Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Yoksullaştırma ve Çaresiz Bırakma Politikaları

Ülkemizde yıllardan beri IMF ve Dünya Bankası gibi emperyalist kuruluşların talimatıyla uygulanmakta olan neoliberal ve yeniden yapılanma programlarının sonucunda sosyal devlet ve kamu yararı ortadan kaldırılarak halkın büyük bir çoğunluğu yoksullaştırılmış ve çaresiz bırakılmıştır.

Özellikle de AKP Hükümeti döneminde yoksullaştırma ve çaresizleştirme politika ve uygulamalarına hız verilmiştir.

İnsan onuruna, sosyal devlet anlayışına, kamu yararına, tüketici haklarına aykırı ve gelişigüzel bir şekilde yiyecek ve kömür yardımlarıyla oluşturulan sadaka ekonomisiyle de halkın yoksulluğu ve çaresizliği istismar edilerek hem genel hem de yerel seçimlerde siyasi rant aracı olarak kullanılmış ve kullanılmaktadır.

HALKIN YOKSULLAŞTIRILMASI UYGULAMALARINA BAZI ÖRNEKLER

Bugün ülkemizin kişi başına ulusal geliri ve tüketicilerin alım gücü dikkate alındığında dünyanın en pahalı elektriği, en pahalı doğalgazı, en pahalı iletişimi, en pahalı akaryakıtı bizim ülkemizdedir. Diğer taraftan, dünya başkentleri arasında suyun ve ulaşımın en pahalı olduğu başkent ise Ankara’dır.

Türkiye, vergi dağılımı yönünden dünyanın en adaletsiz ülkesi konumuna getirilmiştir. Dolaylı vergilerin payı 1980 yılında %37 iken 2007 yılında %66’ya çıkartılmıştır. Dolaylı vergiler dünyanın en haksız vergisi olup, ülkemizde yoksul ve dar gelirlilerinin sırtına yüklenmiştir. Diğer taraftan, şirketlerden alınan gelir vergisinin toplam vergiler içindeki payı 1980’de %51.7’den 2007’de %19’a düşürülmüştür.

Uygulanan yanlış tarım politikalarının bir sonucu olarak yoksullaştırılan köylülerin hızla büyük kentler başta olmak üzere kentlerin varoşlarına göç etmelerine ve kırsal kesimdeki halkın yanı sıra kentlerdeki yoksullaşmanın ve işsizliğin yoğunlaşmasına neden olunmuştur.

Uygulanan düşük ücret politikası sonucunda alım güçleri yoksulluk ve açlık sınırının altına düşürülen çalışan emekçi kesimler ile emekli olan işçi ve memurların ezici bir çoğunluğuna yaşam zindan edilmiştir.

Yeni kamu iktisadi teşebbüs ve kuruluşların ( KİT, KİK ) kurulacağı yerde var olanların özelleştirilip yabancılaştırılmasıyla işsizlik ve yoksulluğun daha da artmasına neden olunmuştur.

Dış ve iç borçları hızla artan Türkiye hem yatırım yapamaz duruma getirilmiş hem de borçların ödenmesi için en stratejik kuruluşlar elden çıkartılmış, sıra suyumuza ve toprağımıza gelmiştir

Verdiğimiz bu örnekler halkın ve tüketicilerin yoksullaşmasına ve çaresiz bırakılmasına neden olan en önemli uygulamalardan bazılarıdır. Bu durum, açıkça hem Anayasa’ya hem de evrensel tüketici haklarına aykırıdır.

ANAYASA’YA AYKIRILIKLAR

Ülkemizde bugün uygulanmakta olan AKP Hükümetinin bu saydığımız politikaları aşağıda belirtilen Anayasa hükümlerine aykırıdır.

Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

Ailenin korunması
MADDE 41. – (Değişik: 3.10.2001-4709/17 md.) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.

Kamulaştırma
MADDE 46. – (Değişik: 3.10.2001-4709/18 md.) Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Planlama

MADDE 166. – Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir.
Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.

Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi
MADDE 167. – Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.
Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir.

Kooperatifçiliğin geliştirilmesi
MADDE 171. – Devlet, millî ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.

Tüketicilerin korunması
MADDE 172. – Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.

AKP Hükümetinin uyguladığı politikalar hem yukarıda belirtilen Anayasa hükümlerine hem de evrensel tüketici haklarına, çalışanların haklarına, kadın ve çocuk haklarına, ailenin huzuru ve refahına baştan sona aykırılık oluşturmaktadır.

Kısaca, halka, tüketicilere, emekçilere, kadınlara, çocuklara ve ülkeye karşı suç işlenmektedir.19.12.2008


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı