Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - TEBLİĞLER
 

Tüketici Hakları ve Yaşam Kalitesi

Turhan ÇAKAR
Tüketici Haklan Derneği Genel Başkanı
Emek İş Hanı Atatürk Bulvarı No: 95 Kat:8 No: 804 06650 Kızılay ANKARA Tel: 0312 425 15 29 -0312 417 93 34

ÖZET
Kalite en genel tanımı ile amaca uygun mal ve hizmet üretimidir. Konuyu tüketici hakları ve yaşam kalitesi olarak ele aldığımızda ikisi arasında sıkı bir ilişki olduğu görülecektir. Tüketici haklarının tam olarak uygulanması tüketicinin ekonomik ve sosyal yönden yaşam kalitesinin oluşmasında, sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmesinde çok önemli bir olgu olacaktır.
Tüketicilerin kaliteli bir yaşam sürdürebilmesinin yada yaşam kalitesinin oluşabilmesinin ön koşulu ; Tüketicilerin;

• Beslenme , barınma , giyinme gibi temel gereksinimlerinin karşılanabilmesidir.

• Tükettiği mal ve hizmetlerin sağlık ve güvenliğini tehlikeye ve riske atmamasıdır.

• Satın aldığı ve kullandığı mal ve hizmetler hakkında tam ve eksiksiz bilgiye sahip olmasıdır.

• Kendilerini ilgilendiren düzenlemelerde ve uygulamalarda temsil edilebilme sidir.

• Haklarının ne olduğu ve haklarını nasıl kullanabileceğine ilişkin eğitilmesidir.

• Çeşitli kalite ve fiyattaki mal ve hizmetler arasında seçim yapabilmesidir.

• Satın aldığı mal ve hizmetlerden dolayı herhangi bir zarara uğradıklarında, zararlarının karşılanabilmesidir.

• Kapıdan kapıya satışlar ,tek taraflı ve dayatmacı sözleşmeler, satış sonrası servis hizmetleri,tüketici kredileri, kamu hizmetleri,aldatıcı ve yanıltıcı reklamlara ilişkin ekonomik çıkarlarının sağlanabilmesidir.

• Sağlıklı , düzenli ve tarihe saygılı kentler ; daha çok yeşil alan ve ormanlar ; temiz hava ; kirlenmemiş toprak ve deniz ; çeşitli hayvanları ve biyolojik zenginliği ile sağlıklı bir çevreye sahip olmasıdır.

Diğer taraftan, bir toplumda tüketici haklarına uygun üretim ve tüketim politikaları o ülkede bireysel ve toplumsal yaşamın kaliteli olmasını da sağlayacaktır.

TEMEL GEREKSİNİMLERİN KARŞILANMASI HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ

Tüketicilerin beslenme, barınma ve giyinme gibi temel ve biyolojik gereksinimlerinin yeterli ve kaliteli düzeyde karşılanabilmesi tüketicinin yaşam kalitesinin oluşturulmasında başta gelen en temel haklarından birisidir.

Bunun sağlanabilmesi için , öncelikle, tüketicinin yeterli düzeyde bir gelir elde edebileceği bir işinin olması gerekmektedir. Diğer taraftan, bir ülkede, beslenme, barınma ve giyinme gereksinimlerini sağlayabilecek bir üretimin oluşması gerekir. Bunların gerçekleşebilmesi için de sosyal devlet ilkelerine uygun ekonomik , sosyal ve üretim politikaları olmalı ve bu politikalar da uygulamaya konulmalıdır. Yani devletin gıda - beslenme , barınma -konut ve diğer temel tüketici gereksinimlerine uygun üretim ve tüketim politikaları olmalı ve bu politikalar da uygulamaya konulmalıdır. Devletin işsizliği önleyecek , çalışanların satın alma gücünü yükseltecek . yoksulluğu giderecek , gelir dağılımındaki adaletsizliği giderecek sosyal ve ekonomik politikaları olmazsa tüketicilerin temel gereksinimlerini yeterince karşılamasına olanak yoktur. Bugün ülkemizde 20 milyon insanın açlık sınırında olduğu , halkın yarıdan çoğunun da yoksulluk sınırında olduğu söyleniyor. Bu saptamalardan yola çıkarak ve devletin de sosyal devlet ilkesine uygun ekonomik ve sosyal üretim ve tüketim politikalarının olmadığını da göz önüne alırsak , ülkemizde,bırakınız bir yaşam kalitesinin varlığını, tüketiciler , biyolojik varlığını sürdürebilecek en temel gereksinimlerini bile karşılayamaz ve tüketemez durumdadırlar.

SAĞLIK VE GÜVENLİK HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ

Tüketiciler tarafından kullanılan ve tüketilen mal ve hizmetlerin tüketicilerin sağlık ve güvenliği yönünden tehlike ve risk oluşturmaması yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyecektir. Tüketiciler gereksinimi olan mal ve hizmetleri kullanırken güven duyarak kullanamıyorlarsa , sürekli bir tehlike ve risk ile karşılaşma olasılığı var ise ; söz konusu mal ve hizmetlerin tüketilmeleri ve kullanımları sürecinde kamu kuruluşları ve ilgili firmalar tarafından yeterli yada hiçbir Önlem alınmıyorsa tüketicinin yaşam kalitesinden bahsedilemez.
Bugün ülkemizde , hormon , şap, deli dana , pestisit (tarım ilacı) ,kimyasal madde riski taşıyan gıda maddeleri olmak üzere otobüs , otomobil gibi karayolu araçları ve karayolu ulaşımının kendisi, cep telefonları ve GSM Baz
istasyonları ve daha bir çok tüketim mal ve hizmetlerinde tüketicilerin sağlık ve güvenliği sürekli bir tehlike ve risk altındadır.

Bu tehlike ve riskler Tüketici Hakları Derneği ve diğer tüketici Örgütleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından gündeme getirilmesine karşın ne yazık ki ilgili kamu kuruluşları ve firmalarca gerekli ve yeterli önlemler
alınmamaktadır.

Derneğimizce Konya Karapınar'da 47'si öğrenci olmak üzere 49 kişinin yanarak ölmesine ve yangınla sonuçlanan birçok kazaya neden olan imalat hatalı Mercedes otobüslerin piyasadan toplatılmasına yönelik dava açılmış olup , açılan dava devam etmektedir.

Yaydığı elektromanyetik mikro dalgalar nedeniyle insan sağlığı üzerinde büyük bir tehlike ve risk oluşturan GSM baz istasyonlarının gelişigüzel monte edildiği toplu yerleşim yerlerinden kaldırılması için de Derneğimizce tüketicilere davalar açtırılmakta ve tüketiciler bilgilendirilmekte ve uyarılmakta, bu istasyonların tehlike ve riskleri hakkında yetkili kurumların önlem alınması için girişimlerde bulunulmaktadır.

Ayrıca,bazı gıda ve gıda katkı maddeleri ile genetik yapısı değiştirilmiş gıdaların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik bilgilendirici çalışmalar yapılırken ,yetkili kuruluşların da önlem alması için girişimlerde
bulunulmaktadır.

BİLGİLENME HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ

Tüketicilerin ekonomik ve sosyal yaşamlarını sürdürürken gereksinimleri olan mal ve hizmetleri doğru, sağlıklı ve güvenli bir şekilde seçebilmeleri ve kullanabilmelerini sağlayacak şekilde doğru ve eksiksiz olarak bilgilendirilmelidirler. Bilgilenmenin önemli bir aracı tüketilen mal ve hizmetler konusunda düzenlenen tanıtma ve kullanma kılavuzlarıdır. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre yerli yada ithal tüm sanayi mamulleri için Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu düzenlenmesi zorunluluğu vardır. Bu tanıtma ve kullanma kılavuzlarında malın özelliği, kullanım koşulları , kullanım sırasında insan ve çevre sağlığına tehlikeli ve zararlı olabilecek durumlara ilişkin bilgiler ile başkaca bulunması gerekli bilgilerin olması zorunluluğu vardır. Ancak , piyasada satılan sanayi mallarının bir çoğuna ilişkin tanıtma ve kullanma kılavuzu düzenlenmediği gibi , düzenlenenlerin de tam olarak doğru ve eksiksiz düzenlendiği söylenemez. Bununla birlikte , ithal edilen bir çok sanayi malına ilişkin Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu düzenlenmemektedir.
Tüketicilerin tükettiği mal ve hizmetlere ilişkin bilgi sahibi olabilmesinin çok önemli diğer bir yöntemi de her yaştan tüketicinin konferanslar , paneller ve çeşitli toplantılarla ,yazılı, görsel materyaller ve araçlarla bilgilendirilmesidir. Ülkemizde tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun tükettikleri mal ve hizmetler konusunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olduğunu yada yeterli düzeyde bilgi sahibi olmak için çaba gösterdiğini ve gereksinim duyduğunu söyleyemeyiz. Ancak, her geçen gün tüketilen mal ve hizmetlere ilişkin bilgi sahibi olan ve bilgilenme gereksinimi duyan tüketici sayısında da artış olduğu gözlemlenmektedir. Tüketicilerin gereksinimleri olan bir mal yada hizmet hakkında doğru ve eksiksiz bilgi sahibi olması o mal yada hizmetten beklediği yararı alabilmesinin ön koşuludur. Eksik ve yanlış bilgiye sahip tüketicinin satın aldığı mal ve hizmeti yanlış kullanma olasılığı yüksek olduğu için beklediği yararı alamayacağı gibi haklarını da kaybedecektir.

Yaşam kalitemizin İyileşmesinin bir yolu da satın aldığımız mal ve hizmetleri doğru seçebilme, doğru kullanabilme, beklediğimiz yararı elde edebilmek için o mal ve hizmetler hakkında doğru ve eksiksiz bilgiye sahip olmaktır. Tüketicilerin bilgilenmesine ilişkin Derneğimizce bugüne kadar ilköğretim ve orta öğretim okullarında 70 binden fazla öğrenciye,2000'den fazla öğretmen ile çeşitli kamu kuruluşu personeline yönelik binlerce kişiye konferans verildi. 2000'den fazla radyo ve televizyon programı yapıldı.

Bununla birlikte ayıplı mal ve hizmetler nedeniyle uğradığımız zararların karşılanması için hak arama yol ve yerlerini bilmemiz yaşam kalitemizi olumlu yönde etkileyecektir.

TEMSİL EDİLME VE YAŞAM KALİTESİ

Tüketicinin kaliteli bir yaşam sürdürebilmesinin önemli bir göstergesi de tüketici olarak kendisiyle ilgili kararlarda ve düzenlemelerde kendi örgütleri olan tüketici örgütleri aracılığıyla görüş ve önerilerinin ortaya konulmasıdır.
Tüketicilerin haklarına uygun olarak kaliteli , sağlıklı , güvenli , ucuz mal ve hizmet üretilmesinin sağlanabilmesi ; tüketici haklarına uygun üretim, tüketim,fiyat ve sosyal politikalar ile yasal düzenlemelerin oluşturulabilmesi tüketicilerin güçlü bir şekilde temsil edilmesiyle sağlanabilir. Tüketicilerin temsil edilmesinin ön koşulu ise tüketicilerin örgütlü olmalarından geçer. Tüketiciler örgütlü değillerse , kendilerini ilgilendiren konularda temsil edilmeleri de olanaklı değildir. Tüketiciler, kendilerini ilgilendiren konularda temsil edilmezlerse tüketici haklarının uygulanması ve bu haklara uygun mal ve hizmet üretiminin gerçekleşme olasılığı çok düşüktür. Tüketici haklarının uygulanmadığı bir toplumda ise yaşam kalitesinin gerçekleşebilme olanağı bulunamaz.
Ülkemizde tüketiciler, tüketici örgütleri aracılığı ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında oluşturulan tüketici sorunları hakem heyetleri,Tüketici Konseyi , Reklam kurulunda yasal olarak temsil edilmektedirler. Bu temsiliyetin yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılmaktadır.

EĞİTİLME HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ

Tüketici bilincinin oluşturulması , tüketicinin hak ve sorumluluklarını kavrayabilmesi için verilecek tüketici eğitimi tüketicinin yaşam kalitesini yükseltecektir.

Tüketicinin eğitilmesiyle aynı zamanda kalite bilinci, tasarruf bilinci, enerji bilinci oluşacaktır. Tüketici bilincine sahip bir yurttaş , üretim ve tüketimi her yönüyle sorgulama bilincine sahip olacaktır. Tüketicinin eğitilmesi bilinçli tüketici kimliğini oluşturacaktır.

Bilinçli tüketici kimdir?

• Tüketimin nesnesi değil öznesi olduğunu düşünenkişidir.

• Aldatıcı,yanı İtici reklamların etkisinde kalarak yanlış davranış göstermeyen kişidir.

• Mal ve hizmet satın alırken araştırmada bulunan kişidir.

• Haklarına sahip çıkan, haklarını arayan kişidir.

• Satın aldığı mal ve hizmetlerden en üst yaran almaya çalışan kişidir.

• Bilinçli tüketici kalite bilincine ,tasarruf bilincine, enerji bilincine sahip olan kişidir.

• Bilinçli tüketici bilinçli tutum ve davranışlarıyla aile ve yurt ekonomisine yararlı olan kişidir.

Tüketici eğitimi , örgün eğitim kapsamında , çocuk ve gençlere her dereceden eğitim kurumlarının ders programlarında tüketici eğitimine ilişkin düzenlemeler yapılarak, yaygın eğitimin kapsamında ise yetişkin tüketici kesimlerine de televizyon, radyo, gazete, bülten,dergi gibi kitle iletişim araçları ve konferans, seminer, panel, sempozyum gibi etkinlikler ile verilebilir. Derneğimiz tarafından bu türden eğitimlerin gerçekleşmesi konusunda girişimlerde bulunulmakta , programlar düzenlenmektedir.
Sonuç itibariyle; eğitilme hakkının sağlanması, kullanılması ve gerçekleşmesiyle oluşacak bilinçli tüketicilik yaşam kalitesinin oluşmasında önemli bir olgudur.

SEÇME HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ
Tüketicilerin gereksinimleri olan mal ve hizmetleri kendi ekonomik durumlarına uygun ve doğru olarak çeşitli kalitede mal ve hizmetler arasından seçebilmelerine yönelik koşulların oluşturulabilmesi ve seçeneklerin artırılması tüketicilerin yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyecektir.

Seçme hakkının iki boyutundan birisi tüketicinin satın alabileceği mal ve hizmet seçeneğinin çeşitliliğidir.

Seçeneğin çeşitliliğini artırabilmek üretim, tüketim, sanayi ve tarım politikaları gibi uygulanan ekonomik ve sosyal politikalara sıkı sıkıya bağlıdır. Seçme hakkının ikinci boyutu ise tüketicinin belli bir satın alma gücüne sahip olmasıdır. Eğer, tüketicinin belli bir satın alma gücü yoksa seçenekleri istediğiniz kadar artırın, tüketiciler bu hakkını kullanamayacaktır. Seçme hakkının gerçekleşebilmesi için iki boyutun da bir arada oluşması gerekmektedir. Ülkemizde , tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun satın alma gücünün olmaması yada çok düşük olması nedeniyle , seçme hakkını kullanabildiklerini söylemek doğru olamayacaktır. Yaşam kalitesi seçme hakkının tam olarak kullanılabilmesine bağlı olduğundan , seçme hakkının gerçekleşebileceği politikaların oluşturulması gerekmektedir.

ZARARIN KARŞILANMASI HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ

Satın alman mal ve hizmetlerin ayıplı çıkması durumunda bu ayıplar ile ayıpların neden olduğu maddi, manevi, hukuki ve ekonomik zararların ilgililer tarafından karşılanması tüketiciyi mutlu edecek ve yaşamını anlamlı kılacaktır.
1995 yılında yayımlanan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun tüketicinin ayıplı mal ve hizmetlerden dolayı zararının nasıl karşılanacağına ilişkin önemli bir yenilik getirmiştir. Bu kanuna göre tüketiciler, ayıplı mallardan ve/veya ayıplı malların neden olduğu her
türlü zarardan dolayı tüketiciye karşı satıcı, bayi, acenta ,imal atçı-üretici ve ithalatçı birlikte ve zincirleme sorumludurlar. Satılan mal yada hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Ancak, burada sorun, tüketicinin haklarını ve hak arama yollarını tam olarak bilmemesinden , firmaların da zaman zaman zorluk çıkartmalarından , ilgili kamu kurumlarının da görevlerini tam olarak yerine getirmemesinden kaynaklanıyor. Ancak, Derneğimizin ve ilgili bazı tüketici derneklerinin çabası ile her geçen gün haklarını bilen ve arayan ,tüketici bilinci oluşan tüketici sayısında artış olduğunu gözlemlemekteyiz.

Diğer taraftan Yasanın bazı durumlarda yetersiz olması (örneğin sözleşmeler) ve zamanla ortaya çıkan bir takım sorunlara cevap veremez durumda olması nedeniyle de Yasada değişikliklere gidilmektedir.

Tüketicinin satın aldığı mal ve hizmetin ayıplı çıkması ve ayıpların neden olduğu zararlardan dolayı hakkının olması, haklarını ve hak arama yollarını bilmesi yapacağı girişimler sonucunda da zararlarım karşılayabilmesi yaşamının anlamlı ve kaliteli olmasına etki edecektir.

Derneğimizin Genel merkezi İle şubelerinde çeşitli konulardaki ayıplı mal ve hizmetlere yönelik yüzbinden fazla şikayet değerlendirilerek şikayetlerin konularına göre %70-90'nı tüketici lehine sonuçlandırılmıştır. Derneğimizin yasal girişimi ile cep telefonlarından haksız yere alınan sabit ücretler hakkında , 425000'den fazla tüketicinin , tüketici sorunları hakem heyetlerinden karar çıkartılması sağlanmış olup, konu şu anda Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'da karar aşamasındadır.

EKONOMİK ÇIKARLARIN KORUNMASI HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ

Yanıltıcı ve aldatıcı reklamlar, adil olmayan sözleşme şartları , garanti ve satış sonrası servis uygulamaları , kamu ve çeşitli özel sektör hizmetleri , kredili- taksitli ve kapıdan satışlar, tüketici kredileri , üretim hatası bulunan mallar gibi çeşitli konularda tüketici haklarına uygun olarak tüketicilere daha iyi , daha kaliteli ve ucuz mal ve hizmet sunumunun sağlanması kaliteli yaşamın önemli bir ilkesidir.

Ülkemizde aldatıcı , yanıltıcı ve istismar edici reklamların etkisinde kalarak tüketiciler olumsuz yönde etkilenmekte, aldatılmakta ve yanıltılmaktadırlar. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında oluşturulan Reklam kurulu bu tür reklamları inceleyerek gerekli yasal cezaları ve yaptırımları uygulamaktadır. Aslolan reklamın aldatıcı ve yanıltıcı olması değil, gerçeği ve doğruyu yansıtmasıdır.
Ülkemizde gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşlarının düzenlediği sözleşmeler adil değildir. Tek taraflı, dayatmacı ve ittihaki sözleşmelerdir. Örneğin , banka sözleşmeleri; cep telefonlarından alınan sabit ücretlere ilişkin sözleşmeler elektrik , telefon, doğalgaz, su gibi kamu kurumlan tarafından verilen hizmetlere ilişkin sözleşmeler bu türden sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerin sonuçlarına karşı Derneğimiz ve bazı tüketici örgütleri tarafından yasal mücadele verilmekte ve davalar açılmaktadır. Ayrıca, 4077 Sayılı Yasada sözleşmelerin tek taraflı olamayacağı hakkında değişikliğe gidilmektedir.

Reklam kuruluna aldatıcı ,yanıltıcı ve istismar edici reklamlar hakkında yoğun şikayetler yapılmakta ve aldatıcı ,yanıltıcı,istismar edici bulunan reklamlara idari para cezaları verilmekte , durdurma ve düzeltme gibi kararlar alınmaktadır.

Ancak bu olumlu uygulamaların yanında Tüketicilerin ekonomik ve sosyal yönden mağdur olmasına ve ülkemizin de ekonomik ve sosyal çıkmaza sürüklenmesine neden olan dışa bağımlı yanlış ekonomik politikalar, yanlış enerji politikaları, ithalat politikaları, ulaşım politikaları,tarım politikaları ve sosyal devlet ilkesinden sapan politikalar tüketicinin ekonomik çıkarlarına aykırı politikalardır.

Yukarıda belirtilen konular hakkında ülkemizdeki yasal boşlukların tüketici haklarına uygun olarak giderilmesi tüketicilerin ekonomik çıkarlarına ve sosyal devlet ilkesine uygun olarak ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulması ,kamu kuruşlarının bu konudaki görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmesi ve tüketicilerin de bu konularda bilinçlenmesi, haklarını ve hak arama yollarını bilmesi yaşamının kaliteli olmasını sağlayacaktır.

SAĞLIKLI BİR ÇEVREDE YAŞAMA HAKKI VE YAŞAM KALİTESİ

Tüketicinin ve toplumun yaşam kalitesinin en başta gelen ilkelerinden birisi de tüketicinin evrensel hakkı olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının gerekleri olan temiz hava; daha çok yeşil alan ve orman; çağdaş ve tarihe

saygılı bir kent; dere, çay, nehir, göl, yer altı suları, denizlerin ve toprağın kirlenmemiş ve temiz olduğu bir çevre ; sağlıklı, kaliteli alt yapı hizmetleri gibi havası , suyu , toprağı , çeşitli hayvanları ve canlı varlıkları , biyolojik zenginlikleri ,kentleri, denizleri, gölleri, tarihi ve kültürel mirası ile uygun bir yaşama ortamının sağlanması; bir çevre bilincinin oluşturulmasıdır.

Sağlıksız bir çevrede yaşamını sürdüren kişinin de sağlıklı olmasının ve kaliteli bir yaşam sürmesinin olanağı yoktur.
Bu nedenle , İnsan olarak yalnızca bugünümüzü değil , çocuklarımızı,torunlarımızı ve geleceğimizi düşünecek şekilde çevreye bakmalıyız ve ona göre davranmalı ve tavır almalıyız.

Tüm üretim ve tüketim faaliyetleri çevreyi kirletmeyecek ve yok etmeyecek ve koruyacak şekilde tasarlanmalı ve yapılmalıdır.
Ne yazık ki , en başta uluslararası tekeller olmak üzere , çeşitli firmalar ve kamu kurumları çevreyi kirletmek , yok etmek için adeta yarış halindedir. Bugün ülkemizde deniz , göl , akarsular , yer altı suları , orman , biyolojik çeşitlilik , toprak , hava gibi çevremizi oluşturan doğal varlıklarımız yanlış sanayileşme, ulaşım , yerleşme,tarım ve üretim uygulamaları ile yanlış ekonomik ve sosyal politikaların neden olduğu yoksullaşma ve göç nedeniyle hızla kirlenme ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Yanlış kentleşme ve yanlış sanayileşme politikaları, tarım arazilerinin yok olmasına , ormanların hızla azalması ise ülkemizin çölleşmesine ve erozyon ve toprak kaybına yol açmaktadır.

Bugün ülkemizde yük ve yolcu taşımacılığının % 95'ni oluşturan karayolu taşımacılığı büyük bir çevre kirliliği ve çevre tahribatına yol açmaktadır.

Bergama'da siyanürle altın madenciliği yapan Eurogold firmasının çevreyi zehirleyici uygulamasına karşı yere! mahkemeler , Danıştay ve Anayasa Mahkemesinin kararlarına karşın hükümetin genelgesi ile firma çevreyi zehirlemeye devam etmektedir.
Yabancı ve uluslararası tekellerin ülkemizin talanına yol açacak tahkim yasası ile Endüstri Bölgeleri Yasa Tasarısı ülkemizin egemenlik hakkı ile tüketicinin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının hiçe sayılmasına yol açacak ,ülkemiz adına utanç verici ve onur kırıcı girişim ve uygulamadır.

Geleceğimiz ve yaşamımız tehlikededir. Bu olumsuz ve yanlış gidişe ivedilikle dur dememiz gerekmektedir. Aksi durumda bırakınız kaliteli yaşamı, yaşamın kendisi yok olacaktır.