Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

AB ve Türkiye'de Tüketici Hakları

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı

GİRİŞ

Bu yazıda AB Ülkeleri ile Türkiye’de tüketici haklarının düzeyi, konuyla ilgili yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerine yer verilecektir.

Bir ülkede evrensel tüketici haklarının uygulanması o ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Tüketici haklarına önem verilmesi ve bu hakların tam ve eksiksiz uygulanması, her yönden yaşam kalitesinin yükselmesini, ekonomisinin ve sosyal hakların gelişmesini, haksız rekabetin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

AB ve Türkiye’de Tüketici Haklarının düzeyi, ülkelerin ekonomik, sosyal, kültürel ve demokratik düzeylerinin de bir yansımasıdır. Bu anlamda, AB ülkelerinde tüketici hakları Türkiye’ye göre doğaldır ki çok daha ileri düzeydedir. Tüketicilerin alım gücü ve sosyal haklar yönünden AB ülkelerinin Türkiye’den çok daha iyi olduğu biliniyor. Ülkemizde ise milyonlarca kişinin açlık ve yoksulluk sınırında olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konuluyor. Bu anlamda, ülkemizde milyonlarca tüketici evrensel tüketici hakkı olan beslenme-barınma gibi temel gereksinimlerinin karşılanması hakkından yoksun olarak yaşamını sürdürüyor. Gerek ülkemizde üretilen gerekse ithal edilen sağlıksız ve güvensiz ürünler ve hizmetler nedeniyle, ülkemizde tüketicilerin sağlık ve güvenliği bir çok konuda risk altında bulunuyor. Oysa ki, AB ülkelerinde ve AB tek pazarında tüketicinin sağlık ve güvenliği ön planda olup, bu konuda etkili önlemler alınıyor.

Ülkemizde tüketicilerin kullandığı ürünlere ilişkin tam ve eksiksiz bilgilenme hakkına uygun olarak firmaların yükümlülüklerini, yetkili kuruluşların sorumluluklarını olması gerektiği gibi yerine getirmekte olduklarını söyleyemiyoruz. AB ülkelerinde tüketicilerin bilgi edinme hakkının gereği ülkemizden çok daha iyi bir şekilde firmalar ve yetkili kuruluşlarca yerine getiriliyor.

Türkiye’de tüketiciler 1990’lı yıllardan itibaren örgütlenmeye başladılar. Anayasamızda yer almasına karşın ülkemizde tüketicilerin örgütlenmesinin teşvik edilmesi hükümetler ve ilgili kamu kuruluşlarınca desteklenmez iken, AB ülkelerinde tüketici örgütlerine önemli destekler sağlanıyor.

Tüketiciler, tüketici örgütleri aracılığıyla ülkemizde yeterince temsil edilmemektedir. AB ülkelerinde tüketici örgütlerinin kendilerini ilgilendiren her konuda etkin bir şekilde temsil edilmesi sağlanmaktadır.

Tüketicilerin zararlarının karşılanması, ekonomik çıkarların korunması ve sağlıklı bir çevrede yaşama haklarına ilişkin ülkemizde var olan yasal düzenlemeler yeterince uygulanmaz iken AB ülkelerinde ise etkin bir uygulamanın olduğunu biliyoruz.

AB’DE TÜKETİCİ HAKLARINA YÖNELİK UYGULAMALAR

AB ülkelerinde tek Pazar uygulaması nedeniyle tüketicilere ilişkin politikalar, direktifler ve yönergeler AB üyesi olan ülkelerde evrensel tüketici haklarının gereklerine uygun olarak uygulanmaya çalışılmaktadır. Örneğin, tüketicinin sağlık ve güvenliği bu politikalar içerisinde önemli bir yer oluşturmaktadır. Ürün güvenliğine ilişkin politikalar ve direktifler sıkı bir şekilde uygulanmaktadırlar. Ürünlerin güvenli olduğunu belirten CE işareti ilişkin düzenlemeler etkin bir uygulama bulmaktadır. RAPEX denilen erken uyarı sistemi ile güvensiz ürünler hakkında haftalık bültenler yayımlanarak tüketiciler bilgilendiriliyor.

Tek Pazar içerisinde tüketici haklarına yönelik politikalar, tüketiciler tarafından satın alınan ürünlerin sağlıklı ve güvenli olmasının yanı sıra, mal ve hizmet ticaretinin adil olmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Sınırların kaldırılmasıyla, sanayi ve hizmet sektörüne daha iyi büyüme olanakları sağlamak ve tüketicilere daha düşük fiyatlarla daha geniş bir ürün yelpazesi sağlanması amaçlanmaktadır. İç pazarın gereklerinin yerine getirilmesi için ürünlerde güvenlik, kalite ve hijyen yönünden ortak standartlar oluşturulmaktadır.

Ortak standartlarla ulusal kuralların birbirini tamamlamasına, hangi AB ülkesinden gelirse gelsin ürünlerin kaliteli olduğu ve tek Pazar içerisinde serbestçe dolaşabileceğine ilişkin güven oluşturulmasına çalışılmaktadır.

AB Ülkelerinde güvensiz ve riskli ürün piyasaya sürülemez. Özellikle gıda maddeleri, çocuk oyuncakları, mobilyalar, elektrikli ürünler, motorlu araçlar, kozmetikler konusunda yukarıda da belirtildiği gibi sıkı önlemler alınmaktadır. Eğer, bir üründe risk oluşmuşsa, erken uyarı sistemi ve hızlı bilgi alışverişini sağlayan topluluk sistemi ile karşılaşılan sorun AB üyesi ülke tarafından AB Komisyonuna bildirilmekte, Komisyon ise bu bilgileri diğer AB üyelerine aktarmaktadır. AB üyesi ülkeler piyasadaki güvensiz ürünlerin satışını yasaklama veya ürünün piyasadan çekilmesini talep etme gibi gerekli önlemleri alabilmektedir.

AB ülkelerinde, tüketicilerin doğru ve eksiksiz olarak bilgilenme hakkı gereğince ürün etiketlenmesine önem verilmektedir. Etiket bilgilerinin anlaşılır, güvenilir olması, ürünün fiyatı ve özellikleri ile diğer ürünlerle karşılaştırılmasını sağlayacak şekilde etiketlenmesinin tasarlanmasına ilişkin Topluluk kuralları belirlenmiştir.

Yanıltıcı reklamlar nedeniyle tüketiciler zarar gördüklerinde, AB üyesi her devletin yasalarına göre tüketicilerin tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.

Tüketiciler satın aldıkları mal ve hizmetlerden dolayı zarara uğradıklarında zararın karşılanması ve tazminat haklarının kullanabilmesinde basit ve hızlı yöntemlerle sorun çözülmeye çalışılmaktadır. Bu konuda, tüketici örgütlerinin önemli işlevleri bulunmaktadır.

AB üyesi ülkelerde tüketici haklarının ulusal, bölgesel veya yerel kuruluşlarca ihlal edilmesi ya da yanlış yorumlanması durumunda hem ilgili ülkenin mahkemelerinde hem de Avrupa Komisyonu veya Avrupa Parlamentosuna başvurularak hak arama girişiminde bulunulabilir.

Tüketicilerin sağlıklı bir çevrede yaşaması hakkından hareketle, CO2 emisyonlarının azaltılması ve su, rüzgar, güneş, biyokütle, jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji üretimi konusunda önemli girişimler başlatılmıştır.

AB üye ülkeleri arasında yer alan Almanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, İngiltere, İspanya; İrlanda, Lüksemburg, Norveç Polanya, Portekiz, Slovenya, Slovakya, Yunanistan gibi ülkelerde tüketici örgütleri kamu tarafından önemli oranlarda desteklenmektedir.

Kamu desteğinin verildiği bazı AB ülkelerinde verilen destekler aşağıda verilmiştir.
Çek Cumhuriyeti: Kamu finansmanı var. Tüketici örgütleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın bütçesinin yatırım-dışı kamu fonlarından proje bazında teklif onayı ile fon sağlamaktadır. Toplam finansal destek her yıl artmaktadır ve 2004 yılı için toplam 18 milyon CZK (yaklaşık 600.000 Euro) onaylanmıştır.

Danimarka: Kamu finansmanı var. Danimarka Tüketici Konseyi'nin harcamalarının yaklaşık olarak 65% ‘i hükümet tarafından sağlanmaktadır.

Estonya: Kamu finansmanı var. Estonya Maliye ve İletişim Bakanlığı gönüllü olarak çalışan tüketici örgütlerine her yıl proje bazlı fon sağlamaktadır.

Finlandiya: Kamu finansmanı var. Fin Tüketici Örgütü her yıl kamu fonlarından 480.000€ fon sağlamaktadır.

Fransa: Kamu finansmanı var. Tüketicinin korunması konusunda sorumlu bakanlık tarafından 2005 yılında sağlanan fon 7,4 milyon Euro'dur. Bunun yanında kurumsal fonlama ile (datation de fonctionement) Fransız tüketici örgütleri AB proje fonlarından özel konular için de fon sağlayabilmektedir.

Almanya: Kamu finansmanı var. Tüketici merkezlerinin ve tüketici örgütlerinin şemsiye örgütü olan VZBV kurumsal olarak Alman Tarım, Gıda ve Tüketicinin Korunması Bakanlığı tarafından fonlanmaktadır. (2004 yılı kurumsal bütçesi: 9,5 Milyon Euro'dur)

TÜRKİYE’DE TÜKETİCİ HAKLARI

Ülkemizde tüketici haklarının mevcut durumunu evrensel tüketici hakları kapsamında doğru bir şekilde ortaya koyabilmek için uygulanan ekonomik, sosyal politikalar ile sosyal devlet ve kamu yararına dönük uygulamaları dikkate almak durumundayız. Bununla birlikte, tüketicilerin en temel gereksinimlerinden olan enerji, ulaşım, iletişim, beslenme, sağlık, eğitim gibi alanlardaki tüketicilere yönelik uygulamaları ortaya koymalıyız. Diğer taraftan, tüketicileri ilgilendiren mevzuatın yetersizliği ile bu mevzuatın ne derece uygulandığını vurgulamalıyız. Ayrıca, tüketici örgütlerine kamunun destek verip vermediğini anlatmalıyız.

Bu kapsamda, tüketicileri ilgilendiren konularda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri özetlenerek aşağıda maddeler halinde anlatılmıştır.

Sosyal devlet ve kamu yararı terk edildiğinden tüketicilerin alım gücü düşürülmüş ve tüketiciler yoksullaştırılmıştır.
Bugün, ülkemizde tüketicilerin yaşadığı en temel sorunlardan birisi yoksulluk ve satın alma gücünün düşüklüğüdür. Uygulanan ekonomik politikalarla yoksulluk ve işsizlik giderek artmakta ve tüketicilerin satın alma gücü giderek düşmektedir. Uygulanmakta olan ekonomik ve sosyal politikalarla kamu yararı ve sosyal devlet anlayışı her geçen gün terk edilmekte, tüketiciler acımasız piyasa koşulları ile karşı karşıya bırakılmaktadırlar.

İlgili ve yetkili kamu kuruluşlarının sorumluluklarını ve yetkilerini yeterince yerine getirmemesi ve kullanmaması, firmaların hak düşürücü tavırları ve olumsuz yargı kararları nedeniyle, Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa yeterince uygulanmamaktadır.
Satış sonrası servis hizmetlerinin yetersizliği, satıcı firmaların, ithalatçıların, üreticilerin ve servislerin tüketicileri yanıltmaları, mevcut tüketici haklarına aykırı tutum ve davranışlarda bulunmaları,ticari sözleşmelerdeki haksız hükümlerin hala devam etmesi tüketicilerin mağduriyetine neden olmaktadır. Örneğin, PVC pencere sistemleri, mutfak dolapları gibi malların sipariş üzerine yaptırılması eser sözleşme sayılıp bu konudaki tüketici şikayetleri Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamı dışında değerlendirilerek tüketiciler mağdur edilmektedir. Garantiye tabi olan bir takım sanayi mallarında garanti belgesi verilmemesi yada yasal mevzuata uygun garanti belgesi düzenlenmemesi, Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu verilmemesi, etiket bilgilerinin yetersizliği,tazmin hakkının kullanılamaması ve yargının tazmin hakkı konusunda çekingenliği, bankaların yasa tanımaz tutumları, kamu kuruluşlarının ve Belediyelerin ayıplı kamusal hizmet konusunda ısrarları ve tüketicilerin başvurularının sonuçsuzluğu en yaygın tüketici hak ihlalleridir. Bu sorunlara yargının değişik ve çelişkili kararları ve olayları kimi zaman TTK ve Borçlar Kanunu çerçevesinde görme alışkanlıkları, tüketici mahkemelerini yetersizliği ile birleşince hak arama arayışında yeni “ayıplar” yaratılmaktadır.

Sağlıksız ve güvensiz ürünler ve hizmetler nedeniyle tüketiciler risk ve tehlike altındadır. Ülkemizde ürün ve hizmet güvenliği sağlanabilmiş değildir. Bu konudaki denetimler yetersizdir. Güvenli olmayan ürünler konusunda 4703 Sayılı Ürünlere ilişkin Teknik mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Yasa gereklerine uygun olarak piyasa gözetimi ve denetimine ilişkin yapılması gerekenler yerine getirilmemektedir. Yetkili kamu kuruluşları, üreticiler ve ithalatçılar tarafından tüketicilere ve kamuoyuna riskli ve güvensiz ürünler konusunda bilgi verilmemekte ve gerekli önlemler alınmamaktadır.

Ülkemize ithal edilen genetik yapısı değiştirilmiş tarımsal ürünlere (GDO) ve tohumlara yüksek bedeller öderken hem tüketicilerin sağlığı hem de biyoçeşitliliğimiz ve tarımımız tehlikeye atılmaktadır.

İnsan sağlığı, biyoçeşitlilik ve toprak için riskli ve tehlikeli olan genetik yapısı değiştirilmiş ithal tarımsal ürünlere ve tohumlara ülkemiz milyarlarca dolar ödemektedir.

Bu yanlış politikalar, hem tüketicilerin sağlığının, hem de biyoçeşitliliğimizin ve toprağımızın risk ve tehlike altına sokulmasına, tohum yönünden uluslararası tarım tekellerine bağımlı duruma getirilerek tarımımıza, gıda güvencemize ve güvenliğimize büyük zarar verilmesine neden olmaktadır. Üstelik, tüm bu olumsuzlukları, zararları ve tehlikeleri para vererek yaratmak aymazlığın, mantıksızlığın, düşüncesizliğin, vurgunculuğun ve hainliğin bir göstergesi değilse, nedir?

Diğer Sorunlar

• Aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar çocuklarımızı ve gençlerimizi hem yanlış tüketime yönlendirmekte hem de sağlık ve güvenliklerinin risk ve tehlikeye girmesine neden olmaktadır

• Bankaların haksız uygulamalarıyla tüketiciler mağdur edilmektedir.

• Dünyanın en yüksek dolaylı vergisini ülkemizde yaşayan tüketiciler öderken, bu dolaylı vergiler nedeniyle de tüketiciler en temel kamusal hizmetleri pahalı almak zorunda bırakılmıştır.

• Avrupa Birliğindeki tüketici örgütleri desteklenirken Türkiye’deki tüketici örgütleri kösteklenmektedir.

• Uygulanan yanlış enerji politikalarıyla, özelleştirmelerle enerji yolsuzlukları yaşanırken tüketiciler dünyanın en pahalı elektriğini kullanmak durumunda bırakılmıştır.

• Dünyanın en pahalı doğalgazı ülkemize ithal edilirken, doğalgazla ısınan tüketiciler dünyanın en pahalı ısınan tüketicileri konumuna düşürülmüştür.

• Sağlık ve eğitim gibi en temel kamusal hizmetler ticarileştirilirken yoksul ve dar gelirli tüketicilerin bu hizmetlere ulaştırılması güçleştirilmiştir.

• Yanlış ve çarpık ulaşım politikalarının bedelini tüketiciler ve ülkemiz çok acı bir şekilde ödemektedir.

• Elektrik kesintileri, düşük ve yüksek voltaj nedeniyle tüketiciler can güvenliği yönünden tehlikeye düşürülmekte ve ekonomik olarak büyük zararlara uğratılmaktadır.

ÇÖZÜMLER

1) Tüketicilerin alım gücünü arttırıcı ve yoksulluğu giderici acil ekonomik ve sosyal önlemler alınmalıdır.

2) Bölgeler arasındaki ve toplumsal sınıflar arasındaki dengesizlikleri giderici önlemler alınmalıdır.

3) Sosyal devlet ve kamu yararı anlayışı ön plana alınmalı ve bunun gerekleri yerine getirilmelidir.

4) Özellikle, stratejik kamu kuruluşları başta olmak üzere tüm özelleştirmeler durdurulmalı, özelleştirilen kuruluşlar yeniden kamulaştırılmalıdır.

5) Dışa bağımlı ekonomik politikalar ile yanlış ithalat politikaları terk edilmeli, ülke kaynaklarına dayalı, tüketicilerin ve ülkemizin gereksinimlerini ön plana alan bir üretim politikası uygulanmalıdır.

6) Eğitimin ve sağlığın ticarileştirilmesi durdurularak bu iki en önemli kamusal hizmet tüketicilere ücretsiz verilmelidir. Bununla birlikte, eğitim ve sağlığa kamu bütçesinden ayrılan pay arttırılarak bu iki hizmetin kalitesi iyileştirilmeli ve yükseltilmelidir.

7) Gıda, su, elektrik, telefon, ulaşım, doğalgaz, kömür gibi yakıtlar ile akaryakıt gibi temel kamusal mal ve hizmetlerden alınan KDV %1’e düşürülmeli, ÖTV kaldırılmalıdır.

8) Vergide adalet sağlanmalı, az kazanandan az , çok kazanandan çok alınmalı, vergi kaçağı önlenmelidir.

9) Ülke düzeyinde bilimsel temellere dayalı olarak, elektrikli demiryollarına, metroya ve toplu taşımacılığa önem verilmelidir. Küresel ısınmanın önüne geçilebilmesinin en önemli önlemlerinden birisi de demiryoluna, metroya ve toplu taşımacılığa ağırlık verilerek motorlu araç kullanımını ve dolayısıyla karbondioksit emisyonunu azaltmaktır.

10) Ürün güvenliğini sağlayıcı önlemlere ağırlık verilmeli, ürün güvenliği mevzuatını tam olarak uygulanmasını önem verilmeli, piyasa gözetimi ve denetimi arttırılmalıdır. Güvensiz ürünler konusunda marka ve firma adı verilerek tüketiciler bilgilendirilmelidir.

11) Genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin ( GDO) ithalatı, üretimi ve tüketimi yasaklanmalıdır.

12) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un uygulanması konusunda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere diğer yetkili ve ilgili kuruluşlar görev ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirmeli, uygulamalardaki aksaklıklar ve sorunları giderici önlemler alınmalı, denetimlere ağırlık verilmelidir. Bununla birlikte, yasadaki eksiklikler ve çelişkiler ile yargı kararları yoluyla uygulamada getirilen engelleri kaldıracak şekilde yasada değişiklik yapılmalıdır.

13) Bankaların uyguladıkları yüksek akdi faizi enflasyon düzeyine indirecek ve haksız yere aldıkları yüksek hizmet bedellerini alınmamasına ilişkin yasal düzenleme yapılmalıdır.

14) Aldatıcı, yanıltıcı, istismar edici reklamları engelleyecek önlemlere ağırlık verilmeli; reklamların gereksiz tüketimi pompalanmasını izin verilmemelidir. Hiçbir katkı maddesi içermeyen doğal gıdalar dışındaki gıdaların sağlık, büyüme ve zeka üzerine olumlu etkisi vurgulanarak yapılan reklamlar yasaklanmalıdır.

15) Bağımsız ve özverili çalışan tüketici örgütlerinin desteklenmesi ve teşvik edilmesi yasal düzenleme ile güvenceye alınmalı, tüketicilerin temsil edilmesi hakkı tam olarak sağlanmalıdır.

16) Ticarette ve tüketimde Türk parası ve Türkçe kullanımını teşvik edecek, özellikle Türkçe kullanımını önündeki yozlaştırıcı engellere izin verilmemesine ilişkin önlemlere ağırlık verilmelidir.

17) Çocuklarımızın okullarda dengeli, yeterli ve sağlıklı beslenmesine ilişkin gerekli önlemler acilen alınmalıdır.

18) Küresel ısınmaya neden olan karbondioksit emisyonunu yaratan üretim ve tüketim modelleri değiştirilerek karbondioksit emisyonunu en aza indirecek önlemler acilen alınmak zorundadır. Su, toprak, hava ve bitki örtüsünü kirleterek insanlar ve tüm canlılara zarar veren ve onların sağlık ve güvenlikleri ile yaşamlarını tehlikeye atan kimyasal, organik, radyoaktif gibi tüm kirletici unsurları ortadan kaldıran ya da onların zarar vermesine engel olacak önlemler ivedilikle alınmalıdır.

Yararlanılan Kaynaklar

1- AB Tüketici Politikası – Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği yayını - Ankara – 2000

2- AB Enerji Politikası - Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği yayını - Ankara – 2000

3- Türkiye’de Kalite Altyapısının Desteklenmesi projesi kapsamında AB Uzmanları ile birlikte yapılan çeşitli çalıştaylara ilişkin düzenlenen notlar ve dokümanlar

4- “Türkiye’de ürün Güvenliği Sisteminin Kurulması İçin Kurumsal Kapasitenin Güçlendirilmesi” Eşleştirme Projesi

5- 2007 İlerleme Raporu

6- Tüketicilerin Acil Durum Raporu – Tüketici Hakları Derneği yayını