Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Özelleştirilen Kuruluşlar Derhal Devletleştirilsin

Ülkemizde 24 Ocak 1980 serbest piyasa ekonomik politikaları ile başlayan ve 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında oluşan hükümetler ile hızlanan özelleştirme uygulamaları AKP döneminde doruğa çıkmıştır.

Özellikle de AKP döneminde ülkemizin en değerli , en önemli ve en stratejik kuruluşları özelleştirilerek ve yabancılaştırılarak Türkiye’nin omurgası kırılmıştır.

Ülkemizin ulusal güvenliği yönünden tehlikeli boyutlara ulaşan özelleştirme ve yabancılaştırmalarla Türkiye ekonomik olarak “yabancı işgali” altına sokulmuştur.

Unutulmamalıdır ki, ekonomik işgal ve ekonomik bağımlılık siyasi bağımlılığı da beraberinde getirmektedir. Zaten, uzun yıllardan beri de Türkiye’nin Türkiye’den değil ABD ve AB’den yönetildiğini biliyoruz.

AKP iktidarında elimizden çıkan, devletin, halkın malı olmaktan çıkan kamu işletmelerine bakınca ülkemizin aslında nasıl bir işgal, talan sürecine sokulduğu anlaşılmaktadır:

• Madenciliğimizin yüz akı olan, maden kuruluşlarımız; ETİ Alüminyum, ETİ Gümüş, Eti Bakır işletmeleri;

• Dünyanın en büyük sekizinci çelik üreticisi ERDEMİR;

• Avrupa’nın 7.büyük rafinerisi olan Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu TÜPRAŞ;

• Katma değeri çok yüksek ürünler veren, Türkiye’nin en büyük petro-kimya tesisi olan PETKİM;

• Türkiye’nin kaliteli kağıt ihtiyacını karşılayan ve ülkemizin dışa bağımlılığını önleyen cumhuriyetimizin ilk büyük iktisadi kuruluşlarından SEKA’nın çeşitli fabrikaları;

• Mersin ve İzmir Limanları;

• Samsun, Gemlik, İstanbul Gübre Fabrikaları

• Büyük küresel güçlerin tehditleri arasında terörist saldırıların altında yaşadığımız bu coğrafyada gizli savunma ve güvenlik sırlarımızı muhafaza etmesi açısından en önemli stratejik kuruluşumuz olan, aynı zamanda tüketicilerin gündelik yaşamında en fazla
yararlandığı ulusal kuruluş olarak vatandaşa hizmet veren Türk Telekom.

Bunlara satış listesinde olan Türk Hava Yolları’nı, hemen bütün hava ve deniz limanlarını, şeker fabrikalarını, gübre fabrikalarını ve çeşitli tarım işletmelerini, bakır işletmelerini, kömür işletmelerini, elektrik dağıtım ve üretim hizmetlerini, yabancı tütün tekellerinin göz diktiği TEKEL’i; her biri ulusal ekonominin ana sektörlerinin geliştirilmesi için üreticilerimizin, çiftçilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda özellikle ihtisaslaştırılmış olan kamu bankalarını ve gözden çıkarılan daha nice ulusal kuruluşlarımızı ekleyebiliriz.

Yine bunlara AKP’li belediyelerin özelleştirme girişimleriyle tasfiye edilen yerel hizmet birimlerini, mahalli idareler bünyesindeki kamu varlıklarını da ekleyebiliriz.


ÖZELLEŞTİRMELERLE SOSYAL DEVLET ORTADAN KALDIRILMIŞTIR

Tüm bu kuruluşlar sanayileşmenin, tarımın, iletişimin, ulaşımın, enerjinin, çeşitli hizmetler sektörünün kısaca tüm ekonomik ve sosyal kalkınmamızın temelini oluşturan, sosyal devletin kamu yararının ve tüketici haklarının varlık nedeni olan en stratejik ve en büyük kuruluşlarımızdır.

Bu kuruluşlarımızın özelleştirilmesi ve yabancılaştırılması ile birlikte sosyal devlet ve dolayısıyla kamu yararı da ortadan kaldırılmıştır.
Sosyal devletin ve kamu yararının olmadığı yerde tüketici haklarından söz edilemez. Çünkü sosyal devlet tüketici haklarının uygulanabilmesinin, yaşam bulmasının olmazsa olmaz ön koşuludur.

Örneğin, elektrik üretim ve dağıtım hizmetlerinin yap-işlet-devret ve yap işlet modelleriyle özelleştirilmesinden sonra Türkiye üretimde , hizmetler sektöründe ve konutlardaki aydınlatmada dünyanın en pahalı elektriği kullanmaya başlamıştır. Türk Telekom özelleştikten sonra zam üstüne zam yapılmaya başlamıştır. Türkiye dünyanın en pahalı telefon görüşmelerini yapmaktadır. Bunlar yalnızca olayın bir yönü. Özelleştirmeler ve yabancılaştırmalarla istihdama darbe vurulmuştur, vergi gelirlerinde azalma olmuştur. Türkiye’nin dış borcu artmıştır. Hırsızlık, kapkaç, uyuşturucu bağımlılığı gibi çeşitli sosyal bunalımlar ve sorunlar yaratılmıştır. Ülkenin güvenliği tehlikeye atılmıştır.

YENİ HÜKÜMETİN İLK İŞİ DEVLETLEŞTİRME OLMALIDIR

Kimin malı kime satılmaktadır? Hangi hukukla , hangi cüretle satılmaktadır? Artık bu sorunlar üzerine düşünmenin ve bu peşkeş dönemine dur demenin zamanı gelmiştir.

Özelleştirilen ve yabancılaştırılan bu değerlerimiz halkın malıdır, bizim malımızdır. Bizler halk olarak, tüketici olarak bize sorulmadan özelleştirilen ve yabancılara peşkeş çekilen bu kuruluşlarımızın devletleştirilmesini ve kamulaştırılmasını istiyoruz. Yeni hükümetin ilk işi bu olmalıdır.

Öncelikle, 22 Temmuz seçimlerinden sonra iktidara kim gelirse gelsin yapacağı ilk işi sorumluları en demokratik şekilde yargıladıktan sonra halkın malını halka geri vermek ve özelleştirmeci tasfiyeyi durdurmak olmalıdır.

Çünkü özelleştirme ve yabancılaştırmalar anayasaya aykırıdır.
Bu nedenle gerek Anayasa’nın başlangıcında belirtildiği gibi “hiçbir faaliyet Türk milli menfaatlerinin karşısında korunma göremez” ilkesinden gerekse Anayasanın 2. ve 47. maddesi çerçevesinde yeni hükümet özelleştirilen bütün kuruluşların yeniden devletleştirilmesi kararını ivedilikle almalı ve bu kararı uygulamalıdır.

Ancak bu şekilde bağımlı bir ülkede yaşamak, vahşi piyasa koşullarına mahkum olmak ve soyulmak istemeyen halkımızın, tüketicilerimizin hak gaspı kaldırılabilir.

Tüketici Hakları Derneği olarak konunun takipçisi olacağımızı, gerekli girişimlerde bulunacağımızı vurgulamak isterim.


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı