Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

İlacın Marketlerde Satılmak İstenmesi Soyguna ve Cinayete Davetiye Çıkarmaktır

Ülkemizde ilaç tüketimi genel olarak bilinçsiz bir şekilde yapılmaktadır. Bununla birlikte, ülkemizdeki ilaç pazarına egemen olan Uluslararası ilaç tekelleri tarafından daha çok ilaç tüketimi için çeşitli yollara başvuruda bulunulduğu bilinmektedir.

Bir toplumda, daha çok ilaç tüketimi doğru bir yaklaşım değildir. Toplumsal yarardan yana olan bilim çevreleri tarafından da aynı şekilde düşünülmektedir. Zaten, ilacın evrensel tanımlarından biri olan “ilaç, çok zorunlu olmadıkça alınan bir zehirdir.” tanımı da bu yaklaşımı doğrulamaktadır.

Durum böyle iken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilacın eczaneler dışında marketlerde satılmasını istemektedir. Başbakan'ın isteğinin gerçekleşmesi durumunda, ilacın marketlerde kontrolsüz ve peynir-ekmek gibi satılmasına neden olunacaktır. İlacın marketlerde bu şekilde satılması da bilinçsiz ve gereksiz ilaç tüketimini daha da artıracaktır.

İlacın marketlerde kontrolsüz satılması ile bilinçsiz ve gereksiz ilaç tüketimi çeşitli yan etkilere, zehirlenmelere ve ölümlere neden olabilecek, hem aile hem de ülke ekonomisine zarar verecektir. Bu durum, bile bile soyguna ve cinayete davetiye çıkarmaktır!..

Tüketici Hakları Derneği Hukuk Komisyonu Üyesi Avukat Fevzi Özlüer'in konuyla ilgili bir yazısı aşağıda okurlarımızın görüşlerine sunulmuştur.

SAĞLIĞIN GASPINI DURDURALIM, İLAÇ TOPLUM İÇİNDİR

Son yıllarda sağlık hizmetlerinde yaşanan özelleştirmeler toplumun ruh ve beden bütünlüğünü bozmuştur. Temel sağlık hizmetlerinden yararlanmayan milyonlarca insanın geleceği ilaç ve sağlık sektöründeki şirketlerin tekeline bırakılmaktadır. Sosyal güvencesiz bırakılan toplumumuz aynı zamanda kitlesel ölümlere yol açan salgın hastalıkların tehdidi altında bırakılmaktadır. Doktora ulaşma olanakları sınırlandırılmış bizleri şimdi de eczacılara ulaşma olanaklarının sınırlandırılması tehdidi beklemektedir. Sağlığın piyasadan teminine yönelik hükümet politikaları bütçemizi altüst etmektedir. Son günlerde ilaç hizmetlerinde yaşanan gelişmeler sağlığın piyasalaştırılmasında en son adımdır. İlaç fiyatlarındaki artış toplumun üzerine yıkıldı. İlaçların fiyatlarının belirlenmesindeki kontrol mekanizmaları şirketlerin denetimi altına alındır. Bu yetmiyormuş gibi şimdi de ilaçların marketlerden satışına yönelik uygulamalar hayata geçiriliyor. Başbakan, “ beklediğimiz sıçramayı yapabilmek için ilaç sektörünü rekabete açacağız” demektedir.

Sağlığın rekabet kurallarına terk edilmesinin sonuçlarını toplum ağır bir biçimde ödemekte ve ödeyecektir. İlaçların marketlerden satışı sağlığın gaspıdır. Temel ilaç hizmetlerinin tekel pozisyonundaki ilaç ve market pazarının kontrolüne girmesi, ilaç üzerinde şirketlere tam bir denetim hakkı verecektir. Bu şirketler, ilacın üretiminden tüketimine kadar tüm süreci kontrolleri altına alacaktır. Bu üretim tüketim sürecinde kamu adına kontrol yapan uzman örgütleri süreçten tasfiye edilecektir.

İLAÇ SEKTÖRÜ TEKELLERİN İNSAFINA TERK EDİLEMEZ

Daha fazla ilaç satmak için kontrolsüz ilaç tüketimi artacaktır. Bu da ilaç zehirlenmeleri ve kontrolsüz ilaç kullanılmasından kaynaklanan sorunları arttıracaktır. Diğer yandan eczaneler, devletin sağlık hizmetlerinin pahalı ve yetersiz olması nedeniyle, ilk elden sağlık merkezi görevi üstlenmektedir. Bu kimi zaman kontrolsüzce ilaç kullanımlarına karşı eczanelerin yadsınamaz rolünün de ilgası anlamına gelecektir.

Piyasada denetimi alan şirketler ürün çeşitlendirilmesi yoluyla aynı hastalığa iyi geleceği varsayılan pek çok ilaç üretecektir. Bu ilaçlardan hangisinin ne tür yan etkileri olabileceğini şu anda eczaneler öngörmekte buna göre kişiye ilaç temini yapılmaktadır. Ancak, marketlerde ilaç satışı durumunda kasiyerin inisiyatifinde bir ilaç temini mekanizması yaratılacaktır. Eczacının kasiyere dönüştürülmesi, toplumun ruh ve beden sağlığının da paraya tahvilini belirlemektedir.

İlaç şirketlerinin denetimi altına giren sağlık hizmetleri alanında biyoteknolojiye dayalı üretim yöntemleri de hız kazanacaktır. Biyoteknoloji şirketleri gıdalarla birlikte ilaç sektöründe de gdo teknolojisini yoğun bir biçimde kullanarak tekel oluşturmaktadır. Bu ilaçların bedenlerimizde yaratacağı yıkımın faturasını hiçbir hükümet ödeyemez. Gıda zehirlenmeleriyle birlikte ilaç zehirlenmelerinin de artacağı unutulmamalıdır. İnsanlar sağlıklarını yeniden kazanmak için ilaç almaktan korkacaktır. Pazardan ilaç temini merdiven altında üretilen ilaçların marketlerde yer bulmasına yol açacaktır. GDO'ya dayalı ilaçların kontrolsüzce ülkemize girişinin de önünü açacak bu uygulama sonrasında milyonlarca insan sağlıklarını yitirecektir.

Biz bütün bu gelişmeler karşısında ülkemizde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve paralılaştırılmasına karşı toplumcu bir sağlık istiyoruz. İlaç sektörünün şirket denetimine bırakılmasını kabul etmiyoruz. Eczacılık biliminin çöküşüne neden olacak yaklaşımlara karşı toplum için ilaç istiyoruz. Biz bu noktadan hareketle hükümetin bir an önce marketlerde ilaç satışının önünü açan uygulamasını geri almasını, ilaç bedellerinin eczacı üzerinden topluma yansıtılması uygulamasından vazgeçilmesini istiyoruz.
22.01.2010


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı