Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 

09.12.2010

BASIN AÇIKLAMASI
BASINA VE KAMUOYUNA

 

Çevre Yıkım Yasası Geri Döndürülemez Doğal Tahribata Yol Açacaktır

ÇEVRE YIKIM YASASI GERİ DÖNDÜRÜLEMEZ DOĞAL TAHRİBATA YOL AÇACAKTIR.

DOĞAL YAŞAMI TAHRİP EDECEK DEĞİL, KORUYACAK YASA İSTİYORUZ!

AKARSULAR ÖZGÜR AKSIN DİYORUZ!

TABİATI BOZUK YASA İSTEMİYORUZ!
 

Değerli basın mensupları,

Bilindiği gibi, ülkemize hiçbir ciddi ekonomik getirisi olmayan, ancak halkımızın yaşam damarı olan ekolojik varlıklarımızı tehdit etme pahasına çeşitli yandaş veya yabacı yatırımcılara rant sağlayacak olan yüzlerce HES projesi özellikle son yıllarda artan şekilde uygulamaya geçirilmeye çalışılmaktadır.

Bu süreçte, binlerce yıldır özgürce akmakta olan akarsularımız, yaşam kaynağı olan biyolojik zenginliklerimiz halkın doğal kullanımından alınmakta, metalaştırılarak özelleştirilmeye çalışılmaktadır.

Siyasi iktidar, şimdi de, bu doğrultudaki bütün çevre düşmanı, yaşam düşmanı projelerin önünü açacak bir düzenlemeyi “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı” adı altında apar topar Meclis’e sunmuş bulunmaktadır.

Eğer bu Tasarı bu haliyle Meclis’ten geçerse korunması gereken doğal yaşam alanlarının, temiz su havzalarının bir daha geri dönülemez şekilde ortadan kaldırılması tehlikesiyle karşı karşıya kalınacaktır.

Değerli basın mensupları,

Yasa’nın amacının belirtildiği 1.Maddesi’nde doğal varlıklar üzerinde “koruma kullanma dengesi” gözetileceği belirtilmiştir.

“Koruma kullanma” ilkesinde, AKP Hükümeti’nin başka uygulamalarında da görüldüğü gibi, “kullanma” her zaman “koruma”dan önce gelmekte; bu muğlak ilkenin sağladığı olanakla doğal alanlarımız rahatlıkla rant alanları haline dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Bu Tasarı’nın da esas amacının böyle bir rant yaratma, rant projelerinin önündeki çevre korumacı yasal engelleri ortadan kaldırma olduğu daha başlangıç maddelerinden anlaşılmaktadır.

Tasarıda üstün kamu yararı kavramı ileri sürülmekle birlikte, tasarının özü kamu yararı kavramının tamamen zıddı bir anlayışla hazırlanmıştır.

Tasarıya göre “üstün kamu yararı”nın söz konusu olduğu durumlarda, Tasarı’daki ifadesiyle “tabiatı koruma alanları”nda, “yaban hayatı koruma sahaları”nda, “gen koruma alanları”nda, “korunan alanlar”da doğaya zarar veren, su havzalarını olumsuz yönde etkileyebilecek olan büyük ticari-yatırım projeleri yapılabilecektir.

Eğer, bu tasarı yasalaşırsa “üstün kamu yararı” gerekçesi öne sürülerek binlerce özel HES projesi hiçbir çevre kaygısı gözetilmeden uygulamaya geçirilebilecek; Türkiye’nin en zengin akarsu havzaları özelleştirilebilecek; bütün doğal varlıklar kamusal varlıklar olmaktan çıkarılabilecektir.

Tasarı’ya göre; çevre korumasında önemli bir işlevi olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları’nın doğal sit alanları konusundaki yetkileri elinden alınmakta, bu yetki neredeyse tamamı Hükümet tarafından atanmış bürokratlardan oluşturulacak yeni bir kurul olan Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Kurulu’na devredilmektedir.

Tasarı’ya göre; şimdiye kadar verilmiş olan doğal sit kararlarının iptal edilerek bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte yeniden değerlendirilecek olması Tasarı’yla ilgili kuşkularımızı güçlendirmektedir.

Zira, yeniden doğal sit kararı verip vermeme yetkisi tamamen Hükümet’in kontrolünde olacağı anlaşılan Kurul’a ait olacaktır.

Bu durumda hali hazırda ülkemizdeki binden fazla doğal sit alanının içerisinde bulunan su havzalarının HES projeleriyle birlikte özelleştirilmesinin önü açılmış olacaktır.

Başta yaşam damarımız olan sularımız olmak üzere, bütün yaşam alanlarımızın özelleştirilmesine, talan edilmesine yol açabilecek bu çevre zararlısı, tabiatı bozuk tasarının geri çekilmesi için bütün duyarlı vatandaşlarımızı, kitle-meslek örgütlerini, el birliği, mücadele birliği yapmaya çağırıyoruz.

Saygılarımızla kamuoyuna bildiririz.


TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ