Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Cep Telefonlarında İşletmeler Arası Numara Taşıma ve Tüketicilerin Karşılaştığı Sorunlar

Bilindiği gibi, “numara taşıma” denilen, “numara aynı kalmak koşuluyla bir GSM operatöründen başka bir GSM operatörüne geçme” uygulaması 1 Şubat 2007 tarihinde yayımlanan Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği ile yasal uygulama altına alınmıştır.

Türkiye’de cep telefonu kullanımında daha “özgür” bir döneme girildi. Artık aboneler numaralarını sabit tutararak GSM operatörlerini değiştirebilecek, bu süreçte tüketici istediği kadar operatör değiştirebilecek. Yeni operatöre geçmek en geç 6 günde tamamlanacak. Turkcell, Vodafone ve Avea kapışacak. Cepten konuşma ucuzlayacak, DENİLİYOR.

Yaklaşık 65 milyon SİM kartının bulunduğu Türkiye’de cep telefonu aboneleri “özgür” bir döneme adım atıyor. Numara taşınabilirliği sektöre yeni bir hareket getiriyor. Pazarın ilk yıl yüzde on beş ( %15) büyümesi, tüketiciye yönelik kampanyalarının da daha hızlı artması bekleniyor. Numara taşıma ile birlikte cep telefonu abonelerinin numarasını değiştirmeden istediği GSM operatörünü kullanabilmesi sağlanacak. Tüketiciler kullandığı GSM operatörünü değiştirmek isterse hiçbir ücret ödemeyecek. Bu işlem en az 4, en fazla 6 gün sürecek. Eğer, tüketici geçtiği operatörlerden memnun kalmazsa, istediği zaman başka bir operatöre geçebilecek. Bu konuda herhangi bir sınırlama bulunmuyor. Turkcell, Vodafone ve Avea arasında yaşanacak “ müşteri kapma yarışı”, konuşma ücretlerinin daha da düşmesine yol açabilecek, DENİLİYOR.

Numara taşıma işleminin ilk yıl içinde pazarda %15’lik bir hareketlilik yaratmasıyla ilk yıl 7 milyona yakın abonenin operatör değiştirmesi bekleniyor.

TÜKETİCİLER BİLGİ SAHİBİ DEĞİL

Anketlerden çıkan sonuçlar, tüketicilerin bu konuya hakim olmadığını gösteriyor. Evet numara taşıma, aboneler için bir kolaylıktır. Ancak, numarasını başka bir operatöre taşımayan çoğunluktaki aboneler, numarasını taşımış olan aboneleri aradıklarında bir kaç kat daha fazla birim ücret ödemektedirler. Hangi tarifeden ücretlendirileceklerinin farkında olamamaktadırlar.

Türkiye’de mobil telefon abone sayısı, sabit telefon abone sayısının yaklaşık 4 katına çıkmış durumdadır ve bu hızla artmaktadır.

Yaklaşık 65 milyona yakın abone olduğu varsayıldığında ve abonelerin gene yaklaşık beşte birinin numara değiştireceği öngörüldüğünde, bu hesaba göre 52 milyona yakın abonenin diğer 13 milyon aboneyi ararken ciddi bir kazık yiyeceği ortadadır.

Tüketicilerden gelen tepkiler üzerine, GSM operatörlerinin aldıkları önlem gereğince sinyal sesi ile bir uyarı verilmeye başlanmıştır.

Tüketici, başka bir operatörü aradığını telefondan çıkacak “Bip-Bip “ sesiyle anlayacak. Ancak, “Bip-Bip” sesi abonenin hangi operatöre taşındığını açıkça anlatmamaktadır. Oysaki tüketicinin hangi operatörü aradığını ve kendisine nasıl bir fiyatlandırma yapılacağını hizmet almadan önce bilmesi ve anlaması en doğal hakkıdır. Bu nedenle, “aradığınız numara şu operatöre/işletmeciye taşınmıştır; Yapacağınız görüşme ile ilgili ödeyeceğiniz süre / birim ücret şudur”, şeklinde birkaç saniyeyi kapsayacak sesli bir uyarının yapılması gerekmektedir. Bu sayede, tüketici sık aradığı abonelerin hangi operatörde olduğunu ve birim zaman ( süre) içerisinde ne kadar ücret ödeyeceğini bilerek, anlayarak aramayı gerçekleştirebilecektir.

Tüketiciyi doğrudan ilgilendiren ve önemli görülen “ sesli uyarı” konusunda gerekli düzenlemenin yapılmaması halinde tüketicilerin maddi yönden mağdur edileceği açıktır.

Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği’nin “ tarife şeffaflığına ilişkin yükümlülükler” başlığı altındaki 19.maddesinde “ (1) işletmeci, tarife şeffaflığına ilişkin her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. İşletmeci, arayan abone için ayırt edici olacak şekilde uyarı tonu verir. Kurum, tüketicilerin korunması amacı ile tarife şeffaflığına yönelik olarak işletmecilere ton haricinde de yükümlülükler getirebilir.

(2) Ayrıca, işletmeci, abonelerine, şebekesinden veya şebekesine taşınan numaralar ve bu numaralara uygulanan tarifeler ile ilgili olarak telefonla, internet üzerinden duyuru yoluyla veya kısa mesaj gönderilmesi suretiyle de bilgilendirme hizmeti verebilir” DENİLMEKTEDİR.

Ancak, Yönetmelikte alınacak önlemlere ilişkin, “getirebilir”, “ verebilir” denilerek işletmecilere bir zorunluluk değil de önlem alıp almam konusunda bir inisiyatif ve bir keyfilik tanınmıştır. Kaldı ki uygulamada da tarifeler konusunda sesli ve kısa mesaj yoluyla tüketicilerin bilgilendirilmediği görülmektedir.

Diğer taraftan, abonelerin, işletmecilerin tanımladığı farklı sinyal tonları ile uyarılması yeterli değildir. Abonelerin hangi sinyalin hangi işletmeciye ait olduğunu anlamaları son derece zordur.

Doğru uygulama; abonelerin sinyalin yanı sıra yukarıda da belirttiğimiz gibi, ödenecek ücret konusunda ( tarife) sesle uyarılmalarıdır. Uygulamanın ileri aşamalarında, aboneler üzerinde yeterli bilinirlik sağlandıktan sonra sadece sinyal uygulamasına geçilmesi yeniden değerlendirilebilir.

Yukarıdaki görüşlerimiz doğrultusunda; “ Numara taşınabilirliği Yönetmeliği’nin 19.maddesinde net bir açıklık ve zorunluluk getirilmelidir. Konu ile ilgili Yönetmelikte alınacak önlemler konusunda bir zorunluluk getirilmesi için THD tarafından gerekli öneriler Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na sunulacaktır. Bununla birlikte, “ Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği” nde de aynı önlemin alınması konusunda THD’nin görüşleri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na iletildi.

Bu yazının hazırlanmasında en büyük emeği geçen İletişim Teknolojileri Uzmanı ve aynı zamanda THD Yenimahalle Saymanı olan Sayın Ahmet YURTSEVEN’e çok teşekkür ederim. 06.03.2009


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı