Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Küreselleşme, Tüketim Kültürü Çocuklar ve Gençler (II)

Bu konuyla ilgili ilk yazımızda küresel tekellerin tüketim üzerinde nasıl etkili olduklarına, çocukları ve gençleri nasıl etkilemeye çalıştıklarına ilişkin genel bir değerlendirme yapmıştık. Bu yazımızda ise örnekler vererek konuya biraz daha açıklık getirmeye, özellikle de reklamlarla dayatılan ve pompalanan yaşam tarzının çocukların ve gençlerin sağlığını nasıl olumsuz etkilediğini anlatmaya çalışacağız.

MAL DEĞİL, İMAJ VE STİL PAZARLANIYOR

Ürün ya da mal değil, imaj ve stil pazarlamaya yönelik bazı firma temsilcilerinin görüşlerine örnekler verelim. “Polaroid” markalı fotoğraf makinesinin reklamını yapan ajansın başkanı John Hegarty şöyle demiş: polaroid’in sorunu, sürekli bir fotoğraf makinesi olarak düşünülmesiydi. Ancak, “marka-vizyon” süreci bize bir şey öğretti: Polaroid, bir fotoğraf makinesi değil, sosyal bir kolaylaştırıcıdır. IBM için, “bilgisayar satmaz, iş çözümleri satar”, denmiştir. Swatch’ın konusu, saat değil, zaman düşüncesidir. Diesel Jeans’in sahibi Ronzo Rosso, Paper Dergisi’ne, “Biz bir ürünü satmıyoruz, biz bir yaşam stili satıyoruz. Bir hareket yarattığımızı düşünüyorum. Diesel kavramı, her şeydir. Yaşama biçimidir, giyinme biçimidir, bir şeyi yapma biçimidir.”, demiştir.

Reklamlarda ünlüler kullanılarak, özellikle de gençlerin onlara öykünmeleri ve onları taklit etmeleri özendiriliyor. Örneğin, markaların reklamlarında George Michael, Madonna, Robert Palmer, Tina Turner ve dünyaca tanınmış bazı sanatçılar, film yıldızları, futbolcular kullanılarak markalar yıldızlaştırılmış ve tüketimleri pompalanmıştır. Öyle ki, markalar yıldızlaşmış, yıldızlar markalaşmıştır. Nike firmasının bir yetkilisi, “Nike, artık sadece Reebok, Adidas ve NBA ile rekabet etmiyor; başka bir marka ile de rekabet ediyor, bu marka Michael Jordan’dır”, demiştir.

1996 yılında Newyork merkezli bir reklam ajansının “ Yeni Dünya Gençliği İncelemesi” ile 45 ülkede 15-18 yaş arasında 27600 genç üzerinde yapılan araştırmada; farklı kültürlere karşın tüm dünyada orta sınıf gençler hayatlarını paralel evrenlerdeymiş gibi yaşamaktadırlar.

Sabah kalkıyorlar, Levis ve Nike’larını giyiyorlar. Şapkalarını, sırt çantalarını ve Sony discman’lerini kapıyorlar ve okula gidiyorlar. Reklam ajansından kıdemli başkan yardımcısı olan Elissa Moses, küresel genç nüfusun gelişini “tüm zamanların en büyük pazarlama fırsatlarından biri”, olarak adlandırmıştır.

ÇOCUKLARIN VE GENÇLERİN SAĞLIĞI BÜYÜK TEHLİKEDE

Küresel gıda ve hazır yemek tekelleri çocukların ve gençlerin sağlığı üzerinde büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Mc Donalds ile “fast food” denilen Amerikan yemek tarzı tüm dünyada ve ülkemizde bir yaşam, bir beslenme tarzı haline getirilmiştir. Bu yemek tarzının belirleyici unsuru bol trans yağı, çeşitli katkı maddesi içeren ve endüstriyel tarım çiftliklerinde şişirilmiş hayvan etlerinden oluşan köfteler ile sosların içinde yer aldığı karbonhidrat oranı yüksek hamburgerdir. Tabiî ki hamburgerin en doğal müttefikleri ve işbirlikçileri kolalardır.

Bugün ülkemizde çocuklarımız ve gençlerimiz her taraftan büyük bir tehlike çemberi altına alınmıştır. En başta, okul kantinlerinde çocuklara sunulan hamburger, cips, hazır- ambalajlanmış bol katkı maddeli şekerlemeler, çeşitli unlu mamuller, çikolatalar, gofretler, sucuklu-salamlı tost ve sandviçler, kola, gazlı içecekler, hazır meyve suları gibi sağlıksız yiyecek ve içecekler çocuklar ve gençlerin sağlığını tehdit etmektedirler. Bununla birlikte, tüm hipermarket, süpermarket, bakkal ve büfelerde aynı ve benzeri yiyecek ve içeceklerin belirleyici olması, bunların çocuklar ve gençler tarafından tüketilmesini teşvik edecek tarzda sergilenmeleri çocuklarımızı ve gençlerimizi saran diğer tehlikeli tüketim mekanları ve mabetleridir. Tabi ki tehlike saçan bu gıda maddelerinin reklamları çocukların ve gençlerin tüketim ve beslenme eğilimlerini etkileyen, belirleyen en önemli ve en belirgin yöntem ve araçlardır.

Gerek dünyada, gerekse ülkemizde bu tür beslenme sonucunda çocuklarda ve gençlerde obezitenin hızla yaygınlaştığı belirtilmektedir. Obezitenin artmasıyla birlikte alerjik, hipertansiyon, diyabet, kroner arter hastalığı, kalp ve damar hastalığı, osteoporoz, kanser gibi hastalıkların da hızla arttığı belirtilmektedir.

Öte yandan, çocuklarımızı saran diğer büyük bir tehlike, reklamları çok yoğun bir şekilde yapılan cep telefonlarıdır. Bilim insanları tarafından, 16 yaşından küçük çocukların kullanımı için uygun bulunmayan cep telefonlarının ne yazık ki 7 yaşından itibaren çocuklar tarafından kullanıldığına tanık olmaktayız. Bununla birlikte, gene, bilim insanları tarafından, cep telefonlarının vücudun herhangi bir bölgesinde taşınmaması gerektiği belirtilmesine karşın, çocuklar, gençler ve yetişkinlerin bu kurala uymadıkları görülmektedir. Bunun sonucunda da, cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik mikrodalgaların neden olduğu baş ağrısı, baş dönmesi, bunama, unutkanlık, sinirlilik, hipertansiyon, kanser ve beyin tümörü çocuklar ve gençler için çok büyük tehlike oluşturmaktadır.

ANNE-BABA VE YÖNETİCİLERE ÇAĞRI

Uluslar arası düzeyde çocuklar ve gençlerin sağlığı için risk ve tehlike oluşturan obezite ve cep telefonları gibi cihazlardan kaynaklanan elektromanyetik kirliliğin neden olduğu sağlık riski ve tehlikelerine karşı önlemler alınmaya çalışılmaktadır. Ancak, ülkemizde, konuyla ilgili olan Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, RTÜK gibi kuruluşların bugüne kadar henüz somut bir önlem almadıkları görülmektedir. Okul kantinleriyle, çocuklara yönelik yapılan gıda reklamlarıyla ilgili olarak bugüne kadar Sağlık Bakanlığına üç kez, Milli Eğitim Bakanlığına ve RTÜK’e iki kez THD olarak yazı yazılmış olmasına karşın bugüne kadar bu kuruluşlar tarafından herhangi bir önlem alınmamıştır.

Bu nedenle, anne-babalar ile ilgili kuruluşların yöneticilerini, çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlığı açısından geç kalmadan bir an önce harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz.

Daha önce, Tüketici Hakları Derneği’nin ( THD) üyesi olduğu Uluslar arası Tüketici Örgütü ( CI-Consumers International) ve Dünya Obeziteye Karşı Mücadele Gücü adlı örgütün Dünya düzeyinde başlattığı kampanya doğrultusunda çocuklara bu tür yiyecek ve içeceklerin sunulmaması, bunların reklamlarının sabah saat 9 – akşam saat 10 arasında yapılmaması için önlem alınmasını istemiştik. Aynı önerimizi tekrarlıyoruz.

Ayrıca, obezite ile mücadele için 15-17 Kasım 2006 tarihinde İstanbul’da toplanan ve Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ’ın da katıldığı Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Obezite İle Mücadele Bakanlar Toplantısında alınan kararlar doğrultusunda Sağlık Bakanlığının harekete geçmesi çağrısında bulunuyoruz.


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı