Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 

07.02.2011

BASIN AÇIKLAMASI
BASINA VE KAMUOYUNA

 

Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği'nin Baz İstasyonları Yönetmeliği Hakkında Danıştay'a Açtığı Dava

ÇEVRE ve HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN RİSKLİ OLDUĞU KABUL EDİLEN BAZ İSTASYONLARI YÖNETMELİĞİ'NİN YÜRÜTMESİ DANIŞTAY TARAFINDAN DURDURULMUŞTUR.

YÖNETMELİĞİN GEÇİCİ 1. MADDESİ UYARINCA BUGÜNE KADAR KURULAN BAZ İSTASYONLARINA VERİLEN SERTİFİKALARIN GEÇERSİZ OLDUĞUNA, KURULAN İSTASYONLARIN HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE KURULDUĞUNA KARAR VERİLMİŞTİR.
 

Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği tarafından 2010/11 ve 12 E. numaraları ile Danıştay'a açılan davalarda 16.05.2009 Tarih ve 27230 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik'in yürütmesi durdurulmuştur.

Sağlık Bakanlığı tarafından cep telefonlarının sağlığa etkisi ile ilgili 01.02.2011 tarihinde bir rapor yayımlanmıştır. Raporda, kablolu kulaklık kullanılması halinde telefonun baş bölgesinden uzak tutulması sağlanabildiğinden cep telefonlarının zararlı etkilerinin azaldığı, kulaklığın olmadığı durumlarda "hoparlör" ile konuşulması, telefon görüşmesi yerine mesajın tercih edilmesi, arama yapıldığında bağlantı kurulduktan sonra cep telefonunun kulağa tutulması, cep telefonlarının kalp, beyin, böbrek gibi organlardan uzakta tutulması tavsiye ediliyor.

Hamilelerin, çocukların cep telefonu kullanmaması uyarısında bulunan raporda, uyurken cep telefonlarının kapatılması, kapatılmayacaksa başucundan en az 1 metre uzağa konulması öneriliyor.

YA BİZLER UYURKEN BAZ İSTASYONLARI NE OLACAK. ÇATIMIZDA, BALKONUMUZDA OLAN VE BİR CEP TELEFONUNUN ONBİNLERCE KATI MANYETİK ETKİ YARATAN BAZ İSTASYONLARI NE OLACAK. MADEM CEP TELEFONLARI BU KADAR ZARARLI BAZ İSTASYONLARI NASIL OLUYOR DA İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİZ OLUYOR.

BU FIRSAT DEĞERLENDİRİLMEZ VE YANLIŞTA ISRAR EDİLİRSE Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği olarak, kamusal niteliğimiz ve görevimiz gereği ülke çapında tüm demokratik kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını, mahalleleri harekete geçireceğimizi, halkın sağlığı ile oynayan kurum ve kişileri tek tek kamuoyuna açıklayacağız.

Yüksek Mahkeme hükmü uyarınca Başbakanlık, Sağlık Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'na başvuru yaparak kamu ve halk sağlığını tehdit etmeyen yeni uygulamaların hayata geçirilmesi için gerekli talimatların verilmesinin takipçisi olacağız.

Çevre ve halk sağlığı uğruna tüketicilerin bilgilendirilmesi için savaşmaya; kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu ve kamu yararına çalışan dernek sıfatlarımız ile çevre ve halk sağlığı yönünden kamunun zararına olan plan, proje ve kararlara karşı mücadelemize yılmadan devam edeceğiz.

BAŞBAKANLIĞI, ULAŞTIRMA BAKANLIĞINI, BİLGİ TEKNOLOJİLERİ İLETİŞİM KURUMU'NU BAZ İSTASYONLARI İLE İLGİLİ HALKIN HASSASİYETLERİNİ DİKKATE ALMALARI ve YENİ YÖNETMELİK HAZIRLANMADAN HİÇBİR YENİ BAZ İSTASYONU BAŞVURUSUNA ONAY VERİLMEMESİ KONUSUNDA UYARIYORUZ

ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI VE TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ OLARAK,
• KİRA SÖZLEŞMELERİ İLE DAİRELERİMİZİN BALKONLARINA,

• SOKAK VE BAHÇELERİMİZDEKİ AĞAÇLARIMIZIN DALLARINA,

• BACA, REKLAM SÜSÜ VERİLEREK APARTMAN ÇATILARIMIZA  SESSİZ SEDASIZ YERLEŞTİREN,

• AĞAÇ ŞEKLİNDE TASARLANARAK ÇEVRE ESTETİĞİMİZİ BOZAN,

• HALKIN SAĞLIKLI VE DENGELİ BİR ÇEVREDE YAŞAM HAKKINA SALDIRAN, TİCARET VE REKABET HUKUKUNU ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞININ ÖNÜNE KOYAN UYGULAMALARA KARŞI MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ.

İNSANLARIMIZI PARA MI SAĞLIK MI TERCİHİNE ZORLAYAN BU ANLAYIŞLA MÜCADELE EDEN HERKESLE BİRLİKTE HAREKET ETMEYE HAZIR OLDUĞUMUZU BU VESİLEYLE BİR KEZ DAHA VURGULUYORUZ.

YANİ "SEN BENDEN ÖNCE KURULDUN, SENİN İNSANA ZARARIN YOK" DİYORLAR. BÖYLE BİR ANLAYIŞ OLABİLİR Mİ? BUNA HUKUKUN ARKASINDAN DOLAŞMAK DENİR. BUNA HALKI GÖZ GÖRE GÖRE KANDIRMAK DENİR.

KANSER OLAN BİNLERCE İNSAN, SEBEBİNİ UZAKLARDA ARAMAYIN. İŞTE BU ZİHNİYETTİR SİZLERİ KANSER EDEN.

Başbakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı'nı, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'nca Yönetmeliğin geçici 1. maddesi uyarınca bugüne kadar verilmiş tüm güvenlik sertifikalarını yeniden değerlendirilmesi, Danıştay kararı doğrultusunda tüm tedbirleri hayata geçirilmesi, Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği'nin de içinde bulunduğu kamusal hakların savunucusu olan demokratik kitle örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerilerini de dikkate alarak yeni bir Yönetmelik düzenlemek üzere gerekli çalışmalara derhal başlanılması ve bu süreç tamamlanıncaya kadar hiçbir yeni baz istasyonu başvurusuna onay verilmemesi konusunda uyarıyor, aksi uygulamanın suç ve kamu zararına sebebiyet vereceğini, ilgililer hakkında hukuki süreçleri işleteceğimizi kamuoyu aracılığı ile bir kez daha yöneticilere hatırlatıyoruz..

Mahkemenin kararı ile Yönetmeliğin yayımından önce verilmiş olan ve baz istasyonları kurulmadan önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu tarafından operatör şirketleri olan Turkcell, Vodafone, Avea'ya verilen güvenlik sertifikalarının geçerli olduğuna dair geçici 1. madde hükmünün hukuka aykırılığına hükmedilerek bugüne kadar Türkiye'nin dört bir yanında kurulan baz istasyonlarına verilen güvenlik sertifikalarının geçerliliğini korumadığına karar verilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararı ile, elektromanyetik etkileri dolayısıyla çevre ve halk sağlığı yönünden büyük endişe uyandıran ve halihazırda kaldırılmaları için ülkemizin dört bir yanında binlerce davanın görüldüğü baz istasyonlarını ve etkilerini kamuoyu ile birlikte yeniden tartışmak için çok önemli bir fırsat doğmuştur.

Bu fırsat, baz istasyonlarının kurulmasından önce salt apartman sakinlerinden değil, istasyonun kurulduğu tüm mahalleden izin alınmasına, istasyonların Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu düzenlenmeden kurulamamasına imkan verecek, halkın vicdanı rahatlatacak ve sağlığını tehlikeye atmayacak yeni bir Yönetmelik yapılması için çok önemli tarihi bir fırsat olması için konu tüm kesimlerce tartışılarak yeni bir Yönetmelik hazırlanmalıdır.

Bu fırsat, Anayasa'nın 56. maddesi ile teminat altına alınan ülkemiz ve halkımızın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkının en üstün hak olduğunun kabulü ile Anayasa'nın 172. maddesinde düzenlenen tüketicinin korunması ve halkın kararlara katılım sürecindeki rolünün aktif bir şekilde uygulanması açısından tarihi bir fırsattır.

(2010 senesinin başında dava açılmıştır)

Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği tarafından 2010 senesinin başında açılan 2 davada da güvenlik mesafesinin ve hesabının, meskun mahal tanımının soyut tanımlar olduğu, meskun mahal içinde yapılacak montajlarda Yönetmelikte belirtilen soyut güvenlik mesafesine uyulmak dışında başka bir tedbir aranmamasının kabul edilemeyeceği belirtilmiş,

• Yönetmelik kapsamında yer alan sabit elektronik haberleşme cihazlarından yayılan elektromanyetik dalganın; çevre ve insan sağlığı üzerinde meydana getirebileceği etkileri minimuma indirgemek amacıyla güvenlik mesafesini tanımlayan 4/1-F,

• Güvenlik mesafesine göre kurulan, her bir sabit elektronik haberleşme cihazı için, işletici/işletmeciye verilen belge olan güvenlik sertifikasını tanımlayan 4/1-G,

• insanların kamu hizmetlerinden istifade ettikleri toplu yaşam alanlarını ve bu alanların bitiminden itibaren 500 m uzaklıktaki mesafeyi meskun mahal olarak tanımlayan 4/1-L,

• Elektromanyetik ışınlara ortalama zamandan daha uzun süre ile sürekli maruz kalma halini tanımlayan 4/1-Ö,
• güvenlik mesafesinin nasıl belirleneceği ile ilgili 6,

• meskun mahal içinde yapılacak montajlarda iptali istenen 6. maddedeki güvenlik mesafesinin dikkate alınacağına dair 8/1,

• güvenlik sertifikası alınmasının şartlarını belirleyen 9/1 ve 2. fıkraların,

• Yönetmeliğin yayınlanmasından önce verilen tüm güvenlik sertifikaların geçerli olduğuna dair GEÇİCİ 1. maddenin

• Ve bu maddelerin iptali halinde Yönetmeliğin uygulanması mümkün olmayacağı için Yönetmeliğin tamamının iptal edilmesini
istemiştik.

Danıştay 13. Dairesi ise, yönetmelik hazırlanırken kısıtlı sayıda belli başlı kurum ve kuruluşlardan alınan görüş özetlerine itibar ederek yürütmeyi durdurma talebimizi reddetmişti. Bu karar basın yayın organlarında kesin karar gibi açıklanmış ve "Danıştay'ın son sözü söyledi" şeklinde haberlere konu edilmiş, kamuoyu bilerek ve isteyerek yanlış yönlendirilerek tüketiciler mağdur edilmişti.

Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği olarak bu karara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz ederken bu kararın nihai karar olmadığını kamuoyuna açıklamış ve itiraz sonucunun beklenilmesini istemiştik. Ancak bu isteklerimiz dikkate alınmadığı gibi, bu süre içinde de yanlı ve aldatıcı haberlerin de ardı arkası kesilmedi. Danıştay 13. Dairesinin olumsuz "ara" kararı sanki kesin ve tartışmasız nihai bir kararmış, bu karara yaptığımız itiraz da reddedilmiş gibi duyuruldu ve kamuoyu ile tüketiciler yanlış bilgilendirilmek suretiyle çevre ve halk sağlığı tehlikeye atıldı. Ancak biz yılmadık, mücadele ettik ve nihayet kazandık.

(Mahkeme Kararı Ne Diyor?)

Bugün geldiğimiz noktada, baz istasyonlarının sağlık riskleri Danıştay'ın en üst kurulu tarafından da kabul edilmiş ve dava konusu Yönetmeliğin uygulamayı belirleyen hükümlerinin tamamı, dolayısıyla bugüne kadar verilen tüm güvenlik sertifikalarının da geçerli olduğuna dair geçici 1. maddesinin geçersiz olduğuna karar verilmiştir.

Mahkemenin kararında, Anayasa ile devlete verilen görevlerin yaşama geçirilmesinin büyük öneme sahip olduğu, bu görevlerin yerine getirilmesi, belli bir plan ve program çerçevesinde gözetim ve denetim ile gerçekleştirilebileceği, Anayasa'da yer alan sağlıklı ve dengeli bir çevre kavramına doğal güzelliklerin korunduğu, kentleşme, sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin getirdiği hava ve su kirlenmesinin önlendiği çevre kadar belli bir plan, program ve bilimsel çalışmaya göre düzenlenmiş çevrenin de gireceği vurgulanarak; sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkı dikkate alınarak öncelikle baz istasyonlarının meskun mahalde kurulmasının gerekli olup olmadığının bilimsel çalışmalarla desteklenen bir Yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken Yönetmeliğin hazırlık aşamasında yeterli bilimsel çalışmanın yapılmadan ve bilimsel çalışmalarla desteklenmediği ifade edilmiştir.

Yönetmeliğin hazırlanırken üniversite, sivil toplum kuruluşları ve uluslar arası kuruluşlarla birlikte yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu düzenleme yapılması gerekirken buna ihtiyaç duyulmadan düzenleme yapıldığı belirtilerek Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği'nin itirazları kabul edilerek 13. Daire'nin kararı kaldırılarak Yönetmeliğin yürütmesi durdurulmuştur.

MAHKEME KARARI İLE BAZ İSTASYONLARININ ELEKTROMANYETİK KİRLİLİK ETKİLERİNİN DE ÇED YÖNETMELİĞİ SÜRECİNE TABİ KILINARAK DEĞERLENDİRİLMESİ VE KARAR SÜREÇLERİNİN HALKIN KATILIMINA AÇILAN YENİ BİR DÜZENLEMENİN YAPILMASI İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT DOĞMUŞTUR.

Mahkeme kararı ile Anayasa ile devlete verilen görevlerin belli bir plan, program ve bilimsel çalışmalara dayanması, bu sürecin belli bir plan ve program çerçevesinde gözetim ve denetimine halkın ve ilgili meslek odalarının katılımının sağlanması ve kendileri ile ilgili kararlarda söz sahibi olmasının hukuki yönetim araçlarından birisi olan Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin işletilmesi için gerekli girişimlerde bulunmalı ve yeni Yönetmelik hazırlanırken bu süreç açık ve net biçimde düzenlenmelidir.

Çevre Mühendisleri Odası ve Tüketici Hakları Derneği her zaman çevre ile halk sağlığının korunması ve halkın sağlık ve çevresi ile ilgili kararlara etkin katılımı mücadelesinin her zaman arkasında olmuştur, bundan sonra da olacaktır.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Anayasa'nın 135. maddesinde tanımlanan 66 ve 85 sayılı KHK ve 7303 sayılı yasa ile 6235 sayılı yasaya göre kurulmuş kamu kuruluşu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.

Tüketici Hakları Derneği, Bakanlar Kurulu'nun 03.05.2004 tarih ve 04/7251 Sayılı kararı ile kamu yararına çalışan bir dernektir