Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Emekçiler, Tüketici Olarak Haklarımıza Sahip Çıkalım

Günlük yaşamda biyolojik ve sosyal varlığımızı sürdürebilmek, insanca ve mutlu yaşayabilmek, insani yönden kendimizi ve ilişkilerimizi geliştirebilmek için zorunlu olarak bir takım mal ve hizmetleri tüketmek ya da kullanmak, sağlıklı ortamlarda yaşamak zorundayız. Bu bakımdan, yaşamımız için sağlıklı ve yeterli su en temel ve güncel gereksinmemizdir. Günlük kalori gereksinmemizi karşılayabilmek için yeterli ve dengeli beslenmeliyiz. Bir konutta oturmak ve konutumuz içerisinde gerekli olan buzdolabı, çamaşır makinesi, mobilya, tv, radyo, bilgisayar gibi dayanıklı denilen cihazlara, eşyalara gereksinmemiz vardır. Giyinme gereksinmemiz için giyim eşyalarımız olmalıdır. İletişim gereksinmemiz için telefonumuz olmalıdır. Konutumuzda aydınlatma gereksinmemizi karşılayabilmek, elektrikli ve elektronik cihazlarımızı çalıştırabilmek için elektriğe, yemek pişirebilmek için ise yakıta gereksinmemiz bulunmaktadır. Gündelik yaşamımızda işe, okula, alışverişe, sinemaya, tiyatroya, yakınlarımızı görmeye ve gitmemiz gereken diğer yerlere gidip dönebilmek için otobüse, trene, gemiye, uçağa, bisiklete v.d. taşıt ve ulaşım araçlarına gereksinmemiz vardır. Dinlenebilmek, enerjimizi yenileyebilmek, sağlığımızı koruyabilmek için yaşadığımız coğrafyanın olanakları içerisinde sağlıklı olmak koşuluyla yeşil alana, ormana, denize, göle, dereye, nehire gereksinme duyarız. İnsanların büyük çoğunluğunun yaşadığı kentlerin insan odaklı, doğru planlanmış ve sağlıklı olmasını isteriz.

Yukarıda sayılan günlük gereksinimlerimize ilişkin örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak, tüketici olarak bu gereksinimlerimizi karşılama olanaklarına sahip miyiz? Bu gereksinimlerimize ilişkin sayılan ya da sayılmayan mal ve hizmetler hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip miyiz ya da eksiksiz ve doğru bilgilendiriliyor muyuz ? Sözü edilen ya da edilmeyen mal ve hizmetler üretilirken, dağıtılırken ve kullanılırken ( tüketilirken) sağlığımızın, güvenliğimizin, çevremizin nasıl, kadar ve ne derece risk ve tehlike altına girdiğini biliyor muyuz? Bu mal ve hizmetler üretilirken, ithal edilirken, satın alınırken ve kullanılırken ailemizin ve ülkemizin ekonomisine ne kadar zarar verildiğini biliyor muyuz ? Sözü edilen mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı, tüketimi ve fiyat politikalarına tüketici olarak irademiz yansıyor mu? Soruları çoğaltabiliriz.

Öncelikle bu sorulara kısa ve öz olarak yanıt vermeye çalışalım. Ülkemiz koşullarında kendileri de aynı zamanda tüketici olan çalışan emekçilerin, emeklilerin, işsizlerin, kırsal kesimde yaşayanların ve küçük çiftçilerin, küçük esnafın, büyük çoğunluğu satın alma güçlerinin yetersizliği nedeniyle söz konusu gereksinimlerini ya çok zor karşılayabiliyor ya da yeterince karşılayamıyor. Yani bu kesimlerin büyük çoğunluğu yeterli satın alma gücüne sahip bulunmamaktadır. Satın aldığımız ve kullandığımız mal ve hizmetlerin özellikleri, riskleri, tehlikeleri, fiyat oluşumları hakkında hem bu mal ve hizmetleri üreten firmalar hem de ilgili ve yetkili kamu kuruluşları tarafından doğru ve eksiksiz olarak bilgilendirildiğimiz söylenemez. Ne yazık ki, binlerce mal ve hizmetin üretimi, dağıtımı ve kullanımı ( tüketimi) süreçlerinde sağlığımıza, güvenliğimize ve çevremize ilişkin yeterince önlem alınmadığından, görev ve sorumlulukların yerine getirilmediğinden dolayı çeşitli risk ve tehlikelerle karşılaşılmakta; tüketiciler yaşamlarını yitirmekte, çeşitli hastalıklara yakalanmakta, zehirlenmekte ve sakatlanmaktadır. Benzer şekilde, mal ve hizmetlerin üretimi, ithalatı, dağıtımı, satın alınması, kullanımı ve tüketimi süreçlerinde tüketici haklarına uygun olmayan mevcut ekonomik ve fiyat politikaları ile diğer çeşitli yönlerden yeterince önlem alınmaması nedeniyle hem aile hem ülke ekonomisine çok büyük ekonomik zararlar verilmektedir. Kentlerimizin doğru ve insan odaklı planlanmaması, çevremizin sağlığı konusunda yeterli önlem alınmaması nedeniyle çeşitli hastalıklar ile bu hastalıklara yakalanma sayısı artış göstermektedir. Tüketicileri ilgilendiren tüm mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı, tüketimi, fiyatlandırma politikaları konusunda tüketicilerin temsil edildiği söylenemez. Sonuçta, içinde yaşadığımız ekonomik, siyasal, sosyal, idari, teknik, adli, yasal politikaların ve uygulamaların bir yansıması olarak ülke ekonomisine verilen zararların yükü de gene tüketici olan çalışan dar gelirli emekçiler, emekliler, işsizler, kırsal kesimde yaşanlar ve küçük çiftçiler ile küçük esnafın sırtına yüklenmektedir.

EVRENSEL TÜKETİCİ HAKLARI

Tüketicilerin karşılaştığı ve yaşadığı bu sorunlar ister istemez aklımıza tüketici olarak haklarımızın ne olduğu sorusunu getiriyor. Çünkü, yaşadığımız ve karşılaştığımız bu sorunların çözümü haklarımızı bilmemizi, kullanmamızı, haklarımıza sahip çıkmamızı gerektiriyor. Peki, tüketici olarak evrensel ve yasal haklarımız nelerdir? Tüketicilerin evrensel hakları Uluslararası Tüketici Örgütünün önerisiyle 9 Nisan 1985 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda oybirliği ile kabul edilen haklardır. Türkiye de bu haklara imza atmıştır. Evrensel Tüketici Hakları Şunlardır:
1- Temel Gereksinimlerin Karşılanması Hakkı: Tüketicilerin yeme, içme, giyinme, barınma gibi biyolojik gereksinimlerinin karşılanması için alınan ekonomik ve sosyal önlemlerdir.

2- Sağlık ve Güvenlik Hakkı: Tüketiciler tarafından satın alınan her çeşit mal ve hizmetin üretim dağıtım ve kullanılması sırasında karşılaşılan risklere ve tehlikelere karşı alınan yasal, idari, teknik önlemler ve uygulamaları kapsar.

3- Bilgi Edinme Hakkı: Mal ve hizmetlerin özellikleri, kullanım ve bakım koşulları ile tehlikeleri ve risklerine ilişkin tüketicilerin doğru ve eksiksiz olarak bilgilendirilmesi konusundaki düzenlemeler ve uygulamalardır.

4- Örgütlenme, Sesini Duyurma ve Temsil Edilme Hakkı: Tüketicilerin haklarını alabilmeleri, savunabilmeleri ve uygulatabilmeleri için bir araya gelip güç birliği oluşturabilmeleri; kendilerini ilgilendiren yasal, ekonomik, sosyal, ticari, teknik ve politik her konuda düşünce ve görüşlerini belirtebilmeleri; baskı unsuru olabilmeleridir

5- Eğitilme Hakkı: Tüketicilerin haklarını ve sorumluluklarını öğrenerek hak arama, haklarını savunabilme ve tüketici bilincine sahip olabilmeleri için eğitilmeleridir.

6- Seçme Hakkı: Tüketicilerin çeşitli mal ve hizmetler arasında gelir düzeylerine göre kendi gereksinimlerini karşılayabilmesi, istedikleri mal ve hizmetleri ucuz ve kaliteli olarak alabilmesi, tercih edebilmesi ve seçeneklerin artırılmasıdır.

7- Zararların Karşılanması Hakkı: Satın alınan mal ve hizmetlerin ayıplı (kusurlu, özürlü) çıkması durumunda; ayıpların neden olduğu her türlü maddi, manevi, hukuki, ekonomik zararların karşılanmasıdır.

8- Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Ticari reklamlar ve ilanlar, çeşitli satış türleri ve bu satışlara ilişkin sözleşmeler, kapıdan satışlar, kampanyalı satışlar, taksitli satışlar, elektronik alışverişler, devre tatil, paket tur, süreli yayınlar, tüketici kredileri, kredi kartları, satış sonrası hizmetler, fiyat uygulamaları, çeşitli kamu hizmetleri vb. konularda evrensel tüketici haklarına ve ilgili kanunlara göre uygulamalar ve düzenlemeler yapılması; tüketicilere daha iyi ve uygun koşullarda mal ve hizmet sunulması; tüketicilerin yaşam düzeylerinin yükseltilmesine ilişkin alınan tüm yasal, idari, teknik, sosyal, ticari ve ekonomik önlemlerdir.

9- Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı:Temiz hava, yeterli ve temiz su, daha çok yeşil alan, temiz ve çağdaş bir kent, sağlıklı ve kaliteli altyapı hizmetlerinin sağlanması; tarihi, doğal ve biyolojik zenginliğin korunması konusunda alınan önlemler ile her çeşit üretim, dağıtım ve tüketim hareketinin çevreye zarar vermemesine ve savurganlığın önlenmesine yönelik alınan tüm önlemlerdir.

TÜRKİYE’DE TÜKETİCİ HAKLARININ YASAL DURUMUNA GENEL BAKIŞ

Tüketici hakları, çok boyutlu bir kavramdır. Bu nedenle, tüketici hakları ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili olan her yasal düzenleme ve bu yasal düzenlemelerin uygulanıp uygulanmaması tüketicilerin yaşamını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu anlamda, ülkemizde tüketicileri doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Hemen her kamu kuruluşunun bu yönde görev ve sorumlulukları vardır. Bu kuruluşlara örnek olarak; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Belediyeler ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ( BDDK), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ( EPDK), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Rekabet Kurulu gibi kurulları verebiliriz. Bunların dışında adını vermediğimiz diğer bakanlık ve kuruluşların da tüketicileri dolaylı ve doğrudan ilgilendiren görev ve sorunlulukları bulunmaktadır.

Adını saydığımız ya da saymadığımız ilgili ve yetkili kuruluşların görev, sorumluluk ve yetkilerini içeren kuruluş yasaları ile kendileri tarafından yapılan yasa, yönetmelik ve tebliğ gibi düzenlemeler hem dolaylı hem de doğrudan tüketicilerin yaşamına olumlu ya da olumsuz yönde etki etmektedir.

Bununla birlikte, 1982 Anayasa’sının “Tüketicinin Korunması” başlıklı 172. maddesinde, “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.”, denilmektedir

Tüketicileri doğrudan ilgilendiren ilk yasa ise, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen ve 8 Eylül 1995 tarihinde yürürlüğe giren 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa’dır. Bu Yasa, daha sonra, 2003 yılında değiştirilerek yeni hükümler getirilmiştir.

Ancak, önemli olan bu yasal düzenlemelerin tüketicilerin mevcut evrensel haklarına uygunluğu, tüketicilerin lehine olması ve günlük yaşamda karşılaştıklara sorunlara çözüm bulabilmesi, uygulanıyor olmasıdır. Bu yönden, ülkemizdeki duruma baktığımızda olumlu gelişmelerin yanında olumsuz gelişmelerin de olduğunu söyleyebiliriz.

Olumlu gelişme olarak, eksikliklerine ve uygulamadaki aksaklık ve yetersizliklerine karşın Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa’nın gene de tüketicilerin günlük yaşamda karşılaştıkları bir takım sorunlara çözüm getirme yönünde yararlı olan en önemli Yasa’lardan birisi olduğunu söyleyebiliriz.

Olumsuz gelişme olarak, yukarıda adı belirtilen bakanlıklar ve üst kuruluşlar ile adını belirtmediğimiz diğer bakanlık ve kamu kuruluşlarının tüketicileri ilgilendiren yasal bir takım düzenlemelerinde tüketicilerin ya hiç ya da yeterince temsil edilmemesi, bu düzenlemelere tüketicilerinin iradelerinin ve görüşlerinin yansımaması, yapılan yasal düzenlemelerin tüketicilerin evrensel haklarına aykırı olacak ve tüketicilerin aleyhine sonuçlar doğuracak şekilde olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın GDO’ların ithalatına ve tüketimine izin veren Biyogüvenlik Yasa’sı gibi. Ayrıca, tüketiciler için olumsuz olan en önemli diğer bir boyut ise tüm eksiklik ve aykırılıklarına karşın mevcut yasaların tüketici lehine olan hükümlerinin yeterince uygulanmaması, ilgili ve yetkili bakanlıkların ve kuruluşların görev ve sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmemesidir. Tüketicileri doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendiren hemen her yasal düzenleme bu durumdadır.

Bu yazımızda, konuyla ilgili olarak genel sorunlara genel bir yaklaşım içerisinde değinmeye çalıştığımız için tüketicilerin ülkemizde günlük yaşamla ilgili tüm haklarının ve karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik yasal düzenlemelerin ne olduğunu, haklarını nasıl arayacağını, üretim-tüketim ve tüketicilikle ilgili çeşitli konuları daha sonraki yazılarımızda tek tek ele alacağız.

Yazımızı bitirirken, aynı zamanda tüketici olan tüm emekçi kardeşlerimize ve dostlarımıza önerimiz şudur: Tüketici olarak bizleri ilgilendiren evrensel ve yasal haklarımıza sahip çıkalım. Var olan haklarımızı öğrenelim ve kullanalım. Aleyhimizde olan yasal düzenlemeler ile eksik yasal düzenlemelerin, haklarımızı dikkate almayan yanlış ve yetersiz yasal uygulamaların lehimize dönüştürülmesi için mücadele edelim. Bu anlamda, Tüketici Hakları Derneği’ne üye olabilirsiniz, destek verebilirsiniz. Üye olarak Derneğin organlarında görev alabilirsiniz. Bulunduğunuz yerlerde ( il, ilçe, mahalle, işyeri) Derneğin şubelerini ve temsilciliklerini kurabilir, çalışmalarında yer alabilirsiniz.

Sevgili emekçi dostlar, kısaca, tüketici olarak haklarımıza sahip çıkmak zorundayız. Unutmayalım ki, emekçiler olarak üretimden gelen gücümüzü kullanırken, aynı zamanda tüketici olarak tüketimden gelen gücümüzü kullanarak haklarımıza sahip çıkmalıyız. Çünkü, yaşadığımız ekonomik sistem içerisinde insanca, sağlıklı ve mutlu yaşayabilmek için başka çözüm yolu bulunmamaktadır.

Sözünü ettiğimiz tüm konular ve sorunlarla ilgili olarak Tüketici Hakları Derneği’ne başvuruda bulunabilirsiniz. Sizleri bekliyoruz. Sağlıkla ve mutlulukla!..
16.08.2010

Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı