Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

GDO'ların Ticaretine İzin Verilmesi Tüketiciler, Çiftçiler ve Ülkemiz İçin Yıkımdır

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” 26 Ekim 2009 pazartesi günü yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik kendi içinde baştan sona kadar çelişkilerle doludur ve her maddesi cevaplanamayacak sorulara açıktır. Yönetmeliğin tüm maddelerinde GDO'ların risk taşıdığı konusunda bir tedirginlik ve korku ifadesi yer almaktadır. GDO'ların zararını kabul etmekte olan bu yönetmelik bir baskı sonucunda hazırlandığı izlenimini vermektedir. Örneğin Madde 4-i 'de yer alan “izleme” ile ilgili tanımda; “ Bir GDO ve ürününün, biyolojik çeşitlilik, bitki, hayvan ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini belirlemek üzere bir program dahilinde yürütülen gözlem, analiz ve kontrolleri ” şeklindeki bir ifadenin yönetmelikte yer alması GDO'lu ürünlerin kullanımında yaratacağı sorunların varlığının kabul edildiğini ortaya koymaktadır. Söz konusu maddede etkileri belirlemek üzere; program dahilinde yürütülecek gözlem, analiz ve kontrollerden söz edilmesi insan ve hayvanların kobay gibi kullanılarak sonuçların elde edilmesi anlamına gelmektedir.

DÜZELTİLMESİ OLANAKSIZ ZARARLAR OLUŞACAKTIR!..

Yönetmelik'te “telafisi imkansız sonuçlara yol açılabileceği” anlamını taşıyan 4.maddenin “m” bendindeki “Risk Yönetimi” tanımı şöyledir: “Risk değerlendirme sonucunda öngörülen ve/veya tahmin edilen olumsuz etkilerin gerçekleşmesini önlemek veya gerçekleşmesi durumunda zararı en az seviyede ve kontrol altında tutarak ortadan kaldırmak, GDO ve ürününün izin verilen amaç ve kurallar dâhilinde kullanılmasını ve muamelesini sağlamak amacıyla alınan önlemleri,”

Yukarıda, Yönetmeliğin “4 i” ve “4 m” maddelerinde belirtilen zararlı ve olumsuz etkilerin ortaya çıkması durumunda, etki altında kalanların bu olumsuz ve zararlı etkilerden kurtulamayacağı, büyük sorunlar yaşayabileceği ya da bu olumsuzluğun dönüşünün olamayacağı bir gerçektir. Çünkü, “Risk Yönetimi” tanımında belirtilen olumsuz etkilerin ve zararların neler olabileceği ve bu zararlara karşı hangi önlemlerin alınabileceği günümüzde bilinmemektedir. Etkileri ve zararları ile bunlara karşı hangi önleyici ve engelleyici önlemlerin alınacağının bilinmediği bir gıda maddesinin tüketicilere ve topluma dayatılması affedilemeyecek bir insanlık suçudur.

GDO'lu ürünlerin çevreye, insana ve hayvana vereceği zararların önlenmesi ve geri dönüşümü mümkün değildir. Yönetmelikte çeşitli maddelerde yer alan acil önlem planlarının hiçbiri zararları yok edemez, sağlığı geri getiremez, çevrenin bozulan dengesini düzeltemez.

Yönetmeliğin beşinci maddesinde, “GDO'lu ürünlerin bebek mamaları, bebek formulleri, devam mamaları, devam formulleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır. İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genlerini içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasaktır” denilerek, GDO'ların riskini peşinen kabullenen bir düşünce bu ürünleri hamilelerin ve diğer bir çok hassas kişinin yemesine izin vermektedir. Böylesi bir çelişkiyi yansıtan bu yönetmeliği hazırlayan uzmanlar nasıl oluyor da GDO'lu ürünlerin ithaline, işlenmesine ve tüketilmesine izin verebiliyorlar.

Bu yönetmelik ile gıdalarımız ve hayvan yemlerinde kullanılmak üzere, kısaca GDO denilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmaların ve ürünlerin ithalatı, işlenmesi ve tüketimi yasal ve serbest hale getirilmiştir.

Emperyalist tarım ve gıda tekelleri tarafından içlerine farklı bitki ve hayvan türleriyle zehirli virus ve bakteri genleri eklenerek genetik yapısı değiştirilmiş mısır, mısır yağı, soya, soya yağı, soya küspesi, pamuk, pirinç, kanola gibi ürünler artık bundan sonra serbestce ülkemize ithal edilecektir.

Üstelik, bu yönetmelik ile gıda veya yem, GDO'lardan biri veya birkaçını toplamda %0.9 oranında daha az içerecek ise GDO'suz olarak kabul edilecektir.

Özellikle de genetik yapısı değiştirilmiş mısır ve soya gibi ürünler, mısırözü yağından soya yağına, pastadan baklavaya, koladan meyvesuyuna, etli yiyeceklerden unlu yiyeceklere kadar olmak üzere 800-1000 çeşit gıda maddesinde kullanılmaktadır.

GDO'lu ürünlerin bağışıklık sistemimizin çökme riskini arttırdığı, kanser başta olmak üzere birçok bilinmeyen hastalıkları tetikleme riski ve tehlikesi olduğu yıllardan beri bilim insanlarınca söylenmektedir.

Genetik yapısı değiştirilmiş organizma ve ürünlerin ithalatının ve tüketiminin serbest olması, tüketiciler ve halk olarak sağlıklı gıda hakkımızı ve gıda egemenliğimizi ortadan kaldıracaktır. Bu izin ve serbesti ülkemiz tarımına ve çiftcisine telafisi imkansız zararlar verecek ve yıkım getirecektir.

YÖNETMELİK İPTAL EDİLSİN GDO'LAR YASAKLANSIN!..

Tarım ve Köyişleri Bakanına soruyoruz: Sağlıklı ve güvenilir tarımsal ürünlerin ülkemizde üretimine ve tüketimine olanak varken, sağlıksız ve riskli ürünlerin milyarlarca dolar para vererek ülkemize sokulmasına izin verilmesinin tüketicilere, çiftçimize, tarımımıza zarar vereceğini bilmiyor musunuz? Uluslar arası tarım tekellerinin çıkarlarını tüketicilerin sağlığından, gıda egemenliğimizden; tarımımızın, ülkemizin ve çiftçimizin yararından daha mı üstün görüyorsunuz? Doğacak olan sonuçlardan vicdanınız sızlamıyacak mı?

Tarım ve Köyişleri Bakanına ve Hükümete sesleniyoruz: Ülkemiz, tüketiciler ve çiftçiler için yıkım ve ölüm getirecek olan bu yönetmeliği hemen geri çekiniz. Gıdalarımızla oynanmasına izin vermeyiniz. Gıdalarımızı emperyalist tekellerin insafına terk etmeyiniz. Gıdayla oynamak bir insanlık suçudur. Bu suçun altından kalkamazsınız. Gıdamızın geleceğinin emperyalist tarım tekellerine terk edilmesine izin vermeyeceğiz. Ülkemizin GDO'lu organizma ve ürünlere gereksinmesi yoktur. Tüketiciler ve ülke olarak GDO'lu gıdalara değil, sağlıklı gıdalara ihtiyacımız vardır. Bu nedenle, GDO'lu organizma ve ürünlerin ithalatı, üretimi ve tüketimini yasaklayan bir yasal düzenleme yapılmasını istiyoruz.

Tüketicilere sesleniyoruz: Gıdamıza sahip çıkalım. Gıdamızın geleceğini ve kaderini emperyalist tarım ve gıda tekelleri ile onların işbirlikçilerine teslim etmeyelim.

Sonuç olarak bu yönetmelik çevreyi, hayvan ve insanı katletmek için kullanılacak biyolojik silahın kullanımına izin veren ölüm fermanımızdır. GDO'ların ithalatine ve üretimine izin veren bu yönetmelikte yer alan maddeler incelendiğinde görülmektedir ki yönetmelik çevre, insan ve hayvanları korumak amaçlı değil, GDO rantı peşinde olanlara fırsat yaratmak için hazırlanmıştır.

Tüketici Hakları Derneği ve GDO'ya Hayır Platformu'nun diğer bileşenleri olarak, bu Yönetmeliğin iptal edilmesi için dava açacağımızı ve GDO'lu ürünlerin yasaklanması konusunda sonuna kadar mücadele edeceğimizi kamuoyuna duyururuz. 06.11.2009


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı