Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 

11.03.2010

BASIN AÇIKLAMASI
BASINA VE KAMUOYUNA

 

Toplu Taşım Araçlarındaki Fiyat İndiriminden Kaynaklanan Kaosun ve Kafa Karışıklığının Perde Arkasındaki Gerçekler

TOPLU TAŞIM ARAÇLARINDAKİ FİYAT İNDİRİMİNDEN KAYNAKLANAN KAOSUN VE KAFA KARIŞIKLIĞININ PERDE ARKASINDAKİ GERÇEKLER

KİM DOĞRU SÖYLÜYOR?
 

Ankara Büyükşehir Belediyesi 15/10/2009 tarihli 2009/900 sayılı ANKARA 2. İdare Mahkemesinin kararını suiistimal etmekte; kararın anlamını saptırarak halkı, halk otobüsçülerini ve dolmuş esnafını yanılmaktadır.

Mahkeme kararı UKOME’ nin 24/12/2004 tarih ve 35 sayılı zam işleminin iptaline ilişkindir. Mahkeme ayrıca UKOME’ nin yerine geçerek somut bir ücret belirlememiştir.

Sayın Melih GÖKÇEK bu yanlış bilgiyi bilerek ve isteyerek açıklamalarında kullanmakta; halkımızı derneğimize karşı kışkırtmak üzere baştan beri davayı kamuoyuna yanlış anlatmaktadır.

Ulaşım hizmetlerinde ciddi bir yanlıştan dönülmesine imkan veren mahkeme kararının hüküm fıkrası aynen şöyledir.

‘’… dava konusu artırımı haklı gösterecek, temellendirecek nitelikte ekonomik veriler ışığında yapılmış değerlendirmeler, maliyet analizler, enflasyon oranları gibi bilimsel tespitlerin bulunmaması gibi hususlar göz önüne alındığında somut bir gerekçeye dayanılmadan tesis edilen ve yaklaşık bir yıl gibi sürede toplam % 50 nin üzerinde fiyat artırımına yol açan işlemde kamu yararına hizmet gereklerine ve hukuk uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline karar verildi.’’

Çok açıkça görüldüğü üzere mahkeme 2003 ve 2004 yılında yapılan iki zamla, bir yılda toplam %50 nin üzerinde fahiş artış yapan UKOME nin tasarrufunu iptalle yetinmiş ve sonuçta olumsuz bir karar vermiştir.

Mahkeme kararında bundan sonra ücretlerde hiçbir şekilde artış yapılamayacağı veya ücret seviyesinin ilelebet 2004 yılı fiyatlarında tutulmasına dair en ufak bir ifade yoktur. Kararla UKOME ’ye böyle bir kısıtlama getirilmemiştir. Mahkeme sadece takdir hakkının hizmetin gereklerine uygun olarak kullanılmadığını tespit etmekle yetinmektedir.

Ayrıca mahkeme kararında, UKOME nin yerine geçecek tarzda olumlu bir ifade de yoktur. Sayın GÖKÇEK gerçeği gizleyerek mahkemenin yerindelik denetimi yaptığını ve mahkemenin idarenin yerine geçerek karar verdiğini, bu apaçık duruma rağmen beyan etmektedir.

Sayın GÖKÇEK, hiçbir şekilde değiştirilmeyecek kesin bir yargı kararını kendi menfaatleri doğrultusunda siyaseten saptırarak, yalan yanlış açıklamalarla tüm kamu kurum ve kuruluşları bağlayıcı yargı kararını dolaylı yollarla etkisiz kılmayı amaçlamaktadır.

Mahkemenin kararı bilinçli olarak saptırılmak suretiyle en başta saygı değer yargıçlarımıza haksızlık yapılmaktadır.
Esasen UKOME nin bu iptal kararı karşısında yapması gereken;

* olumsuz iptal kararını değerlendirip önce fiyatları, baz yılı olan 2004 yılı ücretlerine çekmek,

* ardından ücretlerde artışı haklı gösterir ekonomik verilere göre örneğin ‘’Tüketici Fiyatları Endeksi, Asgari ücret artışı, Döviz fiyatları’’ gibi değerleme enstrümanlarını kullanarak ve en önemlisi gerçek maliyet girdilerini esas alarak reel bir artış analizi yapmaktır.

Şayet hayat şartları, idareyi 2004 yılı ücretini belli oranlarda attırtmaya zorluyorsa bilimsel veriler ışığında yapılmış değerlendirmeler gerekçe gösterilerek makul ve kabul edilebilir olmak şartıyla yeni bir artış elbette yapılabilir.

Kuşkusuz UKOME nin bu kararı da yargı denetimine tabi olacaktır. Burada da takdir yetkisi UKOME tarafından kamu yayarı ve hizmetin gereklerine uygun kullanılmışsa yeni artış kararı herhangi bir iptal yaptırımıyla karşılaşmadan sorunsuz yürütülebilecektir.

Oysa Sayın GÖKÇEK başkanlığındaki toplanan UKOME, mahkeme kararını uygularken mahkeme tarafından, sözüm ona kesin ve değiştirilemez nitelikte bir hüküm kurulmuş gibi bir hava yaratmışlardır. Halkımızın bu yanıltıcı açıklamalara kanmaması ortada dönen oyunun anlaşılması bakımından çok önemlidir.

Yıllardır mahkemelerin iptal kararlarını uygulamayan yada geç veya eksik uygulayan Sayın GÖKÇEK’in son iptal kararını dilinden düşürmeyerek mağdur rolü oynaması oldukça manidardır.

Tüketici örgütleri ve demokratik kitle örgütleri olarak hukuksuzluğa karşı mücadelemiz bundan sonra da kararlılıkla devam edecektir.

Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur

TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ
MERKEZ YÖNETİM KURULU