Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 

21.03.2009

BASIN AÇIKLAMASI
BASINA VE KAMUOYUNA

 

5.Dünya Su Forumu

İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞEN 5. DÜNYA SU FORUMU ÜZERİNE AÇIKLAMA SUYU TİCARİLEŞTİRECEK PROJELERDEN VAZGEÇİLMELİ ve “SU HAKKI” ANAYASAL TEMİNAT ALTINA ALINMALIDIR!
 

Değerli basın mensupları, değerli vatandaşlar

Bilindiği gibi İstanbul’da 16 Mart 2009 Pazartesi günü başlayan ve yarın sona erecek olan Dünya Su Forumu’nun 5.si gerçekleşiyor. Bu forumların, dünya halklarının geleceğini tehdit altına alan su kıtlığı meselesine çözüm bulmak için gerçekleştirildiği söylense de gerçek bu değildir. Forumu düzenleyen Dünya Su Konseyi’nin asıl amacını Konsey Başkanı’nın düşüncelerinden anlamak mümkündür. Aynı zamanda global bir su şirketinin de genel müdürlüğünü yapmış olan Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon dünyanın içerisinde bulunduğu su sıkıntısının çözümüne ilişkin olarak aynen şu ifadeleri kullanmıştır: “İnsanlar su faturalarına cep telefonu kadar ödeme yapmaya razı olursa hiçbir sıkıntı kalmayacak.” Bu anlayışın özeti suya erişimin bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılıp piyasaya havale edilmesi, yani özelleştirilmesidir. Ülkemizde gerçekleştirilen 5.Dünya Su Forumu’nu da bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir.

Dünya’nın büyük kapitalist tekelleri suya erişim hizmetlerinin yönetimini devletten alıp piyasa tekellerinin inisiyatifine bırakmak için büyük çaba harcıyorlar. Ticarileştirilen su hizmetlerinden büyük bir pazar oluşturmak üzereler. Özelleştirmelerle, suyun ambalajlanmasıyla oluşturdukları su pazarının karı daha şimdiden petrol pazarından elde edilen karın yüzde 40’ına ulaşmış durumdadır. Su pazarının tekellere verdiği kar ilaç sektörünün karını bile geçmiştir. Üstelik hali hazırda dünya sularının daha sadece yüzde 5’i özelleştirilmiş durumdadır. Yani dünya üzerindeki sularının yüzde 95’i henüz özelleştirilmemiş, ticarileştirilmemiştir. Bu bakir alan çok büyük bir rant alanı olarak büyük su tekellerinin iştahını kabartmaktadır.

Türkiye’de de durum da aynıdır. Bugün ülkemizde 112 milyar metreküp olan kullanılabilir su potansiyelinin sadece yüzde 34.8’lik kısmı tüketilmektedir. Böyle bir potansiyeli olan Türkiye, su kaynaklarının sınırlı olmasına rağmen su ihtiyacı ve su problemi olan yoğun nüfus bölgelerinin merkezinde olması nedeniyle suyun ticarileşmesi açısından adeta pilot bölge olarak seçilmiş durumdadır.
Ülkemizde gerçekleşmekte olan 5.Dünya Su Forumu’nun Türkiye’yi bir ticarileştirilmiş su pazarının merkezi haline getirme amacı olduğu açıktır. Zaten Enerji Bakanı Hilmi Güler, akarsuların özelleştirilmesinin bile gündemlerinde olduğunu açıklamıştır. Mevcut siyasal iktidarın, sözde kaynak yaratmak adına uluslararası su tekelleriyle işbirliği içerisinde su kaynaklarını kullanma hakkını 49 yıllığına büyük su şirketlerine devretmeyi planladığı söylenmektedir.

5.Dünya Su Forumu toplantıları, su sorununa çözüm arayan katılımcı, demokratik bir toplantılar dizisi şeklinde sunularak kamuoyu yanıltılmaktadır. Aslında bu toplantılarla, ülkemizin geleceğini, halkımızın yaşamını ipotek altına alacak olan suyun özelleştirilmesi çalışmaları bilimsel, demokratik bir kılıf altında meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu sivil-demokratik görüntü altında ne tür pazarlıkların yapıldığını, su özelleştirmelerinin tüketicilere ve yaşamsal alanlara nasıl etki yaratacağını bilmek tüketicilerin en temel hakkıdır.

Dünyanın bazı bölgelerinde suyun özelleştirilmesi sonucunda yağmur suyunun biriktirilmesinin bile yasaklandığı bilinmektedir. Yine özelleştirilen akarsuların çitle çevrildiği, özel şirketlere bağlı akarsu polislerinin istihdam edildiği, akarsuların, göllerin kullanımının kontöre bağlandığı örnekler mevcuttur. Şimdi ütopik gibi görünen bu uygulamaların, suyun kamusal alandan koparılması sonucunda gelecekte ülkemizde de görülmesi hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Dünyada da örnekleri görüldüğü gibi, suyun özelleştirilmesinin tüketicilere yönelik ilk sonucu ise su faturalarının iyice kabarık olarak gelmesi olacaktır. Zaten hali hazırda bazı belediyelerde uygulanmakta olan elektronik kontörlü sayaçlı su sistemi suyun bu yönde ticarileşmesine doğru atılmış bir adım olarak karşımızda durmaktadır.

Dünya Su Konseyi, piyasa modelini benimseyen belediyelere suyun özelleştirilmesi için önemli misyonlar yüklemiştir. 5.Dünya Su Forumu’nda da Forum’un aktif örgütleyicisi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bu misyon verilmiştir. Ne yazık ki, halkın temsilcisi olan ve ancak halkla işbirliği yapması beklenen belediyeler suyun ticarileşmesi ve kamudan koparılması için faaliyet gösteren uluslararası kapitalist tekellerle işbirliği içerisine girmiş bulunmaktadırlar.

Değerli basın mensupları, değerli tüketiciler,
Tüketici Hakları Derneği olarak su hakkının temel bir insan hakkı olduğunu, suya erişim hakkının tüketicilerin kamusal erk dışında geçici veya sürekli, dolaylı veya doğrudan, hiçbir şekilde devredilemez bir hak olduğunu buradan deklere etmek istiyoruz.

Aslında Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi de sağlıklı ve yeterli suya erişim hakkını teminat altına almaktadır. Buna rağmen bu temel anayasal ilke başka konularda olduğu gibi su konusunda da ihlal edilmektedir. Bu yüzden, tüketiciler olarak, dağıtımı da dahil olmak üzere su hakkının somut olarak anayasada yer almasını, suyun özelleştirilmesinin kesinlikle engellenmesini sağlayacak bir anayasal değişikliğini derhal yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu konudaki önerimizi en kısa sürede Meclis’teki siyasi parti gruplarına ileteceğiz.

Ülkemizin su ile ilgili meselelerinin tekellerin kontrolündeki Dünya Su Forumu’nda değil, halkımızın demokratik iradesinin kontrolünde olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çözüme kavuşturulabileceğini düşünüyoruz.

Bu anlayışla, tüketiciler olarak 5. Dünya Su Forumu’nun suyun, yani yaşamımızın özelleştirme doğrultusundaki faaliyetlerinin sonuna kadar takipçisi olarak halkımızı uyarmaya devam edeceğimizi saygılarımızla kamuoyuna bildiriyoruz.


Turhan ÇAKAR
Genel Başkan