Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Tohum ve Gıda Emperyalizmi (2)

Emperyalist tarım tekellerinin çıkarları doğrultusunda uygulanan Yeşil Devrim (YD) denilen endüstriyel tarım uygulamaları sürecinde yoksulaşmanın artışı ile birlikte verimlilik de düşmeye başlamıştır.

Yeşil Devrimin gereken başarıdan uzak olması , yeni teknikler , teknolojiler ve stratejiler geliştirmesi için yeni çabaların ortaya çıkmasına neden olmuş ve sonuçta Genetik Mühendisliği kurtarıcı olarak sunulmuştur.İlginçtir ki Genetik Mühendisliği de Yeşil Devrimin yaptığı hataları tekrarlama yolundadır.Gıda sorunu ,açlık ve yoksulluk gibi kavramlar genetik yapısı değiştirilmiş yeni tohumların evrensel düzeyde yayılması ve dolaysıyla da bunları üreten Uluslar arası şirketlerin hegemonyasını sağlamak amacıyla kullanılmaktadır.*(Zülküf Aydın-Leeds Üniversitesi)

Aşağıda ,Tüketici Hakları Derneği'nin de üyesi olduğu Consumer İnternational'in “GM Foods” adlı yayınında tohumla ilgili bir bölüm aynen aşağıda okurlarımızın görüşlerine sunulmuştur.

GAZAP TOHUMLARI

Tohumların patentleşmesi, gıda güvenliği başka yollardan da tehdit edebilir. Yüksek teknolojinin dünya çapındaki hızlı yayılmasına karşın halen birçok köylü asırlık gelenekleri olan tohumları bir sezonda toplayıp , ertesi seneye ekmeye devam etmektedir.Bu durum , firmalarca üretilen tohumlara olan ihtiyacı azalmaktadır. Dolaysıyla firmalar da bunun engellenmesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Genetik Yapısı Değişitirilmiş tohumlar geliştirilmeden önce ,modern teknoloji tohumları saklama davranışını değiştirmiştir.Yeşil Devrimin yüksek verimli melez tohumları çok kötü üremektedirler ve çiftçiler mecburen her seferinde yenilerini satın almaktadır.

Melez olmayan tohumlar başarılı biçimde saklanabilir ve tekrar tekrar üretilebilir.Gelişmekte olan ülkelerde özellikle manyok yetiştiren küçük üreticiler bunu halen yapmaktadır.Genetik olarak değiştirilmiş soya ve pamuk gibi ürünler de melez olmadıklarından kolaylıkla eski tohumlardan üretilebilirler.Günümüzde ,gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçilerin halen %80'ini ,sağladıkları tohumları tekrar tekrar ektikleri tahmin edilmektedir.Bu kadar büyük sayıda çiftçi tohumları tekrar tekrar kullanmayı seçtiğine göre , ticari olarak üretilmiş tohumları mahkum edilme baskına karşı protestoları olması şaşırtıcı olmamalıdır.

Ayrıca bağımsız tohum firmalarının , tamamını satın alarak geleneksel tohum bulmayı zorlaştırmalarından da korkulmaktadır.Pazarda hakimyet kuran büyük firmaların giderek artmasıyla , kaçınılmaz olarak en fazla kazanç sağlayan genetik mühendislik tohumları satma eğilimi başlayacaktır.Bu da, çiftçileri istemedikleri ya da karşılayamayacakları ürünleri seçmek zorunda bırakacaktır.

Bir başka endişe de büyük şirketlerin , güçlerini ruhsatlandırma sistemleri üzerine etki etmekte kullanmalarıdır.Güç , ne kadar az elde toplanırsa , o kadar kuvvetli olmaktadır.1990 yılında Avrupa Patent Bürosu'na yapılan başvuruların yarısı sekiz adet Uluslar arası şirkete aitti ve bunların üçte biri sadece üç firmaya aitti:Monsanto , Ciba Geigy ve Lubrizol.

Patent cephesi zayıfladıkca , Monsanto ve Novartis ,GD tohumları infertil hale getirerek , çiftçilerin onları tekrar kullanma şanslarını ortadan kaldırmaya yönelik teknikler geliştirmeye başlamışlardır.Bu yaklaşım , endüstrinin yeni ürünlerden son damlasına kadar kar etme anlayışını ortaya koymaktadır.

MONSANTO 'NUN TOHUM POLİSİ

Bu süre içinde Monsanto , kendi GD tohumlarını almak isteyen ABD ve Kanada çiftçileri için ayrıntılı lisans anlaşmaları düzenlemiştir.Örneğin ; 1996' daki hazır soya fasulyesi tohumu kontratı Monsanto'nun hazır glikofosfat herbisiti kullanıldığı takdirde üç yıl uzatılmıştır.

Monsanto çiftçinin arazisine gelip tohum örnekleri alarak , çiftçinin kontrata uyup uymadığını belirleme hakkına sahiptir.Çiftçi ayrıca , kendi ürününü alan kişilerin tamamının aynı kurallara uyumasını sağlamak , aksi takdirde ceza ödemekle yükümlüdür.Anlaşmanın yükümlükleri sözleşme sahibinin bütün varislerini ve temsilcilerini bağlamaktaydı ve çiftçinin hakları , Monsanto'nun açık onayı olmadan başka hiç kimseye devredilememekteydi.

Monsanto, patent ihlalcileri hakkında bilgi alabilmek için radyo reklamları ve telefon bağlantılarını kullanıyor ve hatta liderlerini takip etmeleri için özel dedektifler kiralamıştı.1999 başında Monsanto , tohumları saklayan veya tekrar kullanan çiftçiler aleyhinde kendilerini on binlerce dolar zarara soktukları gerekçesiyle 525 tane dava açmıştır. ABD ve Kanada'da yüzden fazla çiftçi , davalardan kurtulmak için ürünlerini yok etmek , tanzimat ödemek veya Monsanto'nun hesaplarını incelemesine izin vermek gibi yollar seçmiştir.

Monsanto vakası , GD tarım ürünleri pazarlayan kimyasal tarım ve tohum firmaları için patentlerin ticari önemini ortaya koymuştur.Ayrıca, şirketlerin patentlerden elde ettikleri hakları korumak için ne kadar ileri gidebileceklerini de göstermektedir.31.07.2009


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı