Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Yanlış Ulaşımın Bedeli

Ülkemiz, 1950’ lerden beri yanlış ulaşım sistemi nedeniyle çok büyük bedeller ödemiş ve ödemeye de devam etmektedir.

ULAŞIM MI? SAVAŞ MI?

Karayolu ulaşımında yolcu taşımacılığının payı 1950 de % 50,3’den, 2009’da %98,3’e yükselmiş, yük taşımacılığının payı ise 1950’de %22,3’den 2009’da %94,6’ya yükselmiştir.

Demiryolu ulaşımında yolcu taşımacılığının payı 1950’de %42,2’den 2009’da %1,17’ye düşmüş, yük taşımacığının payı ise 1950’de %71,6’dan 2009’da %5,4’e düşmüştür.

Ülkemizin üç tarafı denizle çevrili olduğu halde yolcu ve yük taşımacılığında deniz yolunun payı neredeyse sıfıra yakındır.

Karayoluna dayalı ulaşım sistemi nedeniyle her yıl kaza sayısı artmaktadır. Karayolundaki trafik kazaları nedeniyle her yıl binlerce ölü, yüz binden fazla yaralı, milyarlarca TL. maddi hasar ve sosyal maliyete neden olunmaktadır. Örneğin, 1960 yılında karayollarındaki trafik kazası 8136 iken 2007 yılında kaza sayısı 749.456’ya çıkmıştır. Ölü sayısı 1960’da 1590’dan 2007’de 3459’a, yaralı sayısı ise 1960’da 7729’dan 2007’da 149.140’a çıkmıştır. 1960 yılında 2007 yılı sonuna kadar 47 yılda trafik kaza sayısı 8.214.037 (sekizmilyonikiyüzondörtbinotuzyedi), ölü sayısı 215.668, yaralı sayısı ise 2.883.973 olmuştur. 1968-2007 yıllarında trafik kazalarının ülkemize ve halkımıza olan ekonomik-sosyal maliyeti ise 2007 yılı cari fiyatlarıyla yaklaşık 375 milyon TL.’dir.

YANLIŞ ULAŞIMIN YARATTIĞI ÇEVRESEL KİRLİLİKLER VE MALİYETLER

Ülkemizde tüketilen petrolün %93’ünü ithal etmemize karşın % 40’ı karayolu ve otoyollarında tüketilmektedir. Her geçen gün artan araç sayısına paralel olarak da petrol ithalatımız ile enerjide dışa bağımlılığımız artmaktadır. Karayolu ve otoyolları nedeniyle daha çok arazi, doğal kaynak ve orman kaybıyla su kirliliğine neden olunmakta, karayolu ve otoyollarının kenarındaki bitki örtüsü zehirlenmektedir.

Atmosferdeki sera gazı etkisinin en önemli nedeni ile kentsel kirliliğin en önemli nedenleri arasında akaryakıt tüketen motorlu araçların yaymış olduğu egzoz gazları ve CO2 (karbondioksit) gazı gelmektedir. Küresel ısınma ile iklimin ve ekolojik dengenin bozulmasının en önemli nedenleri arasında, karayolu ulaşımından kaynaklanan karbondioksit emisyonunun ve egzoz gazlarının olduğuna ilişkin bilimsel araştırmalar bulunmaktadır.

Motorlu araç sayısı ve benzin kullanımı arttıkça kentsel ve hava kirliliği ile birlikte gürültü kirliliği de artmakta, bunun sonucunda da insanlar başta olmak üzere çevredeki hayvan ve bitki gibi diğer tüm canlı varlıkların sağlığı zarar görmektedir.

Araç yoğunluğunun yarattığı söz konusu kirlilik nedeni ile özellikle de kentlerde yaşayan insanlarda çok çeşitli hastalıklara, rahatsızlıklara ve strese neden olunmaktadır.

Tükettiğimiz malların pahalı olmasının önemli bir nedeninin de yük taşımacılığının kara yoluyla yapılmasından kaynaklandığı belirtilmektedir.

Ülkemizin özellikle de Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinin ekonomik ve sosyal yönünden geri kalmasının nedenlerinden birisi de hızlı, ucuz, çevreci, çağdaş ve bölgeler arasındaki ulaşımı sağlayabilecek bir ulaşım sisteminin olmamasıdır.

Ulaşım sistemi karşılaştırıldığında; enerji verimliliği açısından demiryolu ile denizyolunun yolcu ve yük taşımacılığında karayolu ve havayoluna göre daha verimli ve ekonomik olduğu bilinmektedir.

Arazi kullanımı yönünden ise ulaşım sistemi karşılaştırıldığında; Bir araştırmaya göre, aynı kapasitede bir taşımacılık için karayolları demiryollarına göre 2,7 kat daha fazla arazi kullanımı gerekmektedir.

Prof. Dr. İlyas YILMAZER’in bir araştırmasına göre, normal gidiş dönüşlü bir karayolu için bir demiryoluna göre 7 kat, bir otoyolu için ise bir demiryoluna göre 33 kat daha fazla arazi kullanımı gerekmektedir.

Ulaşım sistemlerinin yolcu-km. başına ölüm ve yaralanma riskleri karşılaştırıldığında; karayolunun demiryoluna göre ölüm riski bakımından 8 kat, yaralanma riski bakımından ise 207 ile 244 kat daha riskli olduğuna ilişkin araştırma bulunmaktadır.

Hava kirliliğine etkisi bakımından demiryolunun payı %5 iken karayolunun pay ise %85 dir.

Adana – İçel karayolu üzerinde hareket eden araçların bitkiler üzerinde ağır metal kirliliği yarattığına ilişkin bir araştırma bulunmaktadır.

AB’de yapılan bir araştırma göre; Trafik sıkışıklığı, kazalar, hava kirliliği ve gürültünün sosyal ( toplumsal ) maliyetinin Birlik hasılasının %4’ü düzeyinde olduğu, bu maliyetin yüzde doksanının karayolu ulaşımından kaynaklandığı belirlenmiştir.

NASIL BİR ULAŞIM İSTİYORUZ ?

Bu bilgilerden yola çıkarak karayoluna karşı olduğumuz anlaşılmasın. Ancak, ulaşım sistemlerinin bilimsel olarak ülkemizin ve halkımızın gerçeklerine ve gereksinimlerine en uygun, en ekonomik, en güvenli, en çevreci, akılcı ve birbirini tamamlayacak şekilde ele alınmasını istiyoruz.

Toplum ve tüketiciler olarak yanlış ulaşım politikaları nedeniyle daha çok bedel ödemek istemiyoruz. Demiryollarımızın bugünkü durumundan kurtarılarak hak ettiği düzeye ulaşmasını istiyoruz. Ülkemizin uygun ve gerekli olan her tarafında doğru ve uygun bir planlama ve proje ile elektrikli, sinyalizasyonlu demiryollarının yapılmasını istiyoruz.

Bununla birlikte kentlerimizin içinde her semte-mahalleye gidecek şekilde metro ve tranvay gibi toplu taşım sistemlerinin yaygınlaştırılması çok zorunlu ve acil bir durum arzetmektedir.

Ülkemizin kaynaklarına dayalı doğru ve uygun bir demiryoluyla toplu taşımacılık politikası bir çok yönden ağır bedeller ödememizin önüne geçeceği gibi bir çok yönden de gelişmemizin önünü açacaktır.

Diğer taraftan, deniz yollarımızda ve uygun olan iç sularımızda halkımızın ve ülkemizin gereksinimlerine uygun yük ve yolcu taşımacılığının hak ettiği bir düzeye ulaşması en gerekli, en doğru bir yaklaşım olacaktır.

Tüketici ve insan haklarına saygı, ülke sevgisi, sağlıklı ve doğu bir kalkınma ve gelişme halkın ve ülkenin gereksinimleri, güvenliği, sağlığı dikkate alınarak bilimsel temellerde ve ülke kaynaklarına dayalı doğru bir ulaşım sistemini gerektirir.


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı