Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ - YAZILARIMIZ - MAKALELER
 

Tüketim Toplumunda Tuzaklar ve Kurtuluş Yolları

Ülkemizin de içinde bulunduğu, adına serbest piyasa ya da tüketim toplumu denilen, ancak birkaç yüz tane uluslar arası tekelin hakim olduğu bir ekonomik sistemde yaşıyoruz.

Böylesi bir ekonomik sistemde tüketiciler tek tek zayıf durumdadır. Çünkü, piyasaların belirleyici ve yönlendirici gücü piyasaya hakim durumda bulunan tekellerin, kartellerin ve tröstlerin elindedir.

Her çeşit kitle iletişim aracından oluşan medya gücünü de elinde bulunduran bu güçler ürettikleri mal ve hizmetlerin reklamlarını kendi çıkarları doğrultusunda yaparak, yaptırarak piyasayı ve tüketicileri istedikleri gibi yönlendirmektedirler.

Tüketiciler olarak, firmaların ve tekellerin aldatıcı, yanıltıcı, istismar edici reklamları ve pazarlama uygulamalarıyla sarılmış durumdayız.

Çevremizi saran bu reklamlar ve pazarlama uygulamalarıyla “Global Tüketim Kültürü” denilen çok uluslu tekellerin ve emperyalist ülkelerin çıkarına uygun bir tüketim kültürü ve tüketim toplumu yaratılmıştır..

Bu anlayış ile sürekli yapay gereksinimler yaratılmaktadır. Tüketiciler, tüketimin öznesi değil, tüketimin nesnesi ve hedefi olarak görülmektedir. Tüketicilerin arzuları kamçılanmaya ve onlarda doyumsuzluk yaratılmaya çalışılmaktadır. “Kullan–hevesin geçince at, yeni modelini al” anlayışı egemen kılınmaktadır.

Tüketim, gereksinimlere göre değil, imaj yaratmaya ve gösterişe göre şekillendirilmiştir. İmaj ve gösteriş bizatihi gereksinim olarak, sosyal kimlik tüketimin bir fonksiyonu olarak algılattırılmaktadır. Bu anlayış doğrultusunda tüketicilerde bir bilinç bulanıklığı yaratılmaktadır.

Yerli üretim, yerli alışkanlıklar ve gelenekler baltalanarak, uluslar arası küresel tekellerin markalarına bağımlılık oluşturulmaktadır.

Toplumlar McDonaldlaştırılmakta, CocaColalaştırılmaktadır. Markalar yüceltilmekte, putlaştırılmakta, ürünler tüketiciler için birer dünyevi ikonlar haline getirilmektedir.

Görkemli mağazalar, alışveriş merkezleri tüketim mabetleri biçiminde topluma sunulmaktadır. “Göstererek tüket, hemen tüket, daha fazla tüket” anlayışı oluşturularak tüketiciler ve toplumlar daha çok ve gereksiz tüketime, savurganlığa yönlendirilmektedir.

Tüketiciler, ürünleri ve markaları satın alıp tüketirken bunların ekonomik, teknolojik, işlevsel yararlarından daha çok, taşıdıkları ve aktarabildikleri sembolik anlamlara yönlendirilmektedir.

Başta gençler ve çocuklar olmak üzere tüketicilerin yanlış yönlendirildiği ve istismar edildiği birkaç örnek verelim.

• Birçok gıda ve içecek reklamı ile tüketiciler, gençler ve çocuklar yanlış ve sağlıksız beslenmeye yönlendirilmektedir. Kolalı ve renkli içecekler, patates cipsleri, hamburger, margarinler, paketlenmiş pişmiş yiyecek reklamları, tüketicilerin hem sağlıksız beslenmesine hem de paralarının boşa ve yanlış yerlere harcanmasına neden olmaktadır.

• Cep telefonları, elektromanyetik mikro dalga yayımı nedeniyle yarattığı sağlık risklerinden dolayı 16 yaşından küçük çocuklara önerilmezken; yapılan reklamlar, 7-8 yaşından itibaren çocukların ve gençlerin cep telefonlarını çok yaygın ve bilinçsizce kullanmalarına neden olmaktadır.

Piyasada on binlerce mal ve hizmet üretilmekte ve pazarlanmaktadır. Piyasadaki bu karmaşık, aldatıcı, yanıltıcı, yönlendirici üretim, dağıtım ve pazarlama uygulamaları karşısında, tüketicilere sunulan bu kadar çeşitli mal ve hizmetin özelliği, riski, tehlikesi ve fiyat oluşumu hakkında tüketicilerin tek başlarına yeterli ve doğru bilgi sahibi olmalarına olanak yoktur. Bununla birlikte, tüketicilerin haksızlığa uğradığında tek başlarına haklarını arayabilmesi, piyasanın hakim güçlerine karşı tek tek bireysel mücadele ederek güçlü bir tepki göstermesi ve başarılı olması olanaklı değildir.

Tekellerin egemenliğindeki piyasanın ve tüketim toplumunun tuzaklarından kurtulabilmenin en önemli yolu tüketicilerin örgütlenerek güçlü ve bağımsız bir tüketici hareketi oluşturmasından geçer. Bu nedenle, diyoruz ki: “BİLİNÇLİ TÜKETİCİ ÖRGÜTLÜ TÜKETİCİDİR.”

Bununla birlikte, tüketiciler yasal haklarını öğrenmek, kullanmak zorundadır. Bu, zor bir şey değildir. Önemli olan tüketicilerin istekli olmasıdır. Çünkü, haklarımızı kullanabilirsek ve haklarımıza sahip çıkarsak haklarımıza saygılı olunmasını ve uygulanmasını sağlayabiliriz.

Kaliteli yerli malı satın alarak paramızın ülkemizde kalmasını sağlayıp yerli üretimi geliştirmek diğer bir kurtuluş yoludur.

Reklamların etkisinde kalarak yanlış tüketime yönlendirilmemek için araştırıcı olmalıyız. Her çeşit üretimi de tüketimi de sorgulamalıyız. Üretimin de tüketimin de tüketici haklarına uygun olmasını sağlayacak şekilde eylemlerimizi geliştirmeliyiz.

Tüm tüketim eylemlerimizde sağlığımızı ve güvenliğimizi; aile ve ülke yararını, çıkarlarını göz önüne alarak tutum ve davranış sergilemek, tuzaklardan kurtulabilmenin önemli bir yoludur.


Turhan ÇAKAR
Tüketici Hakları Derneği
Genel Başkanı