Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Tüketici Hakları ve Kriz

Tüketici hakları, 9 Nisan 1985 yılında Birleşmiş Millet Genel Kurulunda oy birliğiyle kabul edilen ve Türkiye tarafından da kabul edilmiş tüketicilerin Uluslararası Anayasası niteliğinde olan haklardır.

Bunlar:
• Temel Gereksinimlerin Karşılanması Hakkı: Tüketicilerin; yeme, içme, giyinme, barınma gibi biyolojik gereksinimlerinin karşılanması için alınan ekonomik ve sosyal önlemler

• Sağlık ve Güvenlik Hakkı: Tüketiciler tarafından satın alınan her çeşit mal ve hizmetin üretim dağıtım ve kullanılması sırasında karşılaşılan risklere ve tehlikelere karşı alınan yasal, idari, teknik önlemler ve uygulamalar.

• Bilgi Edinme Hakkı: Mal ve hizmetlerin özellikleri, kullanım ve bakım koşulları ile tehlikeleri ve risklerine ilişkin tüketicilerin doğru ve eksiksiz olarak bilgilendirilmesi konusundaki düzenlemeler ve uygulamalardır.

• Örgütlenme, Sesini Duyurma ve Temsil Edilme Hakkı: Tüketicilerin haklarını alabilmeleri ve savunabilmeleri için bir araya gelip güç birliği oluşturabilmeleri; kendilerini ilgilendiren yasal, ekonomik, sosyal, ticari, teknik ve politik her konuda düşünce ve görüşlerini belirtebilmeleri; baskı unsuru olabilmeleri

• Seçme Hakkı: Tüketicilerin çeşitli mal ve hizmetler arasında gelir düzeylerine göre kendi gereksinimlerini karşılayabilme, istedikleri mal ve hizmetleri ucuz ve kaliteli olarak alabilme, tercih edebilme ve seçeneklerin artırılmasıdır.

• Eğitilme Hakkı: Tüketicilerin haklarını ve sorumluluklarını öğrenerek hak arama, haklarını savunabilme ve tüketici bilincine sahip olabilmeleri için eğitilmeleridir.

• Zararların Karşılanması Hakkı: Satın alınan mal ve hizmetlerin ayıplı (kusurlu, özürlü) çıkması durumunda; ayıpların neden olduğu her türlü maddi, manevi, hukuki, ekonomik zararların karşılanmasıdır.

• Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Ticari reklamlar ve ilanlar, çeşitli satış türleri ve bu satışlara ilişkin sözleşmeler, kapıdan satışlar, kampanyalı satışlar, taksitli satışlar, elektronik alışverişler, devre tatil, paket tur, süreli yayınlar, tüketici kredileri, kredi kartları, satış sonrası hizmetler, fiyat uygulamaları, çeşitli kamu hizmetleri vb. gibi konularda evrensel tüketici haklarına ve ilgili kanunlara göre uygulamalar ve düzenlemeler yapılması; tüketicilere daha iyi ve uygun koşullarda mal ve hizmet sunulması; tüketicilerin yaşam düzeylerinin yükseltilmesine ilişkin alınan tüm yasal, idari, teknik, sosyal, ticari ve ekonomik önlemlerdir.

• Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı: Temiz hava, yeterli ve temiz su, daha çok yeşil alan, temiz ve çağdaş bir kent, sağlıklı ve kaliteli altyapı hizmetlerinin sağlanması; tarihi, doğal ve biyolojik zenginliğin korunması konusunda alınan önlemler ile her çeşit üretim, dağıtım ve tüketim hareketinin çevreye zarar vermemesine ve savurganlığın önlenmesine yönelik alınan tüm önlemlerdir.

Evrensel kabul görmüş tüketici haklarının uygulanması ve bu konuda gerekli önlemlerin alınmasında hemen ilgili tüm kamu kuruluşlarının sorumlulukları bulunmaktadır. Kamu kuruluşlarının yapmış oldukları yasal düzenlemelere ise firmaların uyma zorunlulukları bulunmaktadır.

Öncelikle, yapılan ve yapılması gereken tüm yasal düzenlemelerin Anayasaya uygunluğu gereklidir. Çünkü, tüketici haklarının yaşam bulabilmesi Anayasanın 2.maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri, 5.maddesindeki devletin temel amaç ve görevleri, 41.maddesindeki ailenin korunması, 46.maddesindeki kamulaştırma, 166.maddesindeki planlama, 167.maddesindeki piyasaların denetimi ve dış ticaretin korunması, 171.maddesindeki kooperatifçiliğin korunması ve 172.maddesindeki tüketicilerin korunması hükümlerinin tam anlamıyla uygulanması ile olanaklıdır.

Nitekim, Anayasa’nın Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2.maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” hükmünde yer alan demokratik ve sosyal hukuk devleti anlayışına uygun önlemler alınması gerektiği halde, bunun tersine bir çok uygulama vardır. Demokratik, sosyal hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir.

Devletin temel amaç ve görevleri başlıklı 5.maddesinde yer alan “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk Devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” hükmüne uygun olarak gerekli önlemleri almak yerine bunun aksine uygulamalarda bulunulmaktadır.

Aynı şekilde, Anayasa’da yer alan ailenin korunması, kamulaştırma, planlama, piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi, kooperatifçiliğin geliştirilmesi ve tüketicilerin korunması hükümlerinin bir çoğuna ilişkin ilgili bakanlıklar ve kamu kuruluşları tarafından yeterli ve uygun düzenlemeler yapılması bir yana bu hükümlere aykırı bir çok düzenleme mevcuttur. Bunların içerisinde, tüketicilerin günlük yaşamlarında satın aldıkları mal ve hizmetlere ilişkin tüketici haklarını içeren “Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa”, tüketici haklarına yönelik en dikkat çekici bir düzenleme olmasına karşın uygulandığını söylemek de mümkün değildir.

Ürün güvenliğine ilişkin 29.6.2001 tarihinde yayınlanan 4703 Sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun” un 5.maddesinde, “ üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır.” denilmesine karşın, ülkemiz piyasası bir çok alanda güvensiz, sağlıksız ve riskli ürünlerle doludur. Örneğin başta Çin olmak üzere uzakdoğudan gelen bir çok güvensiz ve sağlıksız ürün piyasayı işgal etmiştir. Sağlığımız, toprağımız, biyoçeşitliliğimiz, tarımımız için son derece riskli ve tehlikeli olan genetik yapısı değiştirilmiş ürünler ( GDO) başta ABD’den olmak üzere milyarlarca dolar ödenerek ülkemize ithal edilmektedir.

Ürün güvenliği konusunda “Türkiye’de Ürün Güvenliği Sistemin Kurulması İçin Kurumsal Kapasitenin Güçlendirilmesi” Eşleştirme Projesi kapsamında hazırlanan Türkiye’de Ürün Güvenliği Mevcut Durum Raporu ülkemizdeki mevcut piyasa gözetimi ve denetimindeki içler acısı durumunu ortaya koymaktadır. Çocuklarımız, aldatıcı, yanıltıcı ve istismar edici gıda reklamlarının bombardımanı altında sağlıksız gıdaları tüketmeye teşvik edilmektedir. Bu konuda Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili bakanlık ve kamu kuruluşları sonuç alıcı hiçbir önlem almamaktadır.

Ülkemizde halkın ve tüketicilerin büyük bir çoğunluğu en temel gereksinimlerini bile karşılayamaz durumdadır. Milyonlarca tüketici, gencimiz ve çocuğumuz yoksulluk, çaresizlik ve umutsuzluk içerisindedir. Başta asgari ücretle çalışanlar, işçi emeklileri olmak üzere emeklilerin ve tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun satın alma gücü düşmüş durumdadır. Ülkemizin tüm kaynakları yok pahasına elden çıkartılarak özelleştirilmekte ve yabancılaştırılmaktadır.

Su, elektrik, doğalgaz, iletişim, ulaşım, eğitim, sağlık başta olmak üzere en temel kamusal hizmetler ticarileştirilmekte, tüketicilerin bu hizmetlere ulaşması, bu hizmetlerden yararlanması çok zorlaşmakta, işsiz olanlar ve açlık sınırında yaşayanlar için olanaksızlaşmaktadır.

Yaşanan ekonomik kriz, zaten var olan sorunu ve sıkıntıyı iyice artırmıştır. Ekonomik kriz sosyal krizlere yol açarak intihar etme, en yakınlarını öldürme, 10TL için adam öldürme, gasp, soygun, dolandırıcılık, hırsızlık, fuhuş gibi çeşitli toplumsal cinnet olaylarına ve ahlaki çöküntüye neden olunmaktadır.

Mevcut Ekonomik ve Sosyal krizden çıkabilmek, tüketici haklarına aykırı uygulamalara son verebilmek için yapılması gerekenler bellidir, bilinmektedir. Önemli olan, bu konuda samimi olmak, mevcut sorunların halk ve tüketici yararına çözümünü istemektir. Çünkü yaşanan kriz ve sorunlar bilinçli olarak uygulanmakta olan, ancak, halktan ve tüketici haklarından yana olmayan ekonomik ve sosyal politikalardır.

Bu nedenle, öz ve kısa olarak çözüm, halk yararına ve tüketici haklarına uygun ekonomik ve sosyal politikaların belli bir planlama doğrultusunda ivedilikle uygulamaya konulmasıdır.

Kısa ve orta vadeli çözüm önerilerimiz şunlardır:

• En temel kamusal hizmetlerdeki KDV ve ÖTV gibi vergileri kaldırmak ve düşürmek.

• İç talebi canlandırıcı diğer önlemleri almak .

• İşsiz kesimlere “yurttaşlık geliri” adı altında ödemeler yapmak.

• İşten çıkarmaların önüne geçmek.

• İşsizliği önlemek için ücret kaybı olmaksızın çalışma sürelerini azaltmak.

• Asgari ücreti vergi dışı bırakmak.

• Kredi kartlarındaki birikmiş gecikme faizlerini sıfırlamak ve ödeme kolaylığı getirmek.

• Yerli malı üretimini ve yerli malı tüketimini artırıcı, teşvik edici önlemleri almak

• Kayıt dışı ekonomik faaliyetleri kayıt altına almak.

• İşsizlik fonundaki 39 milyar TL’nin işsizlere dağıtılması ve istihdamı artırıcı yatırımlar yapılması için gerekli düzenlemeleri yapmak.

• Ülkemize ve halkımıza hiçbir katkısı olmadığı gibi bir çok yönden zararlı olan malların ithalatının durdurulması ve yasaklanması konusunda gerekli dış ticaret önlemlerini almak.

• Tüketici haklarının en iyi şekilde uygulanabilmesi için gerekli tüm ekonomik sosyal, ticari, idari önlemleri almak.

• Piyasa gözetimi ve denetimine ağırlık vermek.

• Tüketici örgütlerini güçlendirici, destekleyici önlemleri almak.

Uzun vadeli çözümün ise, tüm toplum kesimleriyle birlikte ciddi, samimi ve anlamına uygun olarak “ bir kurtuluş savaşı” mantığı ile bir araya gelinerek alınacak ortak önlemlerle gerçekleşebileceğine inanıyorum.

Turhan Çakar
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı