Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Yaşamın Kaynağı Su

Su, yaşamın en temel kaynağıdır. İnsanların, hayvanların ve bitkilerin canlılığını sürdürebilmesi için yeterli ve temiz ( sağlıklı ) suya gereksinimi vardır.

Uluslararası Tüketici Örgütü’nün önerisiyle Birleşmiş Millet Genel Kurulunda 9 Nisan 1985 tarihinde oybirliği ve Uluslararası Tüketici Örgütünün önerisiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 9 Nisan 1985 tarihinde oy birliği ve 39/248 nolu Genel Kurul kararı ile kabul edilen Tüketicinin Korunmasına İlişkin Temel Esasların (United Nations Guidelines On Consumers Protection ) 40.maddesi kapsamında, “Hükümetler, Uluslararası İçme Suyu İkmali ve Temizlik On Yılı için belirlenen amaçlar ve hedefler dahilin de, içme sularının ikmali, dağıtımı ve kalitesini iyileştirecek ulusal politikaları oluşturmalı veya güçlendirmelidir. Uygun seviyelerde hizmet, kalite ve teknoloji, eğitim programları ihtiyacı ve toplum katılımının önemi gibi seçeneklere önem verilmelidir.” denilmektedir.

Diğer taraftan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 3. maddesinde, 1994 Uluslar arası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programında, 2002’de Birleşmiş Millet Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tarafından yayınlanan Genel Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütünün açıklamasında yaşam için suya erişim hakkı vurgulanmıştır.

Halkın sağlıklı, yeterli, temiz, ucuz ve gerektiğinde ücretsiz olarak suya erişim hakkının sağlanabilmesi için sosyal devletin ve belediyelerin ekonomik, sosyal ve siyasal tüm politika ve stratejileri geliştirmesi gerekir.

SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİ TÜKETİCİ HAKLARINA AYKIRI

Sosyal devletin ve belediyelerin en başta gelen görev ve sorumluluklarından birisi halka sağlıklı, yeterli, ucuz, hiç geliri olmayanlara ise ücretsiz su sağlamak için gerekli tüm önlemleri almaktır. Ancak, ülkemizde hükümetler ve belediyelerin bugüne kadar konuya ilişkin gerekli ve yeterli önlemleri aldıklarını söyleyemeyiz.

Türkiye’de su fiyatları, fiyatların oluşumundaki kıstaslar belediye meclislerinin aldığı keyfi kararlar ile belirlenmektedir. Bu anlayış ile fiyatı arttırılan suya dar gelirli yoksul tüketicilerin ulaşması zorlaşmakta, hiç geliri olmayan tüketiciler için suya erişim hakkı ise olanaksızlaşmaktadır.

Ülkemizde bu konudaki uygulamaların tarihsel sürecini biraz daha açalım.

1948-1981 yılları arasında uygulanan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda kamu yararı ve sosyal devlet anlayışı ön planda iken 24 Ocak 1980 tarihli serbest piyasa politikaları gereğince 26.05.1981 tarihinde yayımlanan 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile Büyükşehir Belediyelerinde uygulanan 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kar-zarar ve ticari işletme anlayışı taşımaktadır. Örneğin, 02.01.2004 tarihli ve 25334 mükerrer nolu Resmi Gazetede yayımlanan 5035 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 41.maddesi ile değiştirilen 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 44.maddesine konulan bir hüküm ile 1980 öncesi konutlardan alınmayan çevre temizlik vergisi alınmaya başlanmıştır.

Ayrıca, 1980 öncesi alınmayan ancak, 2560 sayılı İSKİ Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 13. ve 23.maddeleri uyarınca alınmaya başlanan, ancak, daha sonra açılan bir iptal davasının hukuksal sonuçlarından kurtulmak için 5491 nolu Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8.maddesi ile alınmaya devam edilen, fakat, çevre temizliği konusunda mükerrer vergi niteliğini kaybetmeyen ( Ayrıca, çevre temizlik vergisi alındığı için ) atık su bedeli tüketicinin konutlarda kullandığı suyun bedelini arttıran haksız bir uygulama çeşididir.

Bunun yanı sıra, 5.6.1986 tarihinde kabul edilen 3305 sayılı Kanun ile Değiştirilen 2560 Sayılı Kanunun 23.maddesinde, su fiyatı belirlenirken %10’dan aşağı olmayacak şekilde bir kar oranının esas alınacağı belirtilmektedir. Buna göre, Büyükşehir Belediyelerine, %10’dan aşağı olmayacak şekilde kar etme hakkı ve yetkisi verilmiştir. Dikkat edilecek olursa, kar oranı belirlenirken de tavan değil tabanda bir sınırlama getirilmiştir. Bu yetkiye dayanarak Büyükşehir Belediyeleri istedikleri oranda kar elde edebileceklerdir.

Belediyelerde alınan kararlar doğrultusunda değişik belediyeler değişik şekillerde suyun tüketiciye (konutlara) satış fiyatlarını kademelendirmekte ve fiyatları yüksek tutmaktadırlar. Kademelendirmenin bir nedeni suyun tasarruflu bir şekilde kullanılmasını sağlamak olabilir. Tabi ki suyu tasarruflu kullanmak zorundayız. Ancak, bu anlamda kademelendirmenin doğru bir şekilde belirlenmesi gerekir. Örneğin, dört kişilik bir ailenin 30 günlük yeterli su tüketimi baz alınarak kademelendirme bu noktadan başlatılabilir. Bu kıstas Türkiye ortalamasına göre 12m3’tür. Ankara’da dört kişilik bir ailenin ortalama su tüketimi ise 16.8m3’tür.

Suyun bilinçli ve tasarruflu kullanılması ile birlikte tüketici haklarına, insan haklarına, sosyal devlet anlayışı ve kamu yararına uygun olarak herkesin suya erişimin sağlayacak bir politika uygulanması zorunludur. Bir tüketicinin, yurttaşın parası olmadığından su faturasını ödeyemediği için suyunun kesilmesi, su sayacının sökülmesi insan haklarına, tüketici haklarına ve kamu yararına aykırı bir durumdur.

Diğer taraftan, tüketicilere abone olurken ön ödemeli ve pahalı su sayacının zorunlu görülmesi, abonelik ücretlerinin çok yüksek olması da ( Ankara Büyükşehir Belediyesi ve diğer bazı belediyeler) tüketici haklarına ve kamu yararına aykırıdır.

Önemli bir sorun da hemen tüm belediyeler ve ilgili kuruluşlar tarafından su ile ilgili standart ve mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak doğru, eksiksiz ve düzenli bir şekilde suyun özellikleri konusunda tüketicilerin bilgilendirilmemesidir.

Yukarıda belirtilen sorunlar konusunda Tüketici Hakları Derneğine çeşitli şikâyetler gelmektedir. Tüketici Hakları Derneği olarak, hem derneğimize gelen şikâyetlerde tüketicilere hukuksal yönden yardım edilmekte hem de genel anlamdaki sorunlar konusunda gerekli yasal girişimlerde bulunulmaktadır.


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı