Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

“Biyogüvenlik Hemen Şimdi ! ” Kampanyası

Yıllardan beri, başta ABD olmak üzere Arjantin’den ülkemize milyarlarca dolar ödenerek giren genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin ithalat, üretim ve tüketimine ilişkin ülkemizde yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.

Genetik yapısı değiştirilmiş mısır, soya ve bunlardan üretilen mısır yağı, soya yağı ve soya küspesi gibi ürünler ülkemize ithal ediliyor. Bu ürünlerin %80 dolayındaki bölümü ABD’den, %20 kadarı da Arjantin’den ithal edilmektedir. 1996 yılından bugüne kadar ülkemize ithal edilen bu ürünlerin parasal toplamı 4 milyar doları geçmiştir.

İnsan sağlığı, biyoçeşitlilik ve toprak için büyük bir risk ve tehlike oluşturan bu ürünlerin GDO’lu olduğu Tüketici Hakları Derneği tarafından 2004 yılında hem Türkiye hem de İsviçre’de yaptırılan testlerle anlaşılmıştır.

Bu tür ürünlerin ithalatı, üretimi ve tüketiminin yasaklanması için GDO’ya Hayır Platformu 2004 yılından beri mücadele vermektedir. Bu süre içersinde Platform tarafından yüz bin imza toplanarak TBMM Dilekçe Komisyonu’na verilmiştir. Canavar Domates Balonu dolaştırılarak GDO’lu ürünlere dikkat çekilmiştir. TBMM Tarım ve Köyişleri Başkanı ve üyelerine GDO’lu ürünlerin tehlikelerine ve alınması gereken önlemlere ilişkin brifing verilmiştir. TBMM Dilekçe Komisyonu’nun düzenlediği toplantıya, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın oluşturduğu Biyogüvenlik Yasa Tasarısı hazırlama toplantılarına katılarak görüş, öneri ve eleştiriler ortaya konulmuştur. Platform üyeleri tarafından Türkiye’nin değişik bölge ve illerinde halka yönelik, çeşitli ilköğretim okulu, lise ve üniversitede öğrenci ve öğretmenlere yönelik konuyla ilgili olarak bilgilendirici ve uyarıcı panel ve konferanslar düzenlenmiştir. Ayrıca, basın açıklamaları yapılmıştır. Ancak, bugüne kadar Hükümet, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca herhangi bir önlem alınmamıştır.

GDO’ya Hayır Platformu tarafından Ulusal Biyogüvenlik Yasası’nın çıkartılması için aşağıda detayları açıklanan “ Biyogüvenlik Hemen Şimdi, Gıda Tohum Haktır” sloganıyla yeni bir kampanya başlatılmıştır.

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDA İSTEMİYORUZ - GIDA TOHUM HAKTIR !

Her hangi bir yasal dayanağı olmadan ülkemize giren ithal GDO’lu ürünlerin dışında kaçak olarak ülkemize GDO’lu tohumların sokulup çiftçilere dağıtıldığına ilişkin duyumlar almaktayız. Kaldı ki, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü tarafından yıllar önce ( 2003 yılı ) Türkiye’nin çeşitli yörelerinde toplanan mısır, patates ve domates numunelerinin yapılan testleri sonucunda GDO’lu olduklarının görülmesi bu tür tohumların ülkemize girdiğini doğrulamaktadır. Bu uygulamalarla, yerli tohumculuğumuz ve tarım yöntemlerimiz ile gıda egemenliğimiz emperyalist tarım ve gıda tekellerine bağımlı kılınarak yok edilmeye çalışılmaktadır.

İçerisinde Tüketici Hakları Derneği, TÜDEF, Ziraat Mühendisleri Odası, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Ekoloji Derneği, Ekoloji Kolektifi, Ankara Barosu Kent ve Çevre Kurulu, Veteriner Hekimleri Derneği, Çevre Mühendisleri Odası ve daha bir çok örgütün yer aldığı GDO’ya Hayır Platformu tarafından başlatılan “ Biyogüvenlik Hemen Şimdi!” Kampanyası kapsamında 12 ve 19 Nisan 2008 tarihlerinde Biyogüvenlik Yasa Tasarısına ilişkin çalıştaylar yapılmıştır. 10-11 Mayıs 2008 tarihlerinde Gıda Egemenliği ve Biyogüvenlik konularında iki günlük forum gerçekleştirilecektir.

Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa illerinde Canavar Mısır Balonu Turu gerçekleştirilerek genetiği değiştirilmiş organizmalara ve Bursa’da tarım arazisi üzerine kurulan CARGİLL işletmesinin hukuka aykırılığına dikkat çekilecektir. Kampanya boyunca değişik yerlerde standlar açılarak broşürler dağıtılacaktır.

GDO’ya Hayır Platformu’nun başlatmış olduğu Kampanya hakkında yapmış olduğu açıklamanın bir bölümü şöyledir:

Canlı yaşamında gereksinim duyulan birincil madde gıda, gıda için gereksinim duyulan birincil üretim alanı tarım, tarım için gereksinim duyulan öğeler ise toprak, su ve tohumdur. Toprak, su ve tohumdan bir tanesi eksik ise gıda olmaz, gıda olmaz ise canlılar da olmaz.

Bunun için "tohum yaşamdır", bunun için "toprak yaşamdır" ve bunun için "su yaşamdır". Gıda yoksa yaşam da yoktur, gıda egemenliği yoksa bize dayatılan özürlü gıdalar ile beslenmeye devam edeceğiz demektir.

Son yıllarda yürütülen gıda ve tarım politikaları yüzünden kendini besleyebilen tarım potansiyeline sahip bir ülke iken, her şeyini dışarıdan alan, ne verirlerse ne dayatırlarsa onu alan, yiyen ve kabullenen bir ülke durumuna düştük. Gıda ve Tarımın birbirinden ayrılamayacak ilişkisi, yurttaşların aleyhine işliyor. Geleneksel tarım ve tarımsal üretim köstekleniyor ama ithalat alabildiğine destekleniyor. Kırsal nüfusun gıda ürünleri yetiştirme olanakları yok ediliyor, bu nüfus kent varoşlarına göç ettiriliyor, tohum, çiftçiden ve kamudan tamamen alınıyor şirketlere devrediliyor. Çokuluslu biyoteknoloji şirketleri ve tohum tekelleri ülke topraklarına ve sofralarımıza el koymak için sırada bekliyor.

Bu ülkenin tarımı ve gıda egemenliğine büyük bir darbe indirecek olan Tohumculuk Yasası'nın açtığı yaraları bir nebze olsun kapatabilmek için, yerel tohumlarımızı ve biyolojik çeşitliliğimizi koruyabilmek için, eşit ve adil paylaşımlı güvenli gıdaya ulaşabilmek için, gıda egemenliğimizi korumak için Ulusal Biyogüvenlik Yasası'na ihtiyacımız vardır.

Ekolojik geleceğine ve ülke tarımına sahip çıkan tüm kurum ve kuruluşları kampanya sürecinde birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.

TÜKETİCİLERE ÇAĞRI

Biz tüketicilere ve çocuklarımıza, sağlıklı gıda tüketme hakkımıza aykırı olarak, yıllardan beri milyarlarca dolar ödeyerek ithal edilen mısır ve soya ürünü değil, genetik yapısı değiştirilerek sakatlanmış ve canavar haline getirilmiş bakteri ya da zehir yedirilmektedir. Emperyalist gıda tekelleri tarafından üretilen ve ürettirilen bu canavar bitkiler kendine saldıran böcekleri öldürmek üzere zehir üretmeye programlanmıştır. Asıl amaçları yerli tarımsal üretim yöntemlerini, yerli tohumu yasaklayıp tüm dünyanın bu arada ülkemizin tarımı, biyoçeşitliliği, toprağı ve gıdası üzerinde egemenlik kurarak kârlarına kâr katmaktır.

Değerli tüketiciler gıdamız, tohumumuz, biyoçeşitliliğimiz, toprağımız üzerindeki bu emperyalist girişimi engellemek ve egemenliğimize sahip çıkmak zorundayız. Aksi takdirde, her şeyimizi kaybedebiliriz. Bu nedenle, sizleri kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz.


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı