebilmesi için hem doğrudan hem de dolaylı olarak her yönüyle tüketicileri ilgilendirmektedir. Bu bakımdan elektrik enerjisinin düzenli, sürekli, kesintisiz, güvenli, ucuz olması ve açlık sınırında yaşayan tüketicilere - hanelere ücretsiz verilmesi tüketici hakları ve kamu yararının bir gereğidir.

Elektrik temel, stratejik bir kamusal hizmet ve tüketici hakkı olması nedeniyle, kamu yararına ve tüketici haklarına uygun bir şekilde sağlanabilmesi ancak kamu eliyle gerçekleştirilebilir. Çünkü, elektriğin ticari bir meta, kar ve rant aracı durumuna getirilmesi, yukarıda belirtilen beklentileri ve hedefleri gerçekleştiremez. Bu nedenle, elektriğin üretimi ve dağıtımı özelleştirilemez.

ELEKTRİKTEKİ FİYAT POLİTİKALARININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER

Elektriğin özelleştirilmesini savunan kişi ve çevreler, elektriğin özelleştirilmesi durumunda rekabet olacağından daha ucuza ve daha kaliteli sağlanabileceğini ileri sürmektedirler. Oysa, ülkemizde bu düşüncenin tam tersine elektrik üretiminin ve dağıtımının özelleştirilmesi nedeniyle fiyatlar artmış ve çeşitli sorunlar çıkmıştır.

Türkiye’de, elektrik enerjisinin ağırlıklı olarak ithal doğal gaza dayalı olması, elektriğe sürekli olarak zam yapılmasının ve elektriğin pahalı olmasının en önemli nedenlerinden birisidir. Elektriğin pahalı olmasının diğer nedenleri ise; kayıp-kaçak elektriğin tüketicilere yansıtılması, yap-işlet ve yap-işlet-devret ile ya al – ya öde anlaşmaları, TEK’in parçalanmış olması, teknolojik ve yenilenme yatırımlarının yapılmamış olması, %18 KDV alınmasıdır.

Elektrik fiyatlarına yansıtılan kayıp-kaçak bedelleri hukuksuzluğun, tüketici haklarına aykırılığın önemli bir göstergesidir. 2011 tarihinde kayıp-kaçak bedelinin faturalarda gösterilmeye başlandıktan sonra gelen tepkiler sonucunda yeniden gizlenmesi ise özrün kabahatten büyüklüğünü gösteren bir uygulamadır. Kayıp-kaçak bedellerinin faturalarda ayrı bir kalem olarak gösterilmesi sürecinde, yapılan harcamalarda tüketicilerin ödeyeceği toplam bedelin yüzde 9-10 arasında olduğu görülmüştür. Kayıpları azaltmayıp ya da kayıpları azaltacak yatırım ve yenilemeleri yapmayıp bunun kolay yoldan tüketicilere yansıtılması kabul edilemez bir yaklaşım olmakla birlikte, kaçak elektrik bedelinin tüketicilere yansıtılması tam bir hukuksuzluk ve kepazeliktir. Çünkü, tüketicilere kullanmadığı ve kaçırmadığı elektriğin bedeli ödettirilmektedir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa ve Borçlar Yasasına göre, bu uygulama ve işlemin yasal tanımı “ayıplı bir hizmet” tir. Tüketici Hakları Derneği olarak kayıp-kaçak bedelinin faturalara yansıtılması işleminin iptali için Danıştay’a dava açmış bulunuyoruz.

Elektriğin maliyetini ve fiyatını arttıran bir başka neden ise TEK’in parçalanmış olmasıdır. Tüketici Hakları Derneği olarak yapmış olduğumuz bir incelemede şöyle bir gerçekle karşılaştık: Eğer elektrik üretiminin önemli bir kısmı ithal doğal gaza bağlı olmasaydı, yap-işlet-devret ve yap-işlet modelleri uygulanmasıydı, TEK parçalanmamış olsaydı, elektrik üretimi ve dağıtımında özelleştirmeler olmasaydı, bugün elektrik fiyatları yarıya inerdi.

Enerji fonu ve sayaç okuma bedeli elektrikten alınan diğer haksız bedellerdir. Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin Tanım ve Kısaltmalar başlıklı 3.maddesinin 36.fıkrasında sayaç okuma, faturalanma gibi hizmetler perakende satış hizmeti olarak değerlendirildiğinden, bu hizmet karşılığında tüketicilerden bir bedel alınması hukuksal olarak uygun görülmemektedir.

28.08.2006 tarih ve 2006/10933 sayılı yönetmelik ile Elektrik Enerjisi Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldığı için enerji fonunun tüketicilerden alınması haksız bir uygulamadır.

Elektrik, en temel kamusal hizmet ve tüketici hakkı olduğu halde kullanılan elektrikten %18 KDV alınması tüketici haklarına aykırı olarak fatura bedelini yükselten diğer önemli bir haksız uygulamadır.

HANELERİN ELEKTRİK GİDERİ ve ELEKTRİK YOKSULLUĞU

Türkiye koşullarında bir hanenin ortalama 4 kişi olduğu ve bir aylık ortalama elektrik tüketiminin ise 230.4 kwh olduğu hesaplanmıştır. TÜİK istatistiklerine göre, Türkiye’nin 2012 yılı Kasım ayı ortalama 1kwh elektrik fiyatı: 0,357TL’dir. Buna göre, Türkiye’de 4 kişilik bir hanenin Kasım 2012 ayındaki ortalama elektrik gideri 82,25TL olmaktadır. Kasım 2012 ayı elektrik gideri baz alındığında 4 kişilik hanenin yıllık elektrik gideri 987TL olur. Bilimsel araştırmalara göre, bir hanenin yıllık gelirinin yüzde onundan fazlası elektriğe harcanıyorsa, bu ailenin elektrik yoksulu olduğu varsayılmaktadır.

TÜİK istatistiklerine göre ise Türkiye’de, eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirin 10 dilim halindeki dağılımı dikkate alındığında; Türkiye nüfusunun 2012 yılındaki 5.yüzde onluk kesiminin eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirinin yıllık ortalaması 8295TL olup, bu miktarın da %10’luk kısmı yaklaşık 830TL’dir.

4 kişilik bir hanenin 2012 yılındaki her aya ilişkin elektrik giderini ayrı ayrı hesaplayıp toplayarak bulduğumuz yıllık ortalama elektrik giderine göre, şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Buna göre, 4 kişilik bir hanenin aylık 230.4 kwh elektrik tüketiminden hareketle, 2012 yılının ortalama elektrik gideri 902TL olmaktadır. Bu hesaplamaya göre, nüfusun 5. %10’luk grubunun 2012 yılı eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri olan 8295TL’nin %10’luk kısmının yaklaşık 830TL olduğunu dikkate aldığımızda, 2012 yılında 37,5 milyondan çok daha fazla kişinin, yani nüfusun %50’sinden çoğunun elektrik yoksulu olarak yaşamlarını sürdürdükleri görülmektedir.

İkinci ve çok daha net bir hesaplama yöntemine göre, 2011 yılında meskenlerde tüketilen toplam elektrik miktarı ve bu miktarın her bir hanedeki yıllık ve aylık ortalaması ile her ayın elektrik fiyatlarını da dikkate alıp, aylık ve yıllık ortalama elektrik giderini bularak sonuca gitmeye çalışalım.

2011 yılında meskenlerde tüketilen elektrik miktarı 44271092 000 kwh’tir. Meskenlerdeki elektrik tüketim miktarını 2011 yılı nüfusu olan 74724269’a böldüğümüzde kişi başına ortalama tüketim miktarı çıkar. Kişi başına olan tüketimi de 4 ile çarptığımızda 4 kişilik hanenin ( mesken) yıllık elektrik miktarı bulunur. Bunu da 12’ye böldüğümüzde hanenin ya da meskenin 2011 yılı aylık ortalama elektrik tüketimini bulup, bu miktarı da aylık elektrik fiyatları ile çarparak 12 ayın ortalama her bir aylık elektrik tüketim bedellerini buluruz. Bulmuş olduğumuz 12 aylık ve her bir aya ilişkin elektrik tüketim bedellerini toplayarak 2011 yılının ortalama tüketim bedelini hesaplayıp, bu yıla ilişkin eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri ile karşılaştırınız.

Buna göre, 2011 yılında 4 kişilik bir hanenin ( meskenin) yıllık ortalama elektrik tüketim miktarı 2369.84kwh, aylık ortalama elektrik tüketim miktarı ise 197.486kwh’tir. hanenin ( mesken) 2011 yılı ortalama elektrik tüketim bedeli ise 646.86TL’dır.

TÜİK verilerine göre, 2011 yılına ilişkin Türkiye nüfusunun 4. % 10’luk grubunun eşdeğer hane halkı kullanılabilir ortalama geliri 6263TL’dır. Bu miktarın %10’u 626.3TL olup, 2011 yılında 4 kişilik bir hanenin ( mesken) yıllık ortalama elektrik tüketim bedeli olan 646.86TL’nin altında kalmaktadır. Türkiye nüfusunun 2011 yılında 74724269 kişi olduğunu dikkate aldığımızda, %10’luk kısmı 7.472 427 kişidir. Buradan, 2011 yılında, nüfusun ilk dört grubundan oluşan hanelerde ( mesken) yaşayan toplam 29.889.708kişinin yani nüfusun en az yüzde 40’tan fazlasının mutlak elektrik yoksulu olarak yaşamlarının sürdürmüş oldukları görülmektedir.

SONUÇ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Ülkemizde, nüfusun yüzde yetmişten fazlasının yoksul ve dar gelirli tüketicilerden oluştuğunu ve en az yüzde 40’tan fazlasının ise mutlak elektrik yoksulu, kentlerdeki meskenlerde doğalgaz kullananların %70’den fazlasının doğalgaz yoksulu olduğunu dikkate aldığımızda; bugünkü genel enerji politikalarıyla birlikte, elektrik üretim-iletim-dağıtım politikaları ve özellikle de konutların ısınma ve yemek pişirmede kullandığı başta doğalgaz olmak üzere diğer enerji türlerine ilişkin politikaların tüketici haklarına ve kamu yararına açıkça aykırı olduğu görülmektedir. Bu nedenle, bugünkü enerji politikaları tüketici hakları ve kamu yararı açısından sürdürülebilir değildir.

Öncelikle, ithalata dayalı enerji politikaları ile elektrik üretim politikaları yerine yerli ve yenilebilir enerji kaynaklarımıza dayalı bir enerji ve elektrik üretim politikamızın ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekir. Ülkemizde elektrik üretim ve dağıtımının özelleştirilmesi, elektrik fiyatlarını azaltan değil artıran bir sonuç yaratmıştır. Bu nedenle, tüketici hakları, kamu yararı ve ülkemizin genel çıkarları açısından elektrik üretimi ve dağıtımı yeniden kamulaştırılmalıdır.

Kullanmadıkları ve sorumlusu olmadıkları halde yasalara aykırı olarak tüketicilerden alınan kayıp-kaçak bedeli ivedilikle kaldırılmalıdır. Kaçağın asıl sorumlusu olan hizmet ve sanayi sektörünün peşine düşülmeli, kayıpların sorumlusu olan üretici ve dağıtıcı firmalar ya kayıpları önleyecek teknik önlemler olmalı ya da kayıpların bedelini kendileri ödemelidir. Tüketicilere haksız ve yasalara aykırı olarak yansıtılan sayaç okuma ve enerji fonu bedelleri kaldırılmalıdır.

Tüketicilerin evrensel hakları gereğince en temel gereksinimlerinden olan elektrik, ısınma ve yemek yapmada kullandığı doğalgaz ile akaryakıt ürünlerinden alınan yüksek KDV ve ÖTV’ler indirilmelidir.

Elektrik, doğalgaz yoksulluğunun giderilebilmesi öncelikli olarak elektrik ve doğalgaz fiyatlarının düşürülmesinin koşullarının oluşturulmasıyla birlikte, tüketicilerin satın alma güçlerinin yükseltilmesi ile olanaklıdır. Bununla birlikte, tüketici haklarına uygun bir şekilde elektrik ve doğalgaz yoksulluğunu giderecek kalıcı ve doğru önlemler alınırken, diğer taraftan da elektrik ve doğalgaz yoksullarına gereksinimleri kadar elektrik ve doğalgazın ücretsiz verilmesinin sağlanması için gerekli yasal düzenlemeler ivedi olarak yapılmalıdır. Böylesi bir önlem evrensel tüketici hakları ve insan haklarının bir gereğidir.

Elektrik ve doğalgazda sayaç vurgununa son verilmeli, tüketicilerden haksız yere alınan sayaç ücretleri geri verilmelidir. Enerji verimliliği adıyla başlatılan ve tüketicilerin çeşitli yönlerden mağdur edilmesine neden olan yanlış uygulamalara son verilerek tüketicileri mağdur etmeyecek ve gerçek verimliliği sağlayacak doğru bir enerji verimliliği politikası uygulamaya konulmalıdır.

Diğer taraftan, çevre sağlığı ve güvenliği ile enerjide dışa bağımlılığın önlenebilmesi açısından, dünyada hızla yayılan ve geliştirilen başta güneş enerjisi olmak üzere, rüzgar ve jeotermal enerji ile diğer yenilenebilir enerjilere ve bu enerjilere dayalı elektrik üretim politikalarına ağırlık ve önem verilmelidir. Çevresel ve doğal tahribatlara ve yıkımlara neden olan HES ve benzeri enerji politikalarına ve yatırımlarına ivedilikle son verilmelidir.