Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Pazarın Piyonları Yada Hamam Böcekleri

Bir malın ya da hizmetin piyasada tüketicilere satılabilmesi için şirketlerin en büyük silahlarından birisi reklamlardır. Silah kavramını kullanmamın nedeni, reklamların tüketiciler ve toplum üzerinde yarattığı ya da reklamlar aracılığıyla yaratılmak istenen etkidendir.
Bugün hâkim olan kapitalist medya düzeninde reklamların amacı malın gerçek ve doğru tanıtımının yapılması değildir. Büyük görsel ve yazılı medya kuruluşlarında sergilenen hiçbir reklamda, reklamı yapılan malın sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yapıldığını gördünüz mü?

Reklamlarla malın kendisi değil, tüketiciler ve toplum üzerinde yaratılması istenilen “imaj” ve “marka pazarlaması” yapılmaktadır. Bunu yaparken, söz konusu markalar tüketicilere, topluma “vazgeçilmez, olmazsa olmaz, var olma-yaşama nedeni, yaşamanın anlamı-tadı” olarak sunulmaktadır.

Markalarla, yaratılan imajlarla, duygusal bağ oluşturulmaya, kurulmaya çalışılmaktadır. Özellikle de yeni nesil büyük sermayeli şirketler kendilerini ürün üreticileri olarak değil, “anlam simsarları” olarak görmektedirler. Eski modelde pazarlama tamamen bir ürünü satmaktı. Ancak küreselleşme denilen bu dönemde, ürün daima gerçek ürünün yani markanın arkasında yer almaktadır. Küresel tekeller markalarını totemleştirmeye ve putlaştırmaya çalışmaktadırlar.

Uluslararası tekellerden birisinin reklamcısı, tüketicileri PİYONA benzetmiştir. Bir diğer uluslararası tekelin reklamcısı ise reklamların ilaç gibi olduğunu, bağışıklık kazandırdığını belirterek; “Tüketiciler hamam böcekleri gibidir; ilaçlarsınız, ilaçlarsınız ve bir süre sonra bağışıklık kazanırlar.” demiştir.

Bu yaklaşımı sergileyen tekellerin gözünde sağlık-güvenlik, çevre kirliliği, tüketici yararı-toplumsal yarar gibi tüketici hakları konuları ikinci hatta üçüncü plandadır. Ancak, bazıları kendilerinin ya da mallarının çevreci, sağlığa uygun-güvenli olduğunu belirterek, hatta bazı yardıma muhtaç kesimlere yardım ederek kendilerini şirin göstermeye, sempati toplamaya ve meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Oysa, küresel markaların yarattığı ve yaratacağı bireysel-toplumsal zararlar, çevresel tahribatlar, kültürel yozlaşma gündeme pek taşınmıyor, tartışılmıyor, sorgulanmıyor, kabulleniliyor.

Küresel tekeller, reklamlarla tüketicilerin, toplumların tüketim eğilimlerini, zevk ve beğenilerini etkileyerek üretim ve tüketim üzerinde egemenliklerini pekiştirmektedirler. Toplumun ve tüketicilerin gerçek gereksinimlerini değil, kendi çıkarlarını ve kârlarını ön plana alarak üretimi ve tüketimi yönlendirmekte, belirlemektedirler. Topluma ve tüketicilere kendi çıkarları doğrultusunda bir yaşam tarzı, bir tüketim tarzı, bir değerler bütünü, bir tavır, bir görünüm, bir düşünce empoze etmektedirler. Reklamlarla her yaştan tüketiciler etki altına alınmak istenmekle birlikte, özellikle de gençler ve çocuklar reklamların en önemli araçları ve hedefleri olarak görülmektedirler.

Reklamlarla bilinç bulanıklığı yaratılmaktadır. Küresel tekeller, reklamlarla bilimsellik kisvesi altında bilimi çarpıtarak kendi yararlarına kullanmaktadırlar. Bu amaçla bilim insanları ve ülke yöneticileri kullanılmakta ve yönlendirilmektedir. Yerli firmalarla ortaklık kurularak ya da yerli firmalar satın alınarak ülkelerin üretimine, pazarına egemen olunmaktadır.

Yerli ve geleneksel üretim ve tüketim alışkanlıkları yok edilmeye, bunun yerine kendi çıkarlarına uygun üretim yapılmaya, kendi çıkarlarına uygun tüketim alışkanlıkları kazandırılmaya ve yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Daha da ileri gidilerek yerli üretim, yerli ürünler yok edilmeye ve yasaklanmaya çalışılmaktadır. Ahlaki olmayan pazarlama yöntemleri uygulanmaktadır. Dünyanın üretimini ve tüketimini etkilemek, yönlendirmek, biçimlendirmek ve egemenlikleri altına alabilmek için her yolu denemektedirler.

Ülkemiz, bu yönüyle hemen her alanda; gıda, sanayinin çeşitli kolları ve hizmetler sektöründe küresel tekellerin egemenlik kurdukları bir ülke durumundadır. Ne yazık ki, ülkemizde tüketiciler olarak küresel tekellerin kurdukları tuzağa düşmüş durumdayız. Bu tuzaktan kurtulmak, çıkmak zorundayız. Bunun için de çok yönlü bir mücadele etmek zorundayız. Bu mücadele alanlarından birisini de etkili ve güçlü tüketici hareketi oluşturmaktadır.

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı