Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 

13.12.2004

BASIN AÇIKLAMASI
BASINA VE KAMUOYUNA

 

Enerji İçecekleri
 

Tüketici Hakları Derneği, 9 Mart 2004 tarihli Resmi Gazete'de Tarım ve Köyişleri ve Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan " Enerji İçecekleri Tebliği"nin iptali ve bazı maddelerinin yürütmesinin durdurulması için Danıştay 'da dava açmıştır. Yüksek Mahkeme başvurumuzu haklı bularak ilgili tebliğin enerji içecekleri içindeki etken madde limitlerinin yükseltilmesi ile ilgili 5c ve 5d maddelerinin yürütmesinin durdurulmasına oybirliği ile karar vermiştir. Başvurumuz aşağıdaki nedenlere dayanmaktadır.

1. 9 Agustos 2001 tarihinde, çeşitli üniversiteler ile Tarım ve Sağlık Bakanlıkları uzmanlarından oluşan bir bilimsel komisyonunun kararına uygun olarak, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından 6 Şubat 2002 tarihli Resmi Gazete 'de 2002/24 no lu "Enerji İçecekleri Tebliği" yayınlanmıştır. Bu tebliğ yayınlandıktan sonra ürünü daha yüksek oranlarda kafein ve diğer etken maddeleri ihtiva eden bir firma tarafından konu dava konusu yapılmış. Ancak daha yüksek limitlerin kullanılabilmesi sağlamak için ilgili tebliğin iptali konusundaki bu dava, tebliğin kamu sağlığını korumak amacıyla çıkartıldığı dikkate alınarak Danıştay 10. Dairesi tarafından 2003/5280 sayı22/12/2003 sayılı kararı ile red edilmiştir. Ayrıca davaya yapılan itiraz da Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nca red edilmiştir.

2. Konu yasal olarak sonuçlandırılmış iken ve buna ilaveten Tarım ve Köyişleri Başkanlığı'nın teşkil ettiği 2 ayrı Bilimsel Komisyona katılan bilim insanı tüm üyelerin ayrı ayrı limitlerin yükseltilmemesi konusundaki görüşüne rağmen ilgili bakanlıklar tarafından çıkartılan 9 Mart 2004 tarihli yeni"Enerji İçecekleri Tebliği"nde başta kafein miktarı 150 mg/litreden, 350 mg/litreye olmak üzere tüm etken madde limitleri yükseltilmiştir.

Bakanlığın kendi kurduğu bilimsel komisyonların kararlarını dikkate almaması yalnız bu ürünler ile ilgili değil gıda gibi insan sağlığını çok yönlü ilgilendiren bir konuda alacağı diğer kararlarda da güvensizlik doğuracaktır.

Halk sağlığının korunması açısından Yüksek Mahkeme tarafından haklılığının tescil edilmiş olduğu bir konuda Bakanlığın bir öncekinin tam tersi bir Tebliğ çıkartması güvensizlik yaratacak diğer bir unsurdur.

3. Limitlerin yükseltilmesine karşı çıkan bilim insanlarının itirazları başlıca aşağıdaki noktalardadır.

a) Günlük alımda yüksek miktarda kafein alımı kardiyovasküler risk yönünden istenmeyen bir durumdur. Yüksek oranda kafeininin hipertansiyon, taşikardi gibi kardiyovasküler ve anksiete gibi psişik etkilere yol açtığı bilinmektedir. Bu özellikleri ile ürün farmakolojik etkili bir ürün görünümündedir.

b) Bu ürünlerin kullanım alışkanlığının alkol ile birlikte tüketim olarak geliştiği ve bazı ülkelerde tüketiminin % 50 den fazlasının bu yolla olduğu bilinmektedir. Bir diğer istenmeyen kullanım şekli ise bu ürünlerin adlarının yaptığı çağrışımdan dolayı yanlış olarak aşırı fiziksel ekzersiz sırasında kullanıldığı bunun da kafeinin diüretik etkisi sonucu sıvı kaybına bağlı dehidratasyon gelişimine yol açabileceği ihtimalidir.

c) Toksikolojinin temel prensipleri yönünden bir diğer kaygı ise yüksek miktarlarda glukurolakton ve taurinin alımının sağlık yönünden güvenliğinin henüz kanıtlanmamış olmasıdır. Bu konu Avrupa Komisyonu'nun 5 Mart 2003 tarihli Raporunda da belirtilmektedir.

d) Bu ürünün kullanımından sonra İsveç ve İrlanda 'da ölümle sonuçlanan 4 olay tespit edilmiş ve bu ölüm olayları ürün hakkındaki tartışmaları arttırmıştır. Herne kadar bu tip olaylarda ölümün kesin nedeninin tespiti zor ise de ölüm olayları bu ürün hakkındaki sağlık endişelerini arttırmış ve yasaklayan ülkelerin gerekçelerini kuvvetlendirmiştir.(Bu konudaki yabancı gazete haberleri ekte sunulmuştur)

e) Her ne kadar alkol ile tüketilmemesi konusunda etiket uyarısı da yapılsa bu ürünün alkol ile birlikte kullanılacağı, hatta üretici firmaların bunu çeşitli promosyon yöntemleri teşvik ettiği çeşitli ülkelerdeki raporlara yansımıştır. Bu durumda toksikoloji yönünden bir başka risk de kişinin alkol alımını arttırarak ( alkolun depressan etkisi ile oluşabilecek içki doygunluk hali kafeinin uyarıcı etkisi ile ortadan kalkacaktır) alkolün yol açabileceği organ toksisitesi riskini arttırmasıdır.

Yukarıdaki görüşlere rağmen limitlerin israrla yükseltilmeye çalışılması Bakanlık tarafından mevzuatımızın AB mevzuatına uydurulması ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu iddia tümü ile gerçek dışıdır. Avrupa Birliği’nde bu konuda bağlayıcı bir karar yoktur. Böyle bir bağlayıcı bir karar olmadığı içindir ki AB üyesi Fransa ve Danimarka gibi ülkelerde de enerji içeceklerinde 150 mg/litre de den daha yüksek kafein konsantrasyonlarına izin verilmemektedir (Tüketici Hakları Derneği'nin başvurusu üzerine Danıştay'ca iptal edilen yönetmelikte kafein limiti 350 mg/litre) dir. Bu ülkelerin kararlarının haklılığı 6 Şubat 2004 tarihli Avrupa birliği Yüksek Mahkemesi'nin kararı ile tescil edilmiştir. (Bu konudaki gazete haberi ekte verilmiştir).

Fransa, Danimarka gibi AB ülkelerinin yanısıra Norveç, Kanada Japonya, Malezya'da da yüksek oranda kafein içeren enerji içeceklerinin satılması yasaktır.

Halk sağlığı konusunda yukarıda belirtilen risklere ilgili bakanlıklar da katılmaktadır ki bu ürünlerin satılmasını bir dizi uyarıya bağlamıştır. Ancak bu uyarıların şeklen olduğu ve halk sağlığını korumada etkili olmadığı uygulamada anlaşılmıştır. Nitekim Sağlık Bakanlığı ürünler için yürütülen reklam kampanyalarından rahatsızlık duyarak Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Uğurlu imzası ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'ne gıda ve içecek reklamları ile ilgili uyarı yazısı göndermiştir. Söz konusu yazıda medyadaki enerji içecekleri reklamlarının toplumun tüm kesimlerine yönelik yapıldığı ancak enerji içeceklerinin kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli hususlar bulunduğunu hatırlatılarak, enerji içeceklerinin çocuklar, 18 yaşından küçükler, gebe ve emzikli kadınlar, yaşlılar, diyabetikler, yüksek tansiyonu olanlar, metabolik hastalığı olanlar, böbrek yetmezliği olanlar ve kafeine hassas kişiler için tavsiye edilmediğini vurgulanmıştır.Bu yazıda ayrıca yoğun fiziksel aktivite sırasında, sonrasında ve alkol ile karıştırılarak veya beraberinde tüketilmemesi gerektiğine işaret edilmiştir. (bu konudaki gazete haberi ekte sunulmuştur.)

Yukarıda belirtilen hususlar Tüketici Hakları Derneği'nin konuyu amacıyla dava konusu yapmasının halk sağlığının korunması yönünde ne kadar isabetli bir karar olduğunu göstermektedir.


Turhan ÇAKAR
Genel Başkan