Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - TEBLİĞLER
 

Sosyal-Demokratik Belediyecilik ve Tüketici Hakları

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı

ÖZET

Ülkemizde nüfusun %70 dolayında kesimi kentlerde yaşamaktadır. Kentlerdeki tüketicilerin insanca ve kaliteli bir yaşam sürdürmekten yoksun oluşu sorunların başında gelmektedir.

Bu anlamda, kentlerdeki belediyecilik anlayışı ve politikaları çok büyük önem arz etmektedir. İnsan haklarına, tüketici haklarına, çocuk haklarına, engelli haklarına, çevre haklarına, hayvan haklarına, kadın haklarına saygılı sosyal –demokratik bir belediyecilik anlayışının insanca ve kaliteli bir yaşam için gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Böyle bir belediyecilik anlayışı yalnızca kentler için değil, ulusal, bölgesel, kırsal kalkınma için de ön koşuldur.

Sosyal demokratik belediyecilik anlayışının planlamayı da gerekli görmesi nedeniyle, kentlerin ve tüm ülkenin bütüncül olarak kalkınmasına ve gelişmesine büyük bir ivme kazandıracağı kuşkusuzdur.

Bununla birlikte, belediyelerin tüm icraatlarına ilişkin alınacak kararların, yapılacak planların, verilen hizmetlerin uygulanmasında kentlilerle, kentteki demokratik kitle örgütleriyle ( çeşitli meslek örgütleri, tüketici örgütleri vd… ), üniversitelerle birlikte alınması, kentteki ilgili kuruluşların ve kentlilerin söz konusu karar, plan ve uygulamalara sahip çıkmasını da sağlayacaktır.

Belediyelerin en başta gelen görev alanları içindeki su, ısınma – barınma, ulaşım, gıda gibi temel kamusal hizmetlerin düzenli, kaliteli, sağlıklı-güvenli, ucuz ya da ücretsiz bir şekilde kentte yaşayanlara sunulması, kentte yaşayanların bu hizmetlere belirtilen nitelikte ulaşabilmesi, tüketicilerin evrensel haklarından olan temel gereksinimlerin giderilmesi hakkı ile ekonomik çıkarlarının korunması hakkının bir gereğidir.

Ancak, bunun sağlanabilmesi emekten ve tüketici haklarından yana olan sosyal – demokratik bir belediyecilik anlayışının uygulanmasına bağlıdır.

Diğer taraftan evrensel tüketici haklarından olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının gereği olarak çöp ve atıkların toplanıp değerlendirilmesi; kentteki tüm sokak, cadde ve kaldırımlar ile bina ve bina önlerinin temizliği; yeterince yeşil alanların ve parkların varlığı; kentlerin araç değil, insan merkezli olması; çocukların, engellilerin, yaşlıların rahatça gezip-dolaşabileceği kentlerin varlığı gelişmiş bir kent olmanın göstergesidir.

Yaşamın her alanında kentte yaşayan tüketicilerin haklarına sahip çıkacak şekilde bilgilendirilmelerinin ve eğitilmelerinin sağlanması, örgütlenmelerinin teşvik edilmesi ve desteklenmesi çağdaş kentlerin oluşumu ile ulusal, bölgesel ve kırsal kalkınma için çok gerekli ve önemlidir.

Kentlerdeki gelişmenin önemli bir göstergesi de tarihsel kent kimliğine sahip çıkılması, demokratik ve çağdaş kültür anlayışının kentte yaygınlaştırılması, her çeşit görsel kirlilikten arınmış kimlikli, kişilikli ve estetik bir kent varlığının oluşumudur.
Öte yandan, koruyucu sağlıklı hizmetlerinin ön plana alınması, her yaştan tüketicilerin ve engellilerin spor yapabileceği olanakların oluşturulması tüketici haklarına saygılı bir belediyecilik anlayışının gereğidir.

Tüketici, engelli, çocuk hakları ile emekçilerin haklarına ve çıkarlarına uygun yukarıda belirtilen tüm bu beklentilerin gerçekleşebilmesi ancak, bu kesimlerin temsil edilme; söz, yetki karar hakkına sahip olacağı sosyal demokratik bir belediyecilik anlayışı ile sağlanabilir.

TÜRKİYE'DE NEOLİBERAL BELEDİYECİLİK UYGULAMALARI

Türkiye'de serbest piyasa ekonomik kararları adıyla 24 Ocak 1980'de uygulamaya konulan neoliberal politikalarla kamusal kuruluşların ve hizmetlerin ticarileştirilmesi, serbestleştirilmesi, özelleştirilmesi başlatıldı. Sözü edilen bu uygulamalar özellikle de belediyelerin tüketicilere sunmakta olduğu su, ulaşım, doğalgaz, kömür gibi mal ve hizmetler ile kamu arsalarında da başlatılarak egemen kesimlere sermaye aktarma modeli yaratıldı.

Tarım kesimine verilen desteklerin azaltılması, ilaç, mazot, gübre gibi tarımsal girdilerin pahalandırılması sonucunda yoksullaştırılıp özellikle de büyük kentlere göç etmeye zorlanan kırsal kesimde yaşayan kitlelerin de eklenmesiyle kentlerdeki işsizlik ve yoksulluğun daha da artışına neden olundu. Başta büyük metropol kentler olmak üzere kentlerin büyük bir çoğunluğunda su, ulaşım, yakacak (doğal gaz, kömür) gibi temel mal ve hizmetlerde sosyal devlet, kamu yararı ve tüketici haklarına aykırı fiyatlandırma politikaları uygulanmaya başlandığı için dar gelirli, yoksul tüketiciler bu mal ve hizmetleri daha pahalı almak zorunda bırakılmışlardır.

Örnek vermek gerekirse 02.01.2004 tarihli ve 25334 mükerrer nolu Resmi Gazetede yayımlanan 5035 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 41.maddesi ile değiştirilen 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 44.maddesine konulan bir hüküm ile 1980 öncesi konutlardan alınmayan çevre temizlik vergisi alınmaya başlanmıştır. Ayrıca, 1980 öncesi alınmayan ancak, 2560 sayılı İSKİ Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 13. ve 23.maddeleri uyarınca alınmaya başlanan, ancak, daha sonra açılan bir iptal davasının hukuksal sonuçlarından kurtulmak için 5491 nolu Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8.maddesi ile alınmaya devam edilen, fakat, çevre temizliği konusunda mükerrer vergi niteliğini kaybetmeyen ( Ayrıca, çevre temizlik vergisi alındığı için ) atık su bedeli tüketicinin konutlarda kullandığı suyun bedelini arttıran haksız bir uygulama çeşididir. Bunun yanı sıra, 5.6.1986 tarihinde kabul edilen 3305 sayılı Kanun ile Değiştirilen 2560 Sayılı Kanunun 23.maddesinde, su fiyatı belirlenirken %10’dan aşağı olmayacak şekilde bir kar oranının esas alınacağı belirtilmektedir. Buna göre, Büyükşehir Belediyelerine, %10’dan aşağı olmayacak şekilde kar etme hakkı ve yetkisi verilmiştir. Dikkat edilecek olursa, kar oranı belirlenirken de tavan değil tabanda bir sınırlama getirilmiştir. Bu yetkiye dayanarak Büyükşehir Belediyeleri istedikleri oranda kar elde edebilmektedirlerdir.

Belediyelerde alınan kararlar doğrultusunda değişik belediyeler değişik şekillerde suyun tüketiciye (konutlara) satış fiyatlarını kademelendirmekte ve fiyatları yüksek tutmaktadırlar. Kademelendirmenin bir nedeni suyun tasarruflu bir şekilde kullanılmasını sağlamak olabilir. Tabi ki suyu tasarruflu kullanmak zorundayız. Ancak, bu anlamda kademelendirmenin doğru bir şekilde belirlenmesi gerekir. Örneğin, dört kişilik bir ailenin 30 günlük yeterli su tüketimi baz alınarak kademelendirme bu noktadan başlatılabilir. Bu kıstas Türkiye ortalamasına göre 18m3’ün. Ankara’da dört kişilik bir ailenin ortalama su tüketimi ise 25m3’tür.

Ancak, şu anda suyu kademelendirerek fiyatlandıran bazı büyük belediyeler ilk kademeyi 18m3'ten altında belirlemişlerdir. Bu belediyelerin yaptıkları ilk kademelendirme şöyledir:

İstanbul: 0-10m3, Bursa: 0-10m3, Kocaeli: 0-10m3, Gaziantep:0-12m3, İzmir:0-13m3, Mersin:0-15m3
İlk kademelendirme fiyatı dar gelirlilere göre yüksek sayılır. Oysa, sosyal demokratik belediyeciliğe örnek olarak gösterilebilecek Dikili Belediyesinin Başkanı, 0-10m3 kademesindeki su kullanımında hiç bedel almadıkları için soruşturmaya uğratılmıştır.

Neoliberal belediyeciliğin uygulanmaya başlandığı 1980 sonrası ve günümüzde ise Ankara, İstanbul gibi büyük kentler başta olmak üzere birçok kentteki kamu arazileri ve arsaları belli kesimlere devredilerek ya da onların kullanımına ucuz fiyatlarla ve yok pahasına sunularak bu kesimler için büyük rantlar yaratılmasına neden olunmuştur. Ancak, bir taraftan, azınlıkta olan belirli kesimler büyük rantlar elde ederken, kentin kenar semtlerinde ya da varoşlarında yaşamını zorlukla sürdürmeye çalışan milyonlarca yurttaş ise giderek alım güçlerini kaybetmeye başlamışlar ve daha çok yoksullaşmaya terk edilmişlerdir. Kentlerdeki işsizlik oranı ise son ekonomik krizle birlikte iyice artarken, işsizliğin gençler arasındaki oranı ise neredeyse yarı yarıyadır.

Bu duruma karşın büyük kentler başta olmak üzere hemen tüm kentlerde belediye yönetimlerinin yoksulluğu giderme, kent yaşamını ucuzlatma gibi bir politikalarının olmadığı görülmektedir. Ancak, görünen şudur: İktidar yanlısı hemen tüm belediyelerde belirli bir yasal dayanağı olmayan ve insan onuruna aykırı düşen sözüm ona yardım adı altında gelişigüzel yapılan kampanyalarla ve uygulanan sadaka ekonomisiyle siyasi rant elde edilmeye çalışılmaktadır.

Belediyelerin uyguladığı rant ağırlıklı politikalar nedeniyle kentlerin büyük bir çoğunluğunda betonlaşma, çarpıklaşma iyice artmış ve kentler birer çirkinlik abidesi durumuna getirilmiştir. Çarpık kentleşme ve yanlış ulaşım politikaları nedeniyle Ankara ve İstanbul gibi büyük kentlerde ulaşım çekilmez ve dayanılmaz bir boyuta ulaşmıştır. Bu kentlerdeki trafik kaza sayısında ve bunun sonucunda da ölü ve yaralı sayısında önemli arttışlar olmuştur. Bu iki büyük kent başta olmak üzere birçok kentin merkezi insan öncelikli değil, taşıt öncelikli duruma getirildiğinden, değil engelli tüketiciler, engelsiz olanların da rahatça gezip dolaşamayacağı bir kent ortamı yaratılmıştır.

Rantçı belediye anlayışının ön planda olmasından dolayı uygulanmayan imar planları ya da sağlıklı ve güvenli kentleşmeye aykırı uygulamalar nedeniyle, özellikle de kentte yaşayan yoksulların yaşadığı yerleşim yerlerinde kent ve yurttaş güvenliğinin hiç dikkate alınmamasından dolayı, deprem ve sel felaketleri gibi doğal afetler sonucunda bir çok yurttaş yaşamını yitirmiş ve maddi zararlara neden olunmuştur.

Neoliberal belediyecilik anlayışı ve uygulamaları aynı zamanda toplumun her yönden yozlaşmasına ve soysuzlaşmasına da neden olmuştur.


BİR NEOLİBERAL BELEDİYECİLİK ÖRNEĞİ ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Bugün, Başkent Ankara Büyükşehir Belediyesi liberal belediyeciliğin uygulandığı en iyi örneklerden birisi olarak gösterilebilir. Ankara'nın, memur ve öğrenci kenti olması, dar gelirli ve yoksulların ağırlıklı olarak yaşadığı bir kent olmasına karşın, Türkiye'de toplu taşım araçları ile yapılan kent içi ulaşımının en pahalı olduğu bir kent durumundadır.

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin uyguladığı su fiyatlarıyla Türkiye'de suyun en pahalı olduğu üç büyük kent belediyesinin su fiyatlarını karşılaştırdığımızda yine su fiyatlarının en pahalı olarak tüketicilere sunulduğu kentin Ankara olduğu görülmektedir. Şöyleki; Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin uyguladığı su fiyatları 15m3'e kadar kullanımda İstanbul'dan, 20m3'e kadar kullanımda Bursa'dan, 21m3'e kadar kullanımda İzmir'den daha pahalıdır. Zaten, dar gelirli ve yoksul ailelerin büyük bir çoğunluğunun da su kullanımı bu aralıklarda toplanmaktadır.Kısaca, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin uyguladığı kullanma ve içme suyu fiyatları da Türkiye'de belediyelerin uyguladığı en pahalı su durumundadır. Kaldı ki, Ankara'da tüketicilerin büyük bir çoğunluğu şehir şebeke suyunu içme suyu olarak kullanmayıp bunun yerine daha pahalı olan ambalajlanmış su kullanıldığı için su gideri çok yükselmiştir.

Ankara'da 250 bin dolayında su abonesinin, bir milyon dolayında da doğal gaz abonesinin büyük bir çoğunluğu istekleri dışında ve zorunlu olarak çok daha pahalı olan su ve doğalgaz sayacı kullandırılmak durumunda bırakılmışlardır. Bununla birlikte, su abonesi olmak isteyen tüketicilerden 1000TL-5000TL arasında değişen tutarlarda abonelik bedeli alınarak yeni abone olan tüketiciler büyük ekonomik sıkıntı içine sokulmakta ve mağdur edilmektedirler.

Yine, bugün, kentlerde kullanılan doğalgazın fiyatlarını karşılaştırdığımızda ise Ankara Türkiye'nin en pahalı doğalgaz kullanan üçüncü kenti durumundadır. Bilindiği gibi, Ankara ve birçok kentte doğal gaz özelleştirme kapsamına alınmıştır. Ankara'da doğal gaz özelleştirme kapsamına alınırken konutlarda kullanılacak doğal gazın 1m3 fiyatına 0.05555 dolar ve 10 yıllık fiyat garantisi verilmiştir. Aslında, tüketicilerin alım güçlerini ve kişi başına ulusal geliri dikkate aldığımızda su, ulaşım, doğal gaz'da uygulanan fiyatlar yönünden, Türkiye'nin en pahalı ülkeler arasında olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ankara Büyükşehir Belediye'si de su, ulaşım gibi tüketicilerin en doğal ve en temel gereksinimlerinde uyguladığı fiyatlar yönünden şampiyonluğu elden bırakmamaktadır.

Ankara Büyükşehir Belediye'sinin kentsel dönüşüm projesi kapsamında, belli çevrelere yeni rant alanları yaratılması için uyguladığı hukuk dışı yöntemlerle gecekondu semtlerindeki onbinlerce ailenin konutlarına ve arsalarına el konularak mağdur edilmelerine neden olunmuştur.

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin politikalarından ve uygulamalarından kaynaklanan diğer sorunlar şöyledir:
• Ankara’nın kimliği hızla bozulmakta, yok olmaya doğru gitmekte ve Ankara her geçen gün daha da çirkinleşmektedir.

• Ankara kent içi ulaşımı çok pahalı olmakla birlikte insan öncelikli durumundan araç öncelikli duruma getirilerek çıkmaza sokulmuştur.
 
• Kent içi gereksiz ve anlamsız bir şekilde alt ve üst geçitlerle donatılmıştır. Kent içinde otomobil ve motorlu araç sayısı arttırılmıştır. Bu nedenle, yolcu ve yaya güvenliği yok edilmiştir. Kent içi ulaşımı yayaların kent içinde rahatça gezemediği ve karşıdan karşıya geçemediği duruma getirilmiştir. Trafik kazalarıyla ile bu kazalarda ölen ve yaralananların sayısında yıllara göre artış olmuştur.

• Tüketicilerden EPDK kararlarına da aykırı bir şekilde ve EPDK’nın denetimleriyle de belirlendiği gibi haksız ön ödemeli gaz sayaç bedeli, ön ödemeli sayaçlarda kullanılan pil bedeli ve yanlış katsayı uygulamasıyla haksız gaz bedeli alınmıştır. Ancak, bu bedellerin geri ödenmesinde tüketicilere olmadık zorluklar çıkartılmış, gecikmelere neden olunmuş, haksızlığa uğratılan bir çok tüketici ise hazırlanan listelere alınmamıştır.

• Ankara’da yaşayan tüketiciler ve emekçiler yoksullaştırılarak çaresizleştirilmekte, sosyal devlet, tüketici hakları ve insan onuruna uygun olmayan bir şekilde yapılan gıda ve kömür yardımları ile de siyasi rant elde edilmeye çalışılmaktadır.

• Tüketicilerden toplanan su, doğal gaz ve ulaşım bedelleri bu hizmetlerin daha kaliteli ve daha ucuz bir şekilde Ankaralılara sunulmak üzere gerekli yatırımlar yapılmak yerine konu ile ilgisi olmayan başka alanlara, devlet yoluna, çevre otoyoluna, köprülü kavşaklara, alt ve üst geçitlere harcanmıştır.

• Ankara’da Türkiye’nin ve dünya başkentlerinin en pahalı belediye hizmetleri verilmesine karşın, Ankara Büyükşehir Belediyesi Türkiye’nin en borçlu belediyesi konumuna getirilmiştir. Ankara Büyükşehir Belediyesinin toplam borcu Temmuz 2008 tarihi itibariyle 4 milyar 382 milyon TL’dir. Ankara Büyükşehir Belediyesinin haksız ve yanlış su, doğal gaz, sayaç ve diğer belediye uygulamaları nedeniyle tüketicilerin tüketici sorunları hakem heyetlerine yaptığı ve hakem heyetlerinin tüketicilerin lehine verdiği yüzlerce karar Belediye tarafından uygulanmayıp tüketiciler mahkemelere yönlendirilerek maddi ve manevi olarak zarara uğratılmışlardır. Ankara’da büyük bir tabela ve görüntü kirliliği ile dil kirliliği yaratılmasına neden olunmuştur. Bununla birlikte yaya geçitlerini işgal eden reklam panoları da başkent Ankara’nın çirkinliğini daha da arttırmıştır. Kent içindeki motorlu araç sayısı ile kömür kullanımının artışına paralel olarak hava ve gürültü kirliliği ile çevre kirliliği de artış göstermektedir.

• Kültürel yönden yozlaşma ve gerileme giderek yaygınlaşmaktadır.

• Ankara Büyükşehir Belediyesinin kentte ve kentte yaşayan tüketicilere karşı işlediği suçlar, yaptığı yanlış ve haksız uygulamalar nedeniyle, tüketici örgütleri ve meslek örgütleri ile diğer ilgili kamu kuruluşlarının açtığı ve kazandığı yüzlerce mahkeme kararı uygulanmamaktadır.

2009 yılında yapılan yerel seçimler öncesinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'nın bir TV kanalında yaptığı bir konuşma hukuk adına, bir kent adına, tüketici adına son derece düşündürücüdür. Bu konuşma kısaca şöyledir: Hakkımızda bin (1000) dava açıldı, ne yazık ki , 950'sini kaybettik. Bu konuşmadan çıkan anlam şudur: Biz her uygulamamızda haklıyız. Ancak, açılan davalar, verilen mahkeme kararları haklı değildir. Görüleceği üzere, uygulanan belediyecilik hizmetleri baştan sona tüketici haklarına, kamu yararına aykırı bir belediyecilik uygulamasıdır. Hemen her gün kente ve kentte yaşayan tüketicilere karşı suç işlenmektedir.

Tüm bu olumsuzluklara karşın, bugünkü Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'nın 4. kez seçilmesinin büyük bir çelişki olduğu söylenebilir. Ancak, bu çelişkinin neoliberal ekonomik ve sosyal politikalarla neoliberal belediyecilik anlayışının yarattığı yoksulluk, çaresizlik ve yozlaşmanın, yeniden belediye yönetimine gelmek için her yola başvurulmasının ve gerçekten halka güven veren güçlü bir sosyal demokratik alternatifin yaratılmamasının sonucu olduğunu söylemek yanlış değildir.

NASIL BİR SOSYAL DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK İSTİYORUZ?

Halkın ve tüketicilerin bugün kentlerde yaşadığı sorunların doğru çözümü, tüketici haklarına uygun, kamu yararını ve halkın çıkarlarını ön plana alan bir sosyal demokratik belediyecilik anlayışının belediye yönetimlerinde bulunmasından geçer. Bunun için de herşeyden önce bu konuda kararlı ve güçlü bir alternatifin oluşması gerekmektedir. Belirtmeye çalıştığımız sosyal demokratik belediyecilik anlayışı klasik sosyal demokratik anlayışından farklı olarak söz-yetki- kararın halka ait olduğu, halkın gerçek temsilcilerinin yönetimde bulunduğu, halkla birlikte ve halk için mevcut sorunları en sağlıklı, doğru, etkin ve kararlı bir şekilde çözebilecek bir sosyal demokratik anlayıştır.

Böyle bir sosyal demokratik alternatifin yalnızca belediye yönetimlerinde oluşması da yeterli değildir. Çünkü, belediyelerde tüketici haklarından, çocuk haklarından, engelli haklarından, insan haklarından, kadın haklarından, sağlıklı bir çevre ve kentsel gelişmeden yana kararlar alabilmek ve uygulayabilmek hükümetlerde de aynı anlayış ve alternatifin oluşması ile sağlanabilecektir. Diyelim ki, bu iki alternatif de oluştu, yaratıldı. Peki, biz bu sosyal demokratik yönetimden, belediyeden nasıl bir belediyecilik istiyoruz?

• Öncelikle, tüketici ve insan haklarından, çocuk ve kadın haklarından, engelli haklarından, emekçilerden, dar gelirli ve yoksullardan, çevreden ve sağlıklı kentleşmeden yana kararlı ve planlı bir belediyecilik politikasının uygulanmasını istiyoruz. Bu politikaların uygulanmasının ilgili tüm demokratik kitle örgütleriyle ve halkla birlikte gerçekleştirilmesi başarılı olabilmenin ön koşullarından birisidir. Bunun için de demokratik katılımın ve temsiliyetin en verimli ve etkili bir şekilde sağlanması gerekmektedir.

• Kentte yoksulluğun ve işsizliğin giderilmesi, yaşamın ucuzlatılması için gerekli tüm ekonomik-sosyal önlemler alınmalıdır. Belediyelerin öncülüğünde yoksulluğun giderilmesine katkı sunacak, özellikle de varoşlarda yaşayan işsiz yurttaşların becerilerini geliştirecek, üreticiliği teşvik edecek ve vatandaşlara gelir getirecek, yeni istihdam alanları yaratacak, yerli malı üretim ve tüketim projeleri oluşturulmalı, tüketim kooperatifleri teşvik edilmelidir.

• Kent yaşamının ucuzlatılabilmesi için idari, ticari, yasal ve diğer tüm önlemler alınmalı, bu konuda ilgili demokratik kitle örgütleri, meslek kuruluşları ve tüketici örgütleriyle işbirliği yapılmalıdır.

• Su, ulaşım, ısınma-barınma, eğitim ve sağlık gibi kentte yaşayan tüm yurttaşların ve tüketicilerin bu en temel gereksinimlerinin giderilmesi ve hizmetlere en iyi şekilde ulaşabilmelerinin sağlanabilmesi için tüm önlemler alınmalıdır.

• Sağlıklı ve güvenli bir kentleşme ve çevre için, halkın kentlerde her yönden ( gerek doğal afetler gerekse tüm tüketim maddeleri ve diğer sosyal olaylara karşı) güvenli ve sağlıklı yaşayabilmesi için imar uygulamaları başta olmak üzere gerekli teknik ve idari önlemler alınmalıdır.

• Kent içi ulaşımı motorlu araç ve otomobil öncelikli durumundan insan öncelikli duruma getirilmelidir. Bunun için metro ve toplu taşımacılık yaygınlaştırılmalıdır. Alınacak önlemlerle insanların, çocukların, engellilerin rahatça gezip dolaşabileceği, havası temiz, gürültüsüz bir kentin oluşturulması sağlanmalıdır. Hem çevresel hem de ekonomik yarar ve enerji tasarrufu açısından şehir içinde motorlu araçlara değil toplu taşım araçlarıyla birlikte bisikletlere öncelik ve önem veren bir politika ve proje oluşturulmalıdır.

• Gıda maddelerinin sağlıklı ve ucuz bir şekilde tüketicilere sunulmasını sağlayacak önlemler alınmalı ve bu konuda ilgili tüm kuruluşlarla işbirliği yapılmalıdır.

• Kentte yaşayan halkın ve tüketicilerin her konuda doğru ve eksiksiz olarak bilgi sahibi olabilmeleri, haklarını öğrenebilmeleri ve arayabilmeleri için bilgilenmelerini ve bilinçlenmelerini sağlayacak eğitim ve bilgilendirme politikalarına ağırlık ve önem verilmelidir.

• Çöp ve katık atık toplama ve değerlendirme sorununun en etkili, doğru, bilimsel, sağlıklı bir şekilde çözülmesi sağlanmalıdır.

• İmar düzenlemeleri ve değişiklikleri halkın yararına ve sağlıklı bir kent olma özelliğine uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

• Kentteki tabela ve görsel kirlilikler ile bunların yarattığı dil kirliliğine son verilecek uygulamalara gidilmelidir.

• Kentin tarihsel kimliğine en iyi şekilde sahip çıkılmalı ve konuda gerekli önlemler alınmalıdır.

• Kentte her çeşit kültürel ve sportif etkinliklere halkın ve gençlerin katılabileceği şekilde tüm önlemler alınmalıdır.


KAYNAKÇA

ÇAKAR, Turhan. Suya Erişim Hakkı Suyun maliyeti, Fiyatlandırılması ve Belediye Uygulamaları, TMMOB 2. Su Politikaları Kongresi-2007, Bildiriler, Ankara
ÇAKAR, Turhan, Doğal Gaz Sektöründe Piyasa Uygulamalarının Tüketiciye Yansıması, T.M.M.O.B. Uluslararası Doğal Gaz Kongresi ve Sergisi- 2007, Bildiriler, ANKARA
GÜLER, Birgül Ayman. Yerel Yönetimler. Liberal Açıklamalara Eleştirel Yaklaşım, TODAİE Yayınları, Ankara, 1992.

GÜLER, Birgül Ayman. Yeni Sağ ve Devletin Değişimi, İmge Yayınevi, Ankara, 2005.

KAMALAK, İhsan ve Gül, Hüseyin(Haz.), Yerel Yönetimlerde Sosyal Demokrasi Toplumcu Belediyecilik Teorik Yaklaşımlar, Türkiye Uygulamaları, Kalkedon ve SODEV Yayınları, İstanbul, 2009.

KELEŞ, Ruşen. Yerinden Yönetim ve Siyaset, Cem Yayınevi, İstanbul, 1992.
KELEŞ, Ruşen. Kentleşme Politikası, İmge Yayınları, Ankara, 2000.

TORUNOĞLU, Ethem. Toplumcu Belediyecilik Anlayışı, www.politeknik.org.tr, Erişim Tarihi: 20 Ocak 2009.

ÇAKAR, Turhan, Belediyeler, Kent Yaşamı ve Tüketici Hakları, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, Yerel Yönetimlerde Tüketicinin Temsi Edilme Hakkı, AB'den Örnekler ve Türkiye'deki Durum, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, Pahalı Su Hizmeti Sunan ASKİ'ye Dava, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, Belediyenin En Büyük Başarısı Yargı Kararlarını Uygulamamak, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, Başkentin Suyu Hem Sınıf Düştü Hem Pahalandı, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, ASKİ En Çok Şikayet Edilen Kamu Kuruluşu, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, Belediyenin Tüketiciden Topladığı Paralar Nerelere Harcanıyor, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, Türkiye'nin En Pahalı Suyu Ankara'da, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, ASKİ 'nin Yeni Su Tarifesi Dar Gelirli Aboneler İçin Yıkım, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, Kartlı Ön Ödemeli Su Sayacı Uygulaması Mahkeme Tarafından Durduruldu, Cumhuriyet Ankara Dergisi.

ÇAKAR, Turhan, ASKİ'nin Suya Uyguladığı En Az % 10 Kar Oranına İptal Davası, Cumhuriyet Ankara Dergisi.