Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - TEBLİĞLER
 

GDO'ların Tüketici Hakları ve Gıda Egemenliği Açısından Değerlendirilme

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı
( TÜDEF’i Temsilen)

GİRİŞ

Sağlıklı ve güvenilir gıda tüketimi insanoğlunun en doğal hakkıdır. Toprağın ve suyun temiz olması koşuluyla binlerce yıldan beri uygulanan yerel, geleneksel ve doğal tarımsal yöntemlerle yapay gübre ve tarımsal ilaç kullanmadan üretilen tarımsal ürünlerin %100 sağlıklı ve güvenilir olduğu bilinmektedir.

Ancak, bilinen ve belirlenen riskleri yanında ileriki yıllarda hangi risk ve tehlikeleri yaratacağı bilinmeyen, henüz daha 1995 yılından beri yaygın olan olarak üretimine başlanan GDO’lu ürünler soframızda!.. Bilinen, görülen risk ve tehlikeleri yanında gelecekte karşımıza hangi belaları açacağı bilinmeyen GDO’lara ve GDO’lu ürünlere gereksinmemiz yoktur.

Emperyalist tarım tekelleri tarafından zorla ve çeşitli entrikalarla dünyaya kabul ettirilmeye çalışılan GDO’ları ve GDO’lu ürünleri tüketiciler olarak kullanmak, tüketmek istemiyoruz. Ülkemize ithal edilen, kaçak tohumlarla ülkemizde üretimi kaçak olarak yapıldığı tahmin edilen GDO’lu ürünler ( bizatihi Tarım Bakanlığının yapmış olduğu denetimlerde önemli oranda GDO’lu tohumların görüldüğü belirtilmektedir.) gıda egemenliğimizi çok büyük tehlikeye atmış ve atmaktadır.

Peki, biz tüketiciler olarak, nasıl bir gıda istiyoruz? Gıdaların üretimi, dağıtımı ve tüketimi süreçlerinde hangi ilke ve esaslara uyulmasını istiyoruz?

Konuya evrensel tüketici hakları açısından baktığımızda öngörülen ve yerini getirilmesi gereken hedefler , ilkeler , esaslar şunlardır.

1 – Tüketicinin sağlıklı , yeterli, ucuz ve çok seçenekli gıdaya ulaşma hakkı vardır.

2 – Tüketicilerin tükettiği gıdalar hakkında eksiksiz ve doğru bilgilendirilmesi hakkı vardır.

3 – Gıdaların üretimi, dağıtımı, tüketimi süreçlerinde çevreye ( toprağa, suya, havaya, biyoçeşitliliğe, hayvanlara, insanlara) zarar verilmemesi ve tüketicilerin sağlıklı bir çevrede yaşamasının sağlanması hakkı vardır.

4 – Gıdaların üretimi , dağıtımı, tüketimi süreçlerinde tüketicilerin kendilerini ilgilendiren yönlerden görüş ve düşüncelerinin ortaya konulması ve isteklerinin alınan kararlara yansıması açısından temsil edilmesi hakkı vardır.

Evrensel tüketici haklarından hareketle, sözü edilen hedeflere, ilkelere ve esaslara uygun olarak istediğimiz gıdaların üretilebilmesi ancak gıda egemenliğimizin varlığıyla sağlanabilir.

Özellikle, hükümetlerin, ilgili bakanlık ve kamu kuruluşlarının yukarıda belirtmiş olduğumuz evrensel tüketici haklarına uygun gıdaların üretilebilmesi ve sağlanabilmesinde görev ve sorumlulukları vardır. Tüketicilerin sağlıklı, yeterli, çeşitli ve ucuz gıdaya ulaşabilmesi kırsal kesimdeki tarımsal kalkınma ve gelişmeyle sağlanabilir. Bu yönden, kısal alanda sağlıklı, yeterli ve çeşitli tarımsal üretimin sağlanabilmesi için gerekli olan destek ve teşvik politikalarının hükümetlerce yerine getirilmesi en öncelikli ve stratejik konulardan birisi olmakla birlikte gıda egemenliğimizin de ön koşullarından birisidir.

Tarımsal üretimin bel kemiğini oluşturan kısal kesimdeki küçük çiftçi ve köylülerin her yönden desteklenmeleri ve örgütlenmeleri gerekmektedir. Bu bakımdan kırsal kesimde hem göçün önlenmesi hem de sağlıklı, yeterli ve çeşitli tarımsal üretimin gerçekleştirilebilmesi için yoksul ve küçük çiftçilerin üretim kooperatiflerinde örgütlenmelerine destek verilmeli ve tarımsal üretim kooperatifleri kırsal kesimin tümünde yaygınlaştırılmalıdır. Buna paralel olarak, yoksul köylü ve küçük çiftçiler kamu tarafından hem parasal hem de üretim bilgisi yönüyle desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Diğer taraftan, tüketicilerin de her yerleşim biriminde tüketim kooperatifleri kurmaları desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.

Kırsal kesimde yaşayan yoksul köylü ve küçük çiftçiler ile tüketiciler için yaptığımız bu öngörüler kendi ülkemizde tarımımıza ve gıdamıza egemen olmanın ön koşullarından birisidir. Gıda egemenliği ile sağlıklı ve yeterli gıda üretimi ve tüketiminin ön koşullarının birisi de yerel ve geleneksel tarımsal üretim yöntemlerinin ve tarımsal çeşitliliğin geliştirilmesi ve güçlendirilmesidir.

Gıda egemenliğinin olmadığı ya da kaybedildiği bir toplumda ne tüketici hakkından ne de kırsal kesimde yaşayan ve tarımla uğraşmakta olan yoksul köylü ve küçük çiftçilerin sağlıklı ve insanca yaşayabilmesinden bahsetmek mümkün değildir. Kırsal kesimde yaşayan yoksul köylü ve küçük çiftçiler ile ağırlıklı olarak kentlerde yaşamını sürdüren tüketiciler için yukarıda yaptığımız öngörüler ne yazık ki ülkemizde mevcut değildir. Ne köylü ve çiftçilerin oluşturduğu tarımsal üretim kooperatifleri ne de tüketicilerin her yerleşim biriminde tüketim kooperatifleri mevcuttur. Kırsal kesimde tarımla uğraşan yoksul köylü ve küçük çiftçilere ne parasal destek yapılmakta ne de bilgi desteği sağlanmaktadır.

Gıdaların üretimi, dağıtımı ve tüketimi süreçlerinde ne doğru dürüst tüketici haklarına uyulmakta ne de bu süreçlerde yaşanan çevresel ve tüketici sorunları konusunda yeterli düzeyde idari ve yargısal denetim yapılmakta ve önlemler alınmaktadır.

Tüm bu sorunlar yetmiyormuş gibi, Cartegena Biyogüvenlik Protokolü ile riskli olabileceği düşüncesine dayalı olarak ithalatı ve ihracatı belli kurallara dayandırılan GDO’lar ve GDO’lu ürünlerin ülkemizde ithalatı ve ülkemizde tüketimi Biyogüvenlik Yasası ile 2010 tarihinde uygulamaya konularak emperyalist tarım tekellerinin istekleri yerine getirilmiştir.

GDO’LARIN KULLANILDIĞI ÜRÜNLER

GDO'lu Mısırın tamamen kendisinden üretilen ürünler: Mısır yağı, mısır gevreği, mısır unu, mısır cipsi, mısır nişastası, mısır konservesi

GDO'lu mısırdan elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcıların ( glikoz şurubu, fruktoz şurubu ) kullanıldığı ürünler : Kolalar, gazozlar, meyve suları, kekler, bisküviler, bebek bisküvileri, çubuk krakerler, mısırlı bebe kahvaltısı, pastalar ve baklavalar.

GDO'lu mısır nişastasının kullanıldığı ürünler: Gofretler, bebek bisküvileri, normal bisküviler, hazır çorbalar, et suyu tabletleri, mayonez, çikolatalı pudingler, makarna sosu, ketçap

GDO'lu Soyanın tamamen kendisinden üretilen ürünler: Soya yağı, soya etli kıyma, soya cipsi, soya unu, hazır soya köftesi

GDO'lu soya ununun kullanıldığı ürünler: Gofretler, bisküviler
GDO'lu soyadan elde edilen soya lesitininin kullanıldığı ürünler: Kekler, bisküviler, gofretler, bebek bisküvileri, çubuk krakerler, pudingler, çikolatalı krem, sütlü peynirli pekmezli bebe kahvaltısı, devam sütü, çikolata, margarin

GDO'lu soya proteininin kullanıldığı ürünler: Hazır hamburger köftesi, salam, sucuk, sosis, çikolata,

GDO'lu kanolanın kullanıldığı ürünler: Kanola yağı, margarin

GDO'lu pamuğun kullanıldığı ürünler: Margarin

GDO'lu pamuk'dan elde edilen pamuk yağı, çeşitli sıvı yağlarda ve yukarıda margarinde de görüldüğü gibi bazı gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Ancak, GDO'lu pamuğun asıl kullanım alanı tekstil sanayisidir.


GDO’LARIN RİSKLERİ
 

Sağlık Riskleri

• Alerji ve toksik etki

• Kanser

• İnsan bünyesinde antibiyotiğe dayanıklı mikroorganizmaların oluşumu

• Gıda kalitesi ve besin öğelerini azaltıcı etki

Çevresel Riskler

• Biyolojik çeşitliliğin yok olması

• Genetik yapısı değiştirilmiş bitki tarafından üretilen toksinlere böceklerin direnç kazanması

• Topraktaki mikroorganizmalarda değişim

• Toprak ve su kirliliği

Sosyo-Ekonomik Riskler

• Bu tür ürünlerin tohumunun üretkenliğini kaybetmesinden dolayı tohumluğun her yıl yenilenmesi gerektiğinden tohum yönünden dışa bağımlılığa ve pahalı tohuma neden olunması

• Bu tür ürünlerin ithalatı nedeniyle tüketici ve küçük çiftçilerin zarar görmesi

• İlaç bakımından dışa bağımlılık

• Yerel ürün çeşitliliğinde azalma ve tek tipleşme

• Çeşit karışımı

• GDO’lu ürün yetiştiren ülke konumuna gelinmesi

• Organik tarım ürünlerine zarar verilmesi

• Her yönüyle tüketici haklarına zarar verilmesi

ÜLKEMİZ DENEME TAHTASI, TÜKETİCİLER KOBAY!..

GDO’ların Türkiye’ye ithalatına ve tüketimine izin veren Biyogüvenlik Yasası 26 Mart 2010 tarihinde yayımlanmış ve 6 ay sonra da yürürlüğe girmiştir. GDO’ların ve GDO’lu ürünlerin ülkemize ithal edilmesinde, ülkemizde tüketilmesinde riskli olabileceklerinden hareketle Yasayla bir takım kurallar getirilmesinin ülkemiz ve tüketiciler için hiçbir yararı olmayacağı gibi tam tersine ithalat ve tüketim izni hem ülkemizin tarımına, hem gıda egemenliğimize, hem de tüketici sağlığına zarar vermektedir.

Tüm dünyada tartışma konusu olan, bilinen risk ve tehlikelerinin yanında bilinmeyen risk ve tehlikelerine karşın, bile bile bu ürünlerin ülkemize ithal edilmesine ve ülkemizde tüketilmesine Yasayla izin verilmesi hem ahlaki hem de hukuksal olmadığı gibi baştan sona evrensel tüketici haklarına, kırsal kesimde yaşayan yoksul köylü ve küçük çiftçilerin çıkarlarına, ülkemizin tarımına ve gıda egemenliğine aykırıdır.

Diğer taraftan, Yasanın 7.maddesinin 2.fıkrasında, “Kararda belirtilen koşulların ihlali veya GDO ve ürünleriyle ilgili olarak herhangi bir riskin ortaya çıkabileceği yönünde yeni bilimsel bilgilerin ortaya çıkması durumunda, karar Kurul tarafından iptal edilebilir. Kararı iptal edilen GDO ve ürünleri toplatılır. İnsan, hayvan, bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe olumsuz etkisi olduğu tespit edilenler derhal imha edilir;” denilmektedir.

Bir kere, bu fıkrada GDO’lar ve ürünlerinin ileride hangi risk ve tehlikelerinin ortaya çıkabileceğinin bilinmezliği kabul edilmektedir. Eğer, GDO ve ürünlerinin piyasa sürülmesinden sonra bilimsel olarak bu ürünlerin riskli olabileceği ortaya çıkarsa, Biyogüvenlik Kurulunun aldığı kararı iptal edebileceği, kararı iptal edilen GDO ve ürünlerinin toplatılacağı belirtilmektedir.

Zaten, bir çok bilim insanı tarafından GDO’lar ve ürünlerinin riskli olabileceği konusunda bir çok araştırma bulunmaktadır. GDO ve ürünlerinin hem riskli olabileceği yönünde araştırmalar varken, hem de GDO ve ürünlerinin ileride hangi risk ve tehlikeleri ortaya çıkabileceği konusunda belirsizliği ve bilinmezliği kabul edilmişken, niçin bu ürünlerin ithalatına ve tüketimine yasal olarak izin verilmiştir?

Biyogüvenlik Yasasının 5.maddesinin (d) şıkkında belirtilen, “GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılmasının yasaklanması” GDO ve ürünlerinin riskli olabileceğinin bir başka kabulüdür.

Şimdi soruyoruz: Bugün, GDO’lar ve GDO’lu ürünler konusunda bağımsız bilim insanları ile firmalardan yana bilim insanlarının varlığı nedeniyle iki ayrı görüş varken, bu ürünlerin güvenilir ve sağlıklı olduğunun garantisinden bahsedilebilir mi? GDO’lar ve GDO’lu ürünler nedeniyle daha sonra ortaya çıkabilecek telafisi imkansız zararların bedelini kim ya da kimler ödeyecek? Bu bedeli, GDO’ların masumiyetini savunan firmalardan yana olan bürokrat ve bilim insanları ödeyebilecek mi? Yasanın 7.maddesinin 2.fıkrası ile 5.maddesinin (d) şıkkında belirtildiği gibi, insana olumsuz etkisi olabileceği ya da insan üzerinde risk oluşturabileceği düşünülüyorsa, bile bile niçin GDO’lar ve ürünlerinin ithalatına ve tüketimine Yasayla izin veriliyor? Yasada yer alan bu tutum ve anlayış ile ülkemiz deneme tahtası, tüketiciler kobay yerine konulmuyorlar mı ? İthal edilen bu ürünlerin üretimine niçin kendi ülkemizde geliştirilecek doğal ve yerel tarımsal yöntemlerle önem ve ağırlık verilmiyor?

Yasanın 7.maddesinin 2.fıkrası her şeyi çok açık bir şekilde gözümüzün önüne koymaktadır. Bu fıkra ile ülkemiz bile bile ateşe atılmaktadır. Ülkemiz deneme tahtası, tüketiciler kobay yerine konulmaktadır. Peki, bu tutum ve anlayış kimler için ve kimlerin yararınadır? Bu tutum ve anlayış GDO Mahşerinin Dört Atlısı Olan Monsanto, DuPont, Dow AgroSciences ve Syngenta’nın yararınadır. Bu dört atlının ilk üçü Amerikan GDO devi, dördüncüsü ise İsviçre merkezli, İngilizlerin yönetiminde olan bir başka Avrupalı GDO devidir.

Tarım Bakanı ve Tarım Bakanlığı yetkililerince deniliyor ki, GDO’lar ve GDO’lu ürünler için sıkı önlemler alıyoruz!.. Denetimlere ağırlık ve önem veriyoruz!.. Bu nasıl oluyor? Hem Yasa ile bu organizma ve ürünlere izin veriyorsunuz, hem ileride bu organizma ve ürünlerin riskleri konusunda belirsizliğini ve bilinmezliğini kabul ediyorsunuz, hem bu organizma ve ürünlerin zaten riskli olduğunu araştırmalarıyla ortaya koyan bilim insanlarının düşünce ve görüşlerini dikkate almıyorsunuz, hem Yasayla ülkeyi deneme tahtası tüketicileri kobay yerine koyuyorsunuz, hem de ülkenin tarımını ve gıda egemenliğini tehlikeye atıyorsunuz? Bu ne yaman bir çelişkidir?

Biyogüvenlik Yasası, tasarı halinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Tarım Komisyonunda görüşülürken Komisyon Başkanı ve ilgililere, “ithalatına izin verilen GDO ve ürünlerinin ileride neden olacağı telafisi imkansız bir zarar doğduğunda bunun hesabını kim verecektir? Diye sorduğumda kimse yanıt vermedi ya da yanıt vermek istemedi.

Çok önemli bir çelişki de, GDO’lu olabilecek soya fasülyesi, soya küspesi, soya yağı, mısır, mısırlı gıdalar, mısır yağı, mısır ve mısır nişastası atıkları ( küspe) ile pamuk ithalatının tamamının GDO üretimi yapan ülkelerden yapılmasıdır. Zaten, GDO’lu ürün dağlarının olduğu bu ülkelerden ithal edilen yukarıda adı geçen ürünlerin GDO’suz olabileceği ne kadar gerçekçidir?

YILLARA GÖRE GDO İTHALATI

Aşağıda, TÜİK istatistiklerine göre soya fasülyesi, soya küspesi, soya yağı, mısır, mısır ve mısır nişastası küspesi, mısırlı gıdalar ve pamuk ithalatının yıllara göre dağılımını gösterir tablolar gösterilmektedir.

Ülkemize 1998 yılından beri GDO’lu olma olasılığı yüksek olan ürünler ithal edilmektedir. 1998 – 2005 yılları arasında ABD’den ve Arjantin’den ithal edilen GDO’lu olabilecek ürünler ve dolar cinsinden tutarları şöyledir:

ABD’den :                                     ARJANTİN’den:
Soya fasülyesi : 768.969.101 dolar  Soya fasülyesi: 270.597.859 dolar
Soya yağı : 61. 216.523 dolar          Soya yağı : 121.509.371 dolar
Soya küspesi : 225.997.517 dolar   Soya küspesi : 147.515.441 dolar
Mısır : 864.965.198 dolar                Mısır : 114.369.960 dolar
Mısır yağı : 354.064.233 dolar         Mısır yağı : 111.053.750 dolar
Toplam : 2.275.212.572 dolar         Toplam : 765.046.381 dolar


2006-2007 Yılları arasında ABD’den ithal edilen GDO’lu olabilecek ürünler ve dolar cinsinden tutarları

ABD’den :
2006                   2007          Toplam
(Milyon dolar) (Milyon dolar) (Milyon dolar)

Mısır 2.8.- 85.- 87.8.-
Mısır Yağı 63.- 75.- 138.-
Soya Fasülyesi 167.7.- 147.- 314.7.-
Soya Yağı 1.6.- 1.4.- 3.0.-
Soya Küspesi 167.7.- 38.8.- 206.5.-
Toplam 402.8.- 347.2.- 750.-

ARJANTİNDEN’den :
2006 2007 Toplam
(Milyon dolar) (Milyon dolar) (Milyon dolar)

Mısır 3.0.- 34.- 37.-
Soya Fasülyesi 83.- 154.- 237.-
Soya Yağı 73.90.- 19.50.- 93.4.-
Soya Küspesi 8.3.- 45.5.- 53.8.-
Toplam 168.2.- 253.- 421.2.-

BREZİLYA’dan:
2006 2007 Toplam
(Milyon dolar) (Milyon dolar) (Milyon dolar)

Soya Fasülyesi 42.3.- 33.6.- 75.9.-
Soya Yağı 24.5.- 6.4.- 30.9.-
Toplam 66.8.- 40.0.- 106.8.-

ABD’den 1998-2007 yılları arasında ithal edilen GDO’lu olabilecek pamuk tutarı (dolar)

Yıllar 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Tutar 223 50 222 206 264 400 483 560 530 817
Toplam İthalat : 3.755 milyar dolar

1998-2007 yılları arasında ülkemize ithal edilen yukarıda adı geçen GDO’lu olabilecek ürünlerin toplam tutarı ( dolar)

ABD : 6.780.212.572 $
Arjantin : 1.186.246.381 $
Brezilya : 106.8 $ (milyon dolar)
Genel toplam : 8.073.258.953 $

1998-2007 yıllarında yukarıda adı geçen üç ülkeden yapılan ithalatta yalnızca, ABD’den yapılan GDO’lu olabilecek ürün ithalatı, üç ülkeden yapılan toplam GDO’lu olabilecek ürün ithalatının %84’ü dolayındadır.

SOYA FASÜLYESİ İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA VE ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI

ÜLKELER 2008 2009 2010 2011 2012*
ABD 221641838 290116348 346598819 168002273 252567583
ARJANTİN 279408642 42116647 43338828 68601050 35378049
BREZİLYA 73981588 4814261 82777661 168983498 5524019
PARAGUAY 34741212 64740377 220415787 191354381 40353762
URUGUAY 11137732 - 21588937 307800 -
UKRAYNA 23013389 18004728 25593006 76237864 34258349
KANADA 937500 2609449 - 2631898 -
ROMANYA - - - 2889810 -
MOLDOVA - - - 8444820 2496758
TOPLAM İTHALAT 647899927 429297868 742419616 687468353 370919851

Not: Küçük miktarda soya fasulyesi ithalatı yapılan ülkeler listeye alınmamıştır.
*2012 yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.

SOYA KÜSPESİ İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA VE ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.
Not: Küçük miktarda soya küspesi ithalatı yapılan ülkeler listeye alınmamıştır.

ÜLKELER

2008

2009 2010 2011 2012*
ABD 52350242

95034034

48030744 54051604 60796027
ARJANTİN 89455015 41947093 86924178 82397142 80076122
BREZİLYA 4824896 5082366 1112200 3809407 -
PARAGUAY 9610091 - - - -
İSPANYA - 4567899 12992293 23567802 63490096
HİNDİSTAN - 3676231 12164277 17118699 25415700
HOLLANDA 1702150 1811877 495210 4647158 4447925
ALMANYA - - 3283610 48283487 77918395
ROMANYA - - 3087750 5791327 -
İNGİLTERE - - - 76053 44905
İSVİÇRE - - - 1905522 -
BULGARİSTAN - - - 892301 -
FRANSA - - - - 5818922
TOPLAM İTHALAT 158425156 152392400 168923355 243029289 318462275

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.
Not: Küçük miktarda soya küspesi ithalatı yapılan ülkeler listeye alınmamıştır.

SOYA YAĞI İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA VE ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI

ÜLKELER 2008 2009 2010 2011 2012*
ABD - 2034747 - 2882084 565845
ARJANTİN 13689860 5429639 - - -
BREZİLYA 4355644 - 4182302 - -
TOPLAM İTHALAT 25721682 10483633 7339322 3350287 732533

* 2012 yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.
Not: Küçük miktarda soya yağı ithalatı yapılan ülkeler listeye alınmamıştır.


MISIR İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA VE ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI

ÜLKELER 2008 2009 2010 2011 2012*
ABD 142360620 5528795 655817 - -
ARJANTİN 97556851 - 131010 - -
MACARİSTAN 3737218 10760320 25537949 8847624 16514973
ROMANYA 2770664 13583162 19740283 39862632 24969042
UKRAYNA 73297783 47763644 25083417 24255513 20631985
KANADA 35306944 - - 4226417 -
RUSYA FEDERASYONU 886680 23045909 16825047 8455858 75645477
BULGARİSTAN - 1314295 1227524 14824374 10897064
MOLDOVA - - 1290654 9346397 931265
SIRBİSTAN - 2727162 5052567 4710709 1491533
BOSNA HERSEK - 2300606 6039439 759001 -
TOPLAM İTHALAT 356000503 108927209 104153200 118182123 154861316

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.
Not: Küçük miktarda mısır ithalatı yapılan ülkeler listeye alınmamıştır.

MISIR YAĞI İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA VE ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI

ÜLKELER 2008 2009 2010 2011 2012*
ABD 95630565 62752462 29235509 34151146 21340755
BREZİLYA 8250761 1730330 6611190 7558460 -
ARJANTİN 884202 5431424 1790338 580000 -
FRANSA - - 555892 2342136 32761
MACARİSTAN - - 1589703 2766667 -
UKRAYNA 1692899 - - 8668116 4191116
ÇİN 28914208 641200 - 1207391 -
BELÇİKA - - 9772641 - 794310
BULGARİSTAN 3694223 709139 - - -
TOPLAM İTHALAT 139106270 71264555 50162780 57273916 26358942

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.
Not: Küçük miktarda mısır yağı ithalatı yapılan ülkeler listeye alınmamıştır.

TOHUMLUK MISIR İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

2008 2009 2010 2011 2012*
4.632.055 5.856.548 3.395.000 3.578.588 3.401.888

İthal edilen ülkeler: ABD, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Sırbistan, Şili, Arjantin, Çin, Hırvatistan ve az miktarda ithal edilen diğer GDO üretimi yapan ülkeler

Bu ithalatta ABD’nin payı yıllara göre şöyledir:

2008      2009         2010         2011    2012*
122.337 2.386.378 1.198.817 961.201 333.152

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.


CİN MISIR İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA GÖRE DAĞILIMI (PATLAMIŞ MISIR, POPCORN YAPIMINDA KULLANILAN)

ÜLKELER 2008 2009 2010 2011 2012*
ABD 698277 310050 459821 - -
ARJANTİN 5.664.646 8.096.754 6.046.242 3.121.811 2.053.299
TOPLAM İTHALAT 6.548.206 8.604.783 6.506.070 3.480.443 2.476.268


*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.

Tablodan da görüldüğü gibi ithalatın çok büyük bir kısmı Arjantin’den yapılmıştır. İthalatın geri kalan küçük kısmı ise diğer GDO üretimi yapılan ülkelerden gerçekleştirilmiştir.


ÇEŞİTLİ MISIR VE MISIR NİŞASTASI İMALAT ATIKLARI ( KÜSPE) İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

2008                 2009            2010       2011           2012*
132.485.002  58.009.727  51.617.418  31.039.161  27.655.538

Bu ithalatta ABD’nin payı yıllara göre şöyledir:

2008               2009          2010       2011     2012*
122.196.924  49.934.213  30.051.375  -     11.183.496

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.

Yıllara göre ithalatın ağırlıklı bölümü 2011 yılı hariç ABD’den yapılmıştır. İthalatın geri kalan bölümü ise Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Macaristan, Fransa, İtalya, Rusya Federasyonu, Avusturya gibi GDO üretimi yapılan ülkelerden gerçekleştirilmiştir.



İŞLENMİŞ MISIRLI GIDALARIN İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

2008               2009         2010         2011           2012*
22.088.596 20.176.658 17.450.188 19.128.371 10.526.054

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.

Bu gıdalar Fransa, Hollanda, Almanya, İspanya, İsveç, İsviçre, Polonya, Ukrayna, ABD, Hindistan, Çin, Tayland, Macaristan, Moldova, Avusturya, İtalya gibi GDO üretimi yapılan ülkelerden ithal edilmiştir.



MISIR GULUTENİ İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

2008          2009         2010          2011            2012*
7.500.331  8.791.693  7.575.394  10.391.111  8.987.695

Bu ithalatta ABD’nin payı yıllara göre şöyledir:

2008             2009          2010      2011  2012*
6.730.006   7.914.417   3.003.459   -      5.306.703

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.

Tablodan da görüleceği gibi ithalatın ağırlıklı bölümü 2011 yılı hariç ABD’den yapılmıştır. İthalatın geri kalan kısmı ise Bulgaristan, Çin, Ukrayna, Hindistan, Macaristan gibi GDO üretimi yapılan ülkelerden gerçekleştirilmiştir.


PAMUK İTHALATININ DOLAR CİNSİNDEN YILLARA GÖRE DAĞILIMI

2008                    2009                2010                 2011              2012*
1.011.895.379   1.012.083.067   1.732.015.335   1.860.388.053   808.930.744

Bu ithalatta ABD’nin payı yıllara göre şöyledir:

2008                  2009              2010               2011                2012*
620.000.000  524.000.000  798.000.000  1.300.309.802   470.796.069

*2012 Yılının 1.altı aylık ithalat miktarıdır.

Tablodan da görüldüğü gibi, ithalatın en ağırlıklı kısmı ABD’den yapılmıştır. İthalatın geri kalan kısmı ise çeşitli ülkelerden gerçekleştirilmiştir.


ÜRÜN BAZINDA 2008-2012 YILLARINDA GDO ÜRETİMİ YAPAN ÜLKELERDEN TÜRKİYE’YE YAPILAN İTHALAT TOPLAMLARI
( DOLAR OLARAK)


Soya Fasülyesi : 2.878.005.615.-
Soya Küspesi   : 1.040.932.505.-
Soya Yağı        : 47.626.457.-
Mısır                : 842.124.351.-
Mısır Yağı         : 344.166.463.-
Tohumluk Mısır : 20.864.079.-
Cin Mısır           : 27.615.770.-
Çeşitli Mısır ve
Mısır Nişastası
Atıkları ( Küspe)  : 300.806.846.-
İşlenmiş Çeşitli
Mısırlı Gıdalar     : 89.369.867.-
Mısır Guluteni     : 43.266.224.-
Pamuk               : 6.415.312.778.-
Genel Toplam     : 12.050.090.955.-

ÜRÜN BAZINDA 2008-2012 YILLARINDA ABD’DEN TÜRKİYE’YE YAPILAN İTHALAT TOPLAMLARI ( DOLAR)

Soya Fasülyesi : 1.278.926.861.-
Soya Küspesi : 310.262.651.-
Soya Yağı : 5.482.676.-
Mısır : 148.545.232.-
Mısır Yağı : 243.110.437.-
Tohumluk Mısır : 5.001.955.-
Cin Mısır : 1.468.148.-
Çeşitli Mısır ve
Mısır Nişastası
Atıkları ( Küspe) : 263.366.008.-
Mısır Guluteni : 22.954.585.-
Pamuk : 3.713.105.871.-
Genel Toplam : 5.992.224.424.-

Yukarıda adı geçen ürünler bazında 2008-2012 yıllarında GDO üretimi yapan tüm ülkelerden Türkiye’ye yapılan ithalatın %50’ye yakını yalnızca ABD’den ithal edilmiştir.

Tablolardan görüleceği gibi, 1998-2012 yıllarında GDO üretimi yapılan ülkelerden ülkemize ithal edilen GDO’lu olabilecek ürünlerin toplam tutarı ( Dolar cinsinden): 20.123.349.908 dolar’dır.

Yukarıda da belirtilen 1998-2012 yıllarında ülkemize ithal edilen GDO’lu olabilecek ürünlerin 12.772.436.996 dolarlık kısmı yalnızca ABD’den ithal edilmiş olup, bu miktar sözü edilen toplam ithalatın %63.5’ini oluşturmaktadır.

Tablolardan görüleceği gibi, 2011 ve 2012 yıllarında GDO üretimi yapılan ülkelerden ülkemize ithal edilen GDO’lu olabilecek ürünlerin toplam tutarı:
2011 yılı ithalat toplamı: 3.037.309.695 dolar
2012 yılı ithalat toplamı: 1.733.313.114 dolar

ABD’den 2011 ve 2012 Yıllarında Yapılan Toplam İthalat Tutarları :
2011 yılı ithalat toplamı: 1.560.358.010 dolar
2012 yılı ithalat toplamı: 822.889.610 dolar

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Yukarıda adı geçen ürünler bazında tablolardan görüleceği gibi, ülkemize GDO üretimi yapan tüm ülkelerden yapılan GDO’lu olabilecek ürünlerin ithalat toplamı içerisinde yalnızca ABD’den yapılan 2011 yılındaki ithalat oranı %51.4’dür. 2012 yılındaki ithalat oranı ise %47.5’dir.

Görüldüğü gibi, her geçen yıl GDO üretimi yapılan ülkelerden GDO’lu olabilecek ürün ithalatı artmaktadır. Yazımızda gösterilen tablolar içerisine GDO’lu olabilecek kolza ve ürünleri ile pirinç ithalatını eklemedik.

Özellikle, ülkemizde Biyogüvenlik Yasası’nın 2010 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, “Türkiye’ye GDO’lu ürün ithalinde çok dikkat ediyoruz ya da ediliyor” diyen yetkili ve ilgililerin yukarıda ortaya konulan ithalat tutarları konusunda dikkatlerini çekmek istiyorum!... Üstelik de, söz konusu GDO’lu olabilecek ürünlerin tamamın GDO üretimi yapılan ülkelerden ithal edildiği de ayrı bir konu!..

Bununla birlikte, zaten dünyadaki GDO üretimini ve pazarlamasını kontrol eden üçü ABD, biri Avrupa Merkezli GDO mahşerinin dört atlısının yanı sıra, GDO’lu olma olasılığı yüksek olan söz konusu ürünlerin %50 dolayındaki kısmının yalnızca ABD’den ithal edilmesi, gıda emperyalizminin Türkiye’deki durumu ile gıda egemenliğimizin ne derece içler acısı durumda olduğunu gözler önüne sermektedir.

Bu durumdan, hem tüketici hakları, hem gıda egemenliğimiz hem de kırsal kesimde yaşamını sürdüren ve tarımla uğraşan yoksul köylü ve küçük çiftçilerimizin kurtuluşu için ne gerekirse yapmak zorundayız.