Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 

03.10.2006

BASIN AÇIKLAMASI
BASINA VE KAMUOYUNA

 

Tohumculuk Yasası

TOHUMCULUK YASASI” TÜKETİCİYİ AÇLIĞA MAHKUM EDECEKTİR !!!

BU YASA İLE ÜLKEMİZİN TARIMI VE GIDASI ULUSLARARASI TEKELLERE TESLİM EDİLECEKTİR.

BU YASA İLE YERLİ TOHUM ÇEŞİTLERİ YASAKLANACAKTIR.

ÜLKELERİN TOHUMLARINI YASAKLAMAK, ONLARI SİLAHSIZ İŞGAL ETMEK DEMEKTİR.
 

Bu hafta meclis gündemine “Tohumculuk Yasası” gelmiştir. Meclis gündemine gelen bu yasa evrensel tüketici haklarını çiğneyerek uluslar arası tohum tekellerine önemli haklar sağlamaktadır. Bu yasa Irak'ta savaş sonrasında çıkartılan 81 numaralı kararnameyle benzerlikler göstermektedir. Amerika, işgal ettikten sonra, Irak’ta çiftçilerin tohumluk ayırmasını yasaklamıştır. Bu nedenle, Irak halkı gıda egemenliğini ve güvenliğini yitirmiştir. Şimdi Türkiye aynı tehlike ile karşı karşıyadır.

Bu kanunla, bugüne kadar Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğüne (TAGEM) bağlı enstitüler aracılığıyla yürütülen tarımsal ar-ge sonucunda, TİGEM'e ait çiftliklerde tohumların üretilip üreticilere dağıtıldığı tarımsal sistem tamamen yok edilecektir. Kendi yerel tohumunu ve çeşitliliğini giderek kaybeden çiftçilerimiz 1 kg domates tohumunu 18-20 bin dolar fiyatla almak zorunda bırakılacaktır. Tohum da dahil her türlü girdinin giderek uluslararası şirketlerin eline geçtiği bir sistemde, üretici sözleşmeli üreticilikle, ürettiği ürününü maliyetine ve maliyetinin altında satmak zorunda kalacaktır. Tüketici ise bu ürünü 6 kat daha pahalıya almak zorunda bırakılacaktır

Daha Kalitesiz, Daha Riskli Ama Daha Pahalı

Tohumculuk yasası ile geleneksel tohumlarımızın yerini genetik yapısı değiştirilmiş tohumlar alacaktır. Tarımsal ürünlerin üretim maliyetleri artacaktır. Üretim maliyetleri artan ürünler tüketicilerin sofrasına daha yüksek fiyatlarla girecektir.

Tarımsal üretimde tek tip- GDO’lu - tohumlar, ürün desenini daraltacak, biyolojik çeşitliliğimizi tek tipleştirecektir. Bu da gıda üzerindeki egemenliğimizin ve güvenliğimizin ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Bu da daha kalitesiz üstelik de riskli tarımsal ürünleri daha pahalıya tüketeceğiz demektir.

Ülkemiz Genetiği Değiştirilmiş Ürünlerle İşgal Edilecektir.

Ayrıca biliyoruz ki Türkiye'ye her yıl, 2 milyon tona yakın genetiği değiştirilmiş (GDO'lu) mısır, soya, pamuk ve kolza gibi ürünler hiçbir denetime tabi olmadan girmekte, yem rasyonlarına katılmakta, işlenmekte ve 800 çeşidin üzerinde ürün olarak tüketici sofrasına ulaşmaktadır. Türkiye'de üretimi ve dağıtımı yasak olan GDO'lu tohumlar, bu Yasa Tasarısı ile yasalaştırılmakta ve ülkenin GDO ile işgaline ortam hazırlanmaktadır. Artık yabancı şirketler, gen kaynağı yönünden zengin olan ülkemizde, herhangi bir tohumumuzu, biyoteknolojik yöntemlerle değiştirerek patentleyip sahipleneceklerdir.

Ülkemizin bitki çeşitliliği tüm Avrupa'daki bitki çeşidinden fazladır. Ülkemizde bu bitki çeşidinin 3 bini bu coğrafyaya özgüdür. Toplamda ise 13 bin bitki çeşidine sahip olan Anadolu coğrafyası, gen bankası niteliğindedir. GDO işgali, biyolojik çeşitliliğimiz üzerinde büyük bir tehdit oluşturacaktır. Çiftçinin tohum ayırma hakkı da elinden alınarak yerli tohum çeşitleri de yasaklanacaktır.

AB uyum paketi içersinde görüşülen bu yasanın çıkması halinde kamu tohumculuğu üretimin her alanından çekilecek ve yerini uluslararası dev tarım şirketleri alacaktır. Böylelikle de ülkemizin "gıda güvenliği" ve "gıda güvencesi" bir avuç uluslar arası gıda tekelinin insafına bırakılmış olacaktır.

Genetiği değiştirilmiş tohumlar, ulusal bir biyogüvenlik yasası ile yasaklanmadan, tohumculuk yasasının hazırlığına girişilmesi uluslararası sözleşme düzenine ve Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelere aykırıdır. Bu yasayla GDO’lu tohumların ülkeye girişinin serbest bırakılması ve ticarileşmesi hukuksal güvenceye kavuşacaktır. Oysa bilinmektedir ki GDO’lu tohumlar, çevre ve halk sağlığı açısından riskler taşımaktadır.

Bu tohumlar, biyogüvenlik, biyoçeşitlilik ve halk sağlığı açısından güvenilir değildir. Buna rağmen bu yasanın meclise getirilmesi ülkenin gıda geleceğinin satılması anlamına gelmektedir. Bu durumda ulusal olarak Genetiği değiştirilmiş tohumlarla ilgili kararların ağırlıklı olarak tohum endüstrisi lobilerinin görüşleri göz önüne alınarak değil, tüketici örgütleri, çiftçi örgütleri ve kooperatifleri, ekoloji örgütleri, Ziraat Mühendisleri Odası ve bu konuda görüşü olan nitelikli bilim insanları vb. tüm tarafların da içinde yer aldığı bir çalıştay tarafından belirlenecek kararlar çerçevesinde alınması gerekir.

Tohum Patentlenemez

Ülkemizin yüzlerce yılda oluşturduğu tohum zenginliği, bir avuç çok uluslu şirketin eline teslim edilemez ve patent altına alınamaz. Tohum geleceğimizdir, kar hırsına kurban edilemez. Bilinmelidir ki bu çok uluslu şirketler, tohumlarımızı ve toprağımızı hem bozmaya hem de bizden almaya gelmektedir. Tohum ve gıda aynı zamanda insanlığın ve ülkelerin en stratejik konusudur. Ülkelerin tohumlarını yasaklamak, onları silahsız işgal etmek demektir. Bu nedenle yasa tasarısının meclisten geri çekilmesini istiyoruz. Tüketici Hakları Derneği olarak gıda egemenliğimizi, güvenliğimizi, sağlığımızı ve yaşamımızı tehdit eden, ekolojik yaşamı yok edecek olan, çiftçilerin haklarını gasp eden bu yasa karşısında halkımızı ve ilgili kurumları gerekli önlemleri alması konusunda bir kez daha uyarıyoruz. Tohumlarımızın soframıza birer kanser olarak gelmesini istemiyoruz.


TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ
MERKEZ YÖNETİM KURULU