Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Tüketici Hakları ve Kapitalizm

Tüketici haklarının ABD ve AB gibi kapitalist toplumlarda tekelleşmenin yoğunlaşması ile birlikte ortaya çıktığı görülür.

Tekellerin aldatıcı, yanıltıcı, istismar edici uygulamaları ile sağlıksız, güvensiz pahalı mal ve hizmet sunumları nedeniyle mağdur olan tüketiciler bu ülkelerde ve öncelikle ABD’de tepkiler göstermeye, örgütlenmeye başladılar.

Üretim araçlarının özel firmaların sahipliğinde bulunması ve özellikle de tekelleşmenin yoğunlaşması ile birlikte piyasanın bu tekellerinin çıkarları doğrultusunda fakat tüketicilerin aleyhine olarak yönlendirilmesi tüketicilerin tepkilerine neden olmuş ve bir araya gelerek örgütlenmeleri sonucunu doğurmuştur.

Sağlıksız, güvensiz, pahalı mal ve hizmetlere karşı ABD ve AB ülkelerinde tüketiciler tarafından boykot eylemleri gerçekleştirilmiş ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması sağlanarak bu sorunların önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Tüketicilerin kapitalist batı toplumlarındaki bu mücadelesi tüketici haklarının doğmasına neden olmuştur.

Tüketici hakları ve bunların devletçe korunmasının gereği konusunda ABD Devlet Başkanı John F. Kenedy' nin 15 Mart 1962'de Temsilciler Meclisinde yapmış olduğu konuşma ve 4 (Dört) tüketici hakkını açıklaması, yalnız ABD için değil tüm dünya için bir dönüm noktası sayılabilir.

Jonh F. Kenedy’nin Açıkladığı Haklar Şunlardır:

1-Güvenlik Hakkı,

2-Bilgi edinme Hakkı,

3-Seçme Hakkı,

4-Temsil Edilme ve Sesini Duyurma Hakkı, işte, bu tarihten sonra her yıl 15 Mart, tüm dünyada Tüketici Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.

Diğer taraftan, 1985 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda o zamanki adıyla "Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü" nün şimdiki adıyla Uluslararası Tüketiciler Örgütü’nün önerisiyle ve katılanların oybirliği ile, Türkiye'nin de imza atmış olduğu tüketicilerin Uluslararası Anayasası niteliğindeki "Tüketicilerin Korunması İlkeleri Rehberi" ni oluşturan bir dizi ilkeler kabul edildi.

Daha sonra, Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü tarafından geliştirilen ve Uluslararası kabul görmüş evrensel tüketici hakları şunlardır:

1-Temel Gereksinimlerin Giderilmesi Hakkı,

2-Sağlık ve Güvenlik Hakkı,

3-Bilgi Edinme Hakkı,

4-Temsil Edilme, Sesini Duyurma ve Örgütlenme Hakkı,

5-Eğitilme Hakkı,

6-Seçme Hakkı,

7-Tazmin Edilme Hakkı ( Zararın Karşılanması Hakkı),

8-Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı,

9-Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı,

Ülkemizde 15 Mart Tüketici Hakları Günü 1985 yılından itibaren kutlanmaya başlanmakla birlikte, asıl olarak tüketici hakları gününün daha etkin olarak kutlanması tüketici derneklerinin kurulmaya başladığı 1990’lı yıllardan sonra başlamıştır. Bugün, Türkiye’de 50’ye yakın tüketici derneği ve bu derneklere üye 70 binin üzerinde tüketici bulunmaktadır. Tüketici Hakları Derneğinin ülke düzeyinde 43 şubesi 13 binin üzerinde üyesi bulunmaktadır. 2003 yılında 5 büyük derneğin oluşturduğu Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) 110 şubeyi ve 50 bin dolayında üyeyi çatısı altında bulundurmaktadır.

Ancak, kapitalist üretim tarzının ve politikalarının uygulandığı; üretim araçlarına, pazara, ülke yönetimine ve siyasetine hakim olan tekellerin varlığının bulunduğu kapitalist toplumlarda ekonomik sömürüyü, çevre kirliliğini, toplumsal yozlaşmayı, yoksulluğu, işsizliği, açlığı, tüketici haklarının gaspını, sosyal tahribatı önleyebilmek; tüketici haklarının, sosyal devlet anlayışının kamusal yararın her alanda uygulanmasını sağlayabilmek bugüne kadar mümkün olmamıştır ve bu sistemde olması da mümkün değildir.

Özelliklede, sömürgeleştirilmekte olan günümüz Türkiye’sinde bu sorunlar giderek ağırlaşmaktadır. Ülkemizde tüketici hakları hemen her boyutu ile çiğnenmektedir. Ekonomik sömürü ağırlaştırılmaktadır. Sosyal devlet ve kamu yararı anlayışı terk edilmiş olduğundan su, elektrik, doğalgaz, telefon, akaryakıt gibi en temel kamusal hizmetler ve en temel tüketici gereksinimleri dünyanın en pahalı hizmetleri olarak tüketicilere sunulmaktadır. Yoksuldan da, zenginden de aynı oranda alınan dünyanın en yüksek ve en haksız KDV ve ÖTV gibi tüketim vergisini ( dolaylı vergi) ülkemizde yaşayan tüketiciler ödemektedir. Tüketiciler, bankalar tarafından soyulmaktadır.

Sağlıksız, güvensiz gıda ve diğer tüketim malları ve hizmetleri tüketicilere pazarlanarak, tüketicilerin sağlık ve güvenlikleri risk ve tehlike altına sokulmakla birlikte, toplatılması gereken güvensiz ürünler piyasada serbestçe satılmaktadır.

Çevre kirliliği önlenecek yerde giderek artmaktadır. Tüketicilerin lehinde olabilecek tüketici mevzuatı yeterince uygulanmamaktadır. Tüketicilerin yaşadığı olumsuz örnekleri çoğaltabiliriz.

Evrensel tüketici haklarının kapitalist ülkelerdeki uygulanabilirliği, o ülkelerdeki tüketici örgütlülüğüne ve bilinç düzeyine ; siyasi, ,idari, adli ya da yasama, yürütme ve adli organların tüketici haklarına yönelik politika ve mevzuatı uygulama düzeyine göre farklılıklar göstermektedir.

Tüketici örgütlülüğü ve bilinç düzeyinin ülkemize göre daha yüksek olduğu AB ülkelerinde ve ABD’de tüketici haklarının uygulanabilirliği Türkiye’ye göre çok daha yüksektir. Bununla birlikte, siyasi, idari ve adli organların tüketici haklarına yönelik görev ve sorumluluklarının Türkiye’ye göre daha iyi yerine getirildiği aynı ülkelerde, tüketici haklarının uygulanabilirliğinin ve gerçekleşebilirliğinin ülkemize göre daha iyi olması doğaldır.

Üretim araçlarının toplumsal mülkiyetinin bulunduğu ya da mal ve hizmet üretiminin kamunun elinde olduğu sosyalist toplumlarda ( en iyi örnek KÜBA olabilir) sosyal devlet ve kamu yararı anlayışı ön planda olduğundan,kapitalist ülkelerde ve ülkemizde tüketicilerin yaşadığı sorunlar bu toplumlarda ( örneğin, KÜBA’da) yaşanmaz.

Örneğin, günümüzde kamulaştırmaların yapıldığı, sosyal devlet ve kamu yararı anlayışının ön plana alınmaya çalışıldığı Venezuella, Bolivya, Brezilya gibi kapitalist ülkelerde tüketici haklarının ülkemize göre daha iyi uygulanması doğaldır.

Ülkemizde sosyalistlere, sosyal demokratlara ve devrimcilere düşen önemli bir görev de, olabildiğince tüketici örgütlülüğünün güçlendirilerek tüketici bilincinin yükseltilmesiyle tüketici haklarının en iyi şekilde uygulanması konusunda gerekli olan mücadeleyi yükseltmek; tüketici hakları ile sosyal devlet ve kamu yararı anlayışının ön plana alınmasını ve uygulanmasını sağlayabilecek siyasi irade ve iktidarın gerçekleşebilmesine çalışmaktır. Bununla birlikte, tüketici hakları, kamu yararı ve sosyal devlet anlayışını uygulayabilecek idari ve yargı sisteminin oluşturulabilmesi de çok önemli bir gereklilik ve zorunluluktur.


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı