Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - TEBLİĞLER
 

Gıda Egemenliği ve Tüketici Hakları

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı

ÖZET

Konuya evrensel tüketici hakları açısından baktığımızda öngörülen ve yerini getirilmesi gereken hedefler, ilkeler, esaslar şunlardır.

1 – Tüketicinin sağlıklı , yeterli, ucuz ve çok seçenekli gıdaya ulaşma hakkı vardır.

2 – Tüketicilerin tükettiği gıdalar hakkında eksiksiz ve doğru bilgilendirilmesi hakkı vardır.

3 – Gıdaların üretimi , dağıtımı süreçlerinde çevreye zarar verilmemesi ve sağlıklı bir çevrede yaşamasının sağlanması hakkı vardır.

4 – Gıdaların üretimi , dağıtımı, tüketimi süreçlerinde tüketicilerin kendilerini ilgilendiren yönlerden görüş ve düşüncelerinin ortaya konulması ve isteklerinin alınan kararlara yansıması açısından temsil edilmesi hakkı vardır.

Özellikle hükümetlerin bu evrensel hakların uygulanabilmesinin sağlanabilmesinde görev ve sorumlulukları vardır. Bununla birlikte, kırsal alanda en temel tüketici hakkı olan gıda dağıtımını sağlayacak politikaların hükümetlerce yerine getirilmesi sorumluluğu bulunmaktadır. Bunun için de tüketim kooperatiflerinin kurulmasının sağlanması , bilhassa bu girişimin kırsal alanda teşvik edilmesi hükümetlerin görev ve sorumlulukları arasında sayılmaktadır.

Öngörülen tüm bu haklar, tarımla uğraşan ve geçimini tarımla sürdürmek zorunda bulunan köylü ve küçük çiftçiler ile tüketicilerin ve onların yaşadığı ülkenin gıdaya her aşamada ve her yönüyle egemen olması ile sağlanabilir. Aksi takdirde gıda egemenliği kaybedildiğinde ne tüketici hakkından ne de kırsal kesimde yaşayan ve tarımla uğraşmak zorunda kalan yoksul köylü ve küçük çiftçilerin insanca yaşayabilmesinden bahsetmek mümkün değildir.

18. yy’ın sonu ve 19.yy’ın başında Avrupa sömürgesi altındaki ülkelerde kendi yararları için başlatılan ihraç ekin üretimi ve bu tarım alanlarındaki ucuz işgücü kullanımı hala devam etmektedir. Bununla birlikte , özellikle de 2. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünya’da geleneksel tarımsal yöntemler ortadan kaldırılarak uluslararası tekellerin çıkarları doğrultusunda batı tarzı modern tarımsal yöntemler egemen hale getirildi. Daha az emek harcayarak daha çok ürün elde etmek yutturmacası ile empoze edilen ve yeşil devrim de denilen bu uygulamalar modern tarımsal makinalar, suni gübre , böcek ilacı, tohum satan ve ucuz ihraç ürünlerini işleyen emperyalist tarım ve gıda şirketlerine yaradı.

Özellikle, 1980’yılından sonra IMF ve Dünya Bankasının gerek Türkiye’ye gerekse az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere dayattığı neoliberal politikalar ile tarımdaki özelleştirme uygulamaları ve tarımdan desteğin çekilmesi tüketici haklarına aykırı sonuçlar doğurmuştur. Bununla birlikte, dar gelirli, yoksul köylü ve çiftcilerin daha da yoksullaşmasına ve kırsal kesimden kentlere göçe neden olarak toplumsal sorunların daha da ağırlaşması sonucunu doğurmuştur.

MODERN TARIM TEKNİKLERİ’NİN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ETKİLERİ

Modern tarım teknikleri’nin dayatıldığı gelişmekte olan , az gelişmiş, daha doğru deyimle geri bıraktırılmış ülkelerde tüketiciler, köylü ve çiftciler ile çevresel yönden şu sorunlara neden olmuştur.

1–İş sayısında düşüşe yol açmıştır.

2- Bir çok karar , çiftçilerin ve yöre insanının elinden alındığı için yerel kendine yeterlilik güven azalmıştır.

3- Suni gübre ve böcek ilacı tüketimi hızla artmış, bunun sonucunda da tarımsal maliyetlerin artmasına neden olunmuştur.

4- Toprak, su kirlenmiş, sera gazı etkisine neden olunmuştur.

5- Verimlilik ve üretim azalmalarına neden olunmuştur.

6- Zararlı böceklerin böcek ilacına bağışıklık kazanmasıyla hem zararlı böcek sayısında hem de böcek ilacı sayısında ve tüketiminde artış olmuş, ekin hastalıkları yayılmıştır.

7- Genetik biyo çeşitlilik azalmış , insanlık az sayıda ekine bağımlı hale gelmiştir. Son yüzyıl içinde dünyanın bilinen bitki türlerinin yaklaşık dörtte üçü kaybolmuştur.

8- Kırdan kente göçün artmasıyla birlikte işssizlik yoksulluk ve açlık da artmıştır. 800-900 milyon insan kronik gıda yetersizliği çekmekte (açlık) , 2 milyardan fazla insan da gıda yetersizliği çekmektedir. Her gün 5 yaşın altındaki yaklaşık 16.500 çocuk yetersiz beslenmeden dolayı ölmektedir.

9- Tarımsal ürünler ve gıda maddelerinin fiyatları artmıştır.

10- Yanlış ve uygun olmayan tarımsal yöntemlerle yapılan sulama sonucunda toprağın tuzlanmasına , yeraltı sularının çekilmesine , göllerin kurumasına neden olunmuştur. Bu da tarımsal üretimi tehlikeye atmıştır. Bu durum ülkemizde çok bariz şekilde görülmektedir.

11 – Ormanlık alanların azalmasına neden olunmuş, gıda zincirinin bir parçası olması nedeniyle de ormanların azalması gıda güvencesini tehlikeye attığı gibi diğer çevresel sorunlara neden olunmuştur.

Yukarıdaki sorunların çoğu Türkiye’de de yaşanmış ve halen de yaşanmaktadır.

YAPISAL UYUM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE’DEKİ SONUÇLARI

İMF ve Dünya Bankası’nın 1980’li yıllardan itibaren dayattığı yapısal uyum programları , Türkiye’deki tarım kesimiyle tüketiciler üzerinde şu etkilere neden olmuştur.

1 - Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) , Yem Sanayi , Et Balık Kurumu (EBK) , Türkiye Gübre Sanayi (TÜGSAŞ) , Türkiye Zirai Donatım Kurumu , Tekel yok pahasına özelleştirilmiştir. Özelleştirilen birçok fabrika kapatılmıştır.

2- Tarımsal destekler azaltılmıştır.

3- Çiftçilerin üretim maliyeti artmıştır.

4- Tarımsal üretimde verim ve üretim azalmıştır.

5- Tarım ürünleri ithalatı , tarım ürünleri ihracatını geçmiştir. Türkiye tarımsal ürün ithalatçısı konumuna düşürülmüştür.

6- Tarımsal ürün ve gıda fiyatları artmış, yoksullaşan ve alım gücü azalan tüketicilerin bu ürünlere ulaşımı zorlaşmıştır.

7- yoksullaşan ve çaresiz bırakılan küçük çiftçi ve köylülerin önemli bir kısmı kentlerin varoşlarına göç etmek zorunda bırakılmıştır.

8- Yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayan tüketici sayısı artmış, bunun sonucunda da sadaka ekonomisi ön plana çıkartılarak siyasi rant elde edilmiştir.

9- Tohumculukta dışa bağımlı hale gelinmiştir.

TÜRKİYE GDO’LU ÜRÜNLERİN PAZARI OLDU

Ülkemiz tarımı ile gıda egemenliğine çok büyük zararı olan ve aynı zamanda insan ve çevre sağlığı ile biyo çeşitliliğimiz açısından son derece zararlı ve yıkıcı sonuçlar yaratacak olan genetik yapısı değiştirilmiş ürünler Türkiye pazarını işgal etmiştir. Milyarlarca dolar ödeyerek herhangi bir yasal izin olmadan kontrolsüz bir şekilde ağırlıklı olarak ABD, Arjantin’den Türkiye’ye giren mısır , mısır yağı, soya, soya yağı, soya küspesi ve pamuk hem bugünümüz hem de geleceğimiz açısından çok büyük riskler ve tehlikeler taşımaktadır. Bu konuda gerek Tüketici Hakları Derneği gerekse Tüketici Hakları Derneğinin’de üyesi olduğu GDO’ya Hayır Platformu uzun yıllardan beri mücadele vermektedir.

Ülkemize Yapılan GDO’lu Ürün İthalatı

( 1996-2005 ABD - Dolar )

Soya Fasülyesi Soya Yağı        Soya küspesi    Mısır Mısır Yağı 
768.969.101   61.216.523  225.997.517 864.965.198   354.064.233 

( 1996-2005 Arjantin - Dolar )

Soya Fasülyesi

Soya Yağı     Soya küspesi   Mısır Mısır Yağı 
270.597.859    121.509.371   147.515.441   114.369.960  111.053.750

ABD ve Arjantin’den yapılan toplam GDO’lu ürün ithalatı : 2.970.258.953$

( 2006-2008 – Milyon Dolar )
Mısır 2006 2007 2008
ABD 2.8 85 146
Arjantin 3.0 34 101

Mısır Yağı
ABD 63 75 89,50

Soya Yağı
ABD 1.6 1.4 -
Arjantin 73.90 19.50 10.70
Brezilya 24.50 6.4 4.3

Soya Fas.
ABD 167.7 147 170
Arjantin 83 154 200
Brezilya 42.3 33.6 68

Soya Küspesi
ABD 167.7 38.8 45
Arjantin 8.3 45.5 45

( 1998-2008 – Pamuk - Milyon Dolar )
Yıllar ABD
1998 223
1999 50
2000 222
2001 206
2002 264
2003 400
2004 483
2005 560
2006 530
2007 817
2008 426
TOPLAM 4.181

EMPERYALİST TARIM VE GIDA ŞİRKETLERİNİN HAKİMİYETİ

Dört Biyoteknoloji şirketi, dünyanın en önemli tarım ürünleri üzerindeki patentlerin %44’nün sahibidir. Altı şirket, dünya tahıl ticaretinin %85’ni gerçekleştiriyor. Sekiz şirket dünya kahve satışlarının %55-60’nı, yedi şirket batı ülkelerinde tüketilen çayın %90’nını, üç şirket kakao ticaretinin %83’nü, üç şirket muz ticaretinin %80’nini, üç şirket ( sınai ) Syngenta, DuPont ve Monsanto ) küresel böcek öldürücü pazarının yaklaşık üçte ikisini ve aynı üç şirket dünya tohum pazarının yaklaşık dörtte biri ile genetik yapısı değiştirilmiş tohum pazarının %100’nü elinde tutuyor. Cargill dünya tahıl dağıtımının %80’nini idare etmektedir.

GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ SOYA VE MISIRIN KULLANILDIĞI GIDALAR

GDO’lu Soyanın kullanıldığı Gıdalar

• Soya yağı

• Sucuk, salam, sosis, köfte ve pizza, hamburger gibi kırmızı etin kullanıldığı ürünler ve et suyu tabletleri

• Soya etli kıyma, soya unu

• Güveç yemekler, şiş kebaplarda

• Fındık, fıstık ezmesi, çikolatalı ürünler, pastacılık ürünleri, çeşitli unlu mamuller (ekmek çeşitleri)

• Süt tozu, kozmetik sanayinde

• Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yemlerinde

• Hazır çorbalar

GDO’lu Mısırın kullanıldığı Gıdalar

• Mısırdan elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcılar (örneğin, glikoz şurubu) gazoz, kola, meyve suyunda

• Mısır yağı

• Pasta ve baklava gibi ürünlerde tatlandırıcı olarak,

• Bebek mamalarında

• Hazır çorbalarda

• Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yemlerinde

GDO’LARIN SAĞLIK RİSKLERİ

İnsan Sağlığı Üzerindeki Riskleri

• Alerjik ve toksik etkilere neden olabilir.

• Kansere neden olabilir.

• İnsan bünyesinde antibiyotiğe dayanıklı mikroorganizmaların oluşumuna neden olabilir.

• Gıda kalitesi ve besin öğelerini azaltıcı riski vardır.

Çevre Sağlığı üzerindeki Riskleri

• Bitki ve hayvan çeşitliliğinin yok olma riski vardır.

• Genetik yapısı değiştirilmiş bitki tarafından üretilen toksinlere böceklerin direnç kazanması riski bulunmaktadır.

• Topraktaki mikroorganizmaların yapısını olumsuz etkileme riski vardır.

• Toprak ve su kirliliği yaratılması riski bulunmaktadır.

Sosyo-ekonomik Riskleri

• Bu tür ürünlerin tohumunun üretkenliğini kaybetmesinden dolayı tohumluğun her yıl yenilenmesi gerektiğinden tohum yönünden dışa bağımlılığa ve pahalı tohuma neden olunması, çiftçinin zarar görmesi.

• Gıda yardımı kapsamında GDO’lu ürünlerin etik olmaması.

• Bu teknolojiyi üreten gelişmiş ülkelerin ve emperyalist tarım-gıda tekellerinin dünya ticaretini ellerinde tutmaları nedeniyle gelişmekte olan ülkelerdeki gıda güvencesini olumsuz etkilemeleri.

• Bu ürünlerin genetik olarak değiştirildiklerine ilişkin etiketlenmemeleri ve tüketicilerin bilgilendirilmemeleri.

• Organik ve diğer sürdürülebilir tarım yöntemlerine zarar verilmesi.

• Çeşit karışımı

• GDO’lu ürün yetiştiren ülke konumuna gelinmesi

• Yerel ürün çeşitliliğinde azalma ve tek türleşme

• Her yönüyle tüketici haklarına zarar verilmesi

• İlaç bakımından dışa bağımlı olunması

SONUÇ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Kırsal kesimde yaşayan ve tarımsal üretimle geçimini sağlayan köylüler ve küçük çiftçiler ile tüketicilerin özgürleşmesi , gıda egemenliğine sahip olabilmesi için dışa bağımlılıktan , IMF , Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü’nin dayatmalarından kurtulmak zorundayız. Bununla birlikte, geleneksel tarımsal yöntemler yeni anlayışla ele alınmalı ve organik tarım tekniklerine önem verilerek, tüketici haklarına, tarımla uğraşan köylü ve küçük çiftçi ile ülke yararına uygun etkin ve ulusal bir tarım politikası uygulamaya konulmalıdır. GDO’lu ürünlerin ithalatına , üretimine ve tüketimine izin verilmeyen yasal düzenleme yapılmalıdır. Yerli tohumculuğumuz geliştirilerek , tohumculukta dışa bağımlılıktan kurtulmalıyız. Tarımsal KİT ve KİK’lerin yeniden yeni anlayışla kurulmaları sağlanmalıdır. Üretim ve tüketim kooperatifçiliği teşvik edilmelidir.

Kaynaklar

1) Herkese Gıda-John MADELEY

2) GM Foods – The Facts and the fiction – Maia Elena Hurtado – Consumers International – 2000

3) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın GDO’larla ilgili kitapçığı

4) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Tüketicinin Korunmasına İlişkin Temel Esaslar – Türk-İş Yayınları – Yayın No 174

5) Çalınmış Hasat – Vandana Shıva

6) Brükselin Gözetiminde Sanayicilerin GDO Aşkı – Le Monde Diplomatıque Türkiye – 15 Nisan 2003 – 15 Mayıs 2003 Dergi

7) Avrupa Desteğinde Genetik’te Amerikan Saldırısı – Suzan George – Le Monde Diplomatıque Türkiye – 15 Mayıs 2002- 15 Haziran 2002 Dergi

8) Yaşam Bizimdir – Yaşam Patentlenemez – GDO’ya Hayır Platformu Yayını- Temmuz 2004

9) Genetik Mühendisliği, Az Gelişmiş Ülkelerde Yoksulluk ve Gıda Sorunu – Zülküf Aydın – Leeds Üniversitesi – Toplum ve Bilim Dergisi 85.Sayı 2000

10) Biyoteknoloji Tarımın Sorunlarını Çözebilir mi? –Miguel A. Altleri – Peter Rosset – İngilizceden çeviren Baha Kuban, Bilim ve Ütopya Dergisi, Mart 2001, Sayı 81

11) 8.Beş Yıllık Kalkınma Planı - Biyoteknoloji ve Biyogüvenlik Özel İhtisas Komisyonu Raporu – 2000

12) Tarım Teknolojilerinde Yeni Yaklaşımlar ve Uygulamalar – Bitki Biyoteknolojisi – Prof. Dr. Murat Özgen – Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Prof Dr. Filiz Ertunç- Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Doç.Dr. Gülcan Kınacı - Osman Gazi Ün. Zir. Fakültesi, Doç.Dr. Cengiz Sancak - Ankara Ün. Zir. Fak., Dr. Mustafa Yıldız- Ankara Ün. Zir. Fak., Dr. Melahat Birsin – Ankara Ün. Zir. Fak., Dr. Hakan Ulukan Ankara Ün. Zir.Fak., Dr. Haluk Emiroğlu – Bilkent Ün. Hukuk Fak., Araştırma Görevlisi Nur Koyuncu – Ankara Ün. Zir. Fak.

13) 4.Tüketici Konseyi, Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Alt Komitesinin Çalışma Raporu – Doç.Dr. Vehbi Eser - Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sündüz İbiş – Sağlık Bakanlığı, Hüsniye Kılıçarslan - Çevre Bakanlığı, Nurdeniz Sönmez- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

14) Tarım Program Taslağı – Abdullah Aysu – Çiftçi Sendikaları

15) Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın 1996 – 2008 yılı istatistikleri